
Almanya'daki CSD saldırısı sonrası radikalleşme tartışması
Berlin'de 1 kişinin ölümüyle sonuçlanan saldırı, Almanya'da İslamcı radikalleşme tehlikesini yeniden gündeme getirdi.
Almanya'nın başkenti Berlin'de gerçekleştirilen Christopher Street Day (CSD) etkinliğine yönelik, bir kişinin hayatını kaybettiği ve 31 kişinin yaralandığı saldırının ardından ülkede İslamcı radikalleşme tartışmaları hız kazandı. IŞİD bağlantısı şüphesiyle yürütülen soruşturmanın ardından uzmanlar, gençlerin radikalleşmesini engellemeye yönelik önlemlerin artırılması gerektiğine işaret etti.
Federal Başsavcılık tarafından yapılan açıklamada, saldırgan Abdul B.'nin cep telefonunda terör örgütü IŞİD'e bağlılık yeminini içeren bir videonun yer aldığı bildirildi. Saldırıyı gerçekleştiren şüpheli, olaydan bir gün sonra polisin düzenlediği operasyonda vurularak öldürülmüştü.
Erlangen Üniversitesi Avrupa'da İslam ve Hukuk Araştırma Merkezi'nden İslam bilimci Mahmoud Jaraba, bilhassa genç erkekler açısından radikalleşme riskinin yükseldiğine dikkat çekti. Jaraba, radikalleşmeyle mücadele ve topluma entegrasyon programlarına ayrılan bütçenin büyütülmesi gerektiğini savunarak, cami derneklerinin de bu süreçte aktif rol almasının elzem olduğunu kaydetti.
Camilerin genel anlamda bir problem teşkil etmediğini aktaran Jaraba, kimi Selefi oluşumların radikal fikirler yaydığını belirtti. Radikal yapılanmaların sadece ibadethanelerde değil, evlerde ve küçük gruplar içerisinde de faaliyette bulunduğunu dile getiren Jaraba, bu eğilimin büyük şehirlerin yanı sıra kırsal alanlarda da gözlemlendiğini ifade etti.
Radikal içerikli camilerin kapatılmasının tek başına kalıcı bir çözüm sunmadığını vurgulayan Jaraba, yasaklanan bu yapıların kısa süre içerisinde farklı adlar ve adresler altında yeniden faaliyete geçtiğini aktardı.
Jaraba'nın değerlendirmelerine göre, toplum tarafından dışlandığını düşünen, ırkçılık ve ayrımcılığa maruz kalan gençler radikal ideolojilere karşı daha savunmasız hale geliyor. Dağınık aile yapısına sahip, okul hayatında başarısızlık yaşayan veya adli sicili bulunan gençlerin, Selefi grupların vadettiği katı kurallar ve basit çözümler içeren söylemlerden etkilenebildiği belirtildi.
Berlin'deki olayın ardından Almanya Federal Hükümeti Antisemitizmle Mücadele Komiseri Felix Klein da ceza kanununda düzenleme yapılması talebinde bulundu. Klein, 2002 yılına kadar yürürlükte olduğu gibi terör örgütlerine verilen destek ve sempati beyanlarının tekrar suç sayıılmasını talep etti.
Berlin'deki saldırının ülkenin demokratik düzenini, özgür ve çoğulcu yapısını hedef aldığını kaydeden Klein, İslamcı terör tehlikesinin azınlık gruplar açısından büyük bir güvenlik riski barındırdığını ve bu tehdide karşı kararlı bir duruş sergilenmesi gerektiğini dile getirdi.


