30 Temmuz 2026 Perşembe
Gundemnabzi
Akıllı telefonlar ve algoritmaların çocuk ruh sağlığına etkisi

Akıllı telefonlar ve algoritmaların çocuk ruh sağlığına etkisi

Akıllı telefonların yaygınlaşması ve algoritmaların çocuklarda depresyon, kaygı ve uyku sorunlarını artırdığı bildirildi. Uzmanlar 2012 yılını kırılma noktası olarak gösteriyor.

Sağlık Servisiİlk yayın:

Teknolojideki gelişmelerle beraber 2010'lu yılların başında hız kazanan akıllı telefon devrimi, 2012 yılında insanlık için önemli bir dönüm noktası oldu. Bağımlılık yaratan algoritmaların devreye girmesi, bilgisayar oyunlarının ceplere kadar girmesi ve kesintisiz online etkileşim, çocukların ve gençlerin ruhsal dünyasını olumsuz etkiledi. Araştırmalar, 2012 sonrasında çocuklarda depresyon, kaygı bozuklukları, intihar eğilimleri, akran zorbalığı ve cinsiyet algısındaki bozulmalarda ciddi bir artış yaşandığını ortaya koydu.

Araştırma verilerine göre, akıllı telefon kullanımının yaygınlaşmasıyla çocuklarda depresyon vakalarında yüzde 134, kaygı bozukluğu teşhislerinde ise yüzde 106 oranında artış belirlendi. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezinin (CDC) kayıtlarında her 5 çocuktan birinin majör depresyonla mücadele ettiği belirtilirken, klinik vakalarda psikiyatrik ilaç kullanım yaşının 5'e kadar düştüğü saptandı.

Veriler, ruh sağlığındaki gerilemenin intihar eğilimlerine de yansıdığını gösterdi. 16 yaşından küçük kız çocuklarında intihar oranlarının yüzde 0,7'den yüzde 22'ye, erkek çocuklarında ise yüzde 12'ye yükseldiği tespit edildi. Ekran kullanımının uyku düzeni ve zihinsel gelişim üzerindeki olumsuz etkilerine de dikkat çekildi. Buna göre ekran başında geçirilen her 2 saatin uykudan çaldığı, 6 yıl boyunca günde 1 saat eksik uyuyan çocukların zihinsel gelişim süreçlerinde 1 yıla varan gerileme oluştuğu aktarıldı.

Sosyal Medya ve Dijital Güvenlik Eğitim Araştırma Merkezi (SODİMER) Başkanı Prof. Dr. Levent Eraslan, akıllı telefon devrimi ve algoritmik sosyal medyanın çocukları etkileme biçimi üzerine değerlendirmelerde bulundu. Eraslan, 2012 yılının dijital dünya için bir kırılma noktası olduğunu belirterek, internetin bu tarihten sonra sürekli yaşanılan bir ortam haline geldiğini söyledi. Çocukların oyun ve arkadaşlık kurma biçiminin sokaktan ekrana taşındığını ifade eden Eraslan, yüz yüze sohbetin yerini beğeni sayıları ve mesajlaşmanın aldığını kaydetti.

Prof. Dr. Levent Eraslan, zorbalığın telefonla eve kadar takip ettiğini vurgulayarak, daha az uyku, dikkat dağınıklığı, hareketsizlik ve notlarda düşüş görüldüğünü belirtti. Telefonu bırakmama isteğinin (FOMO) çocukları gece geç saatlere kadar ekran başında tuttuğunu ve kaygı ile yalnızlık hissini beslediğini dile getiren Eraslan, çocukların argo öğrenme hızlarının arttığını ve şiddete yönelimin görüldüğünü aktardı.

Sosyal medya platformlarının algoritma sistemine de değinen Eraslan, algoritmaların dijital davranışları çerçeveleyen ve manipüle eden bir uygulamalar bütünü olduğunu söyledi. Sonsuz kaydırma ve bildirimlerin beynin ödül sistemini tetiklemek için tasarlandığını belirten Eraslan, hızlı ve parlak içeriğe alışan zihnin kitap okumak gibi sabır isteyen işlerde zorlandığını, filtrelenmiş yüzler nedeniyle çocuklarda yetersizlik hissi oluştuğunu ifade etti.

Teknoloji şirketlerinin dijital dünyada sorumluluk almaktan kaçındığını belirten Eraslan, gelirlerin ekranda geçirilen süreye bağlı olduğunu ve içeriklerin çocuğu en uzun süre ekranda tutacak şekilde seçildiğini kaydetti. Ebeveyn kontrolleri ve yaş sınırlamalarının çoğunlukla kağıt üzerinde kaldığını belirten Eraslan, şirketlerin çocuk güvenliğini öncelik yapmadığını ifade etti.

Prof. Dr. Levent Eraslan çözüm önerilerini sıralayarak şirketlerin çocuk hesaplarında sonsuz kaydırma ve gece bildirimleri gibi özellikleri kapalı getirmesi gerektiğini belirtti. Devletin yaş sınırlarını pratikte uygulatması, algoritmaları denetlemesi ve çocuk verisini koruyan yasaları sıkılaştırması gerektiğini aktaran Eraslan, okulların dijital okuryazarlığı derslere sokması ve telefon kullanımını sınırlaması gerektiğini kaydetti. Ailelerin yasaklamak yerine rehberlik etmesi, ekransız alanlar belirlemesi ve çocuklara gerçek hayatta spor ve hobi gibi alternatifler sunması gerektiğini belirten Eraslan, sivil toplum kuruluşlarının ise farkındalık programları düzenlemesi gerektiğini ifade etti.

Uzman Psikolog Tuğçe Betül Şenel, dijitalleşmenin hız kazanmasıyla çocuk ve ergenlerin ruh sağlığında keskin değişimler yaşandığını belirtti. Şenel, pandemi sonrası sosyal izolasyon, akademik baskılar ve serbest oyun alanlarının azalmasının tabloyu ağırlaştırdığını vurguladı. Akıllı telefonların başkalarıyla kıyaslanma ve beğeni kaygısı yaratarak kaygı düzeyini tırmandırdığını aktaran Şenel, dijital cihazların sakinleştirme aracı olarak kullanılmasının çocukların duygularını regüle etme becerisini körelttiğini ifade etti.

Uzman Klinik Psikolog Berkay Ateş ise çocukların dışarıda oynamak yerine ekran başında kalıp uykularından çaldığını belirtti. Uykusuzluğun ertesi gün depresif belirtiler yarattığını ve çocuğun ekrana sığındığı bir kısır döngü oluştuğunu kaydeden Ateş, bu durumu deneyimsel yoksunluk olarak tanımladı. Ekranda görülen içeriklerin risk alma, arkadaşlık kurma ve hazzı erteleme becerilerini zayıflattığını belirten Ateş, sosyal onayın metrik ölçümlere dayanmasının özdeğeri olumsuz etkilediğini ve siber zorbalık riskini artırdığını dile getirdi.

Kaynak: Sabah

İlgili Haberler