29 Temmuz 2026 Çarşamba
Gundemnabzi

Artvin Borçka'daki Uğur 1-2 HES projesinin ÇED süreci sonlandırıldı

Artvin'in Borçka ilçesindeki Macahel Vadisi'nde yapılması planlanan Uğur 1-2 HES projesine ilişkin ÇED süreci, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından durduruldu.

Haber Merkeziİlk yayın:

Uğur İstanbullu'nun aktardığı bilgilere göre, Artvin'in Borçka ilçesindeki Macahel Vadisi'nde hayata geçirilmesi öngörülen Uğur 1-2 HES Projesiyle ilgili Çevresel Etki Değerlendirmesi süreci Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı kararıyla sonlandırıldı. Macahel Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Tekin Özdemir, Türkiye'nin UNESCO tescilli tek Biyosfer Rezerv Alanı olan Macahel-Camili Havzası'nın ekosistemine zarar verecek her türlü girişimin karşısında durmaya devam edeceklerini belirtti.

Bakanlık tarafından durdurulan "Uğur 1-2 HES" projesinin, Ertok Enerji İnşaat ve Sanayi Ticaret Limited Şirketi tarafından Maralköy ile Uğurköy sınırlarında inşa edilmesi planlanıyordu. Projenin yer alacağı bölge, Türkiye'nin ilk ve tek UNESCO Biyosfer Rezerv Alanı olma özelliği taşıyan Macahel Vadisi sınırları içinde yer alıyordu.

Macahel Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Tekin Özdemir, kararla ilgili değerlendirmesinde, Danıştay'ın daha önce Macahel Havzası'nın UNESCO statüsüne dikkat çektiğini hatırlattı. UNESCO korumasının sağlanmasının enerji üretim faaliyetlerinden daha ağır basan bir kamu yararı oluşturduğunu dile getiren Özdemir, geçmişte verilen hukuk mücadelelerine rağmen benzer girişimlerin yeniden gündeme getirilmesini manidar bulduklarını kaydetti. Özdemir, sit alanıyla ilgili dava süreçleri neticesinde projenin sona erdirildiğini ifade etti.

Danıştay kararlarının incelenmesinde, yüksek mahkemenin biyosfer rezerv alanı koruma statüsünü üstün kamu yararı kapsamında ele aldığı ve Türkiye'de başka bir örneği bulunmayan bu bölgenin korunmasına öncelik tanıdığı görülüyor. Danıştay 6. Dairesi'nin kararında, Camili (Macahel) Vadisi'nde hidroelektrik santrali kurulabilmesi amacıyla hazırlanan imar planlarına yönelik uyuşmazlıkta, bölgenin UNESCO tarafından Türkiye'nin ilk ve tek Dünya Biyosfer Rezervi ilan edilmesinin temel hukuki dayanak olduğu vurgulandı.

İlgili kararda, Camili'nin sadece ulusal ölçekte değil, uluslararası düzeyde korunması gereken zengin bir biyolojik çeşitliliğe sahip olduğu belirtildi. Havzanın flora, fauna, habitat, yaşlı doğal ormanlar ve endemik bitki türleri açısından bütüncül biçimde korunmasının şart olduğu, biyosfer rezervi niteliğinin planlama ile yatırım süreçlerinde göz ardı edilemeyeceği aktarıldı. Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi ile Anayasa'nın 56 ve 90. maddeleri kapsamında, bu tür uluslararası korumaya sahip alanlardaki planlama kararlarının uzun vadeli ekolojik analizlere dayanması gerektiği kaydedildi.

Kararın en dikkat çekici boyutunu "üstün kamu yararı" kıstası oluşturdu. Danıştay, elektrik üretiminin kamu yararı içerdiğini kabul etmekle birlikte, UNESCO Dünya Biyosfer Rezervi ilan edilen Camili Vadisi'nin doğasına ve canlı yaşamına telafisi imkansız zararlar verecek HES projeleri karşısında üstün kamu yararının enerji üretiminde değil, biyosfer rezervinin korunmasında yer aldığını açıkça belirtti. Kararda, elektriğin farklı yöntemlerle üretilebileceği ancak UNESCO tescilli vadinin korunmasının öncelikli olduğu vurgulanarak, bu statünün üstün kamu yararının tayininde temel kriter kabul edildiği ifade edildi. Bu yönüyle karar, Türkiye'deki biyosfer rezerv alanlarının yargı yoluyla korunmasında en güçlü Danıştay içtihatları arasında yer alıyor.

Bölge halkı adına açıklama yapan Tekin Özdemir, HES girişimlerine karşı bugüne kadar gösterilen direncin hukuki yollarla süreceğini belirtti. Özdemir, Türkiye'nin UNESCO onaylı tek Biyosfer Rezerv Alanı olan Macahel-Camili Havzası'nın doğasını tehdit edecek tüm projelerin karşısında kararlılıkla duracaklarını kamuoyuna duyurdu.

Kaynak: Haberler.com

İlgili Haberler