
Çerçeve yasa taslağı Meclis yolunda: Hukukçulardan tepki
Yeni çözüm sürecinin yasal altyapısını oluşturacak çerçeve yasa taslağının Meclis'e sunulması beklenirken, içeriğinin kamuoyundan saklanması hukuk çevrelerinde tartışma yarattı.
İktidarın “Terörsüz Türkiye”, DEM Parti’nin ise “Barış ve Demokratik Toplum” adını verdiği yeni çözüm sürecinin yasal zeminini oluşturacak çerçeve yasa taslağı Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne geliyor. Adalet ve Kalkınma Partisi'nin bugün akşam saatlerinde ya da yarın sabah TBMM Başkanlığı’na vermesi öngörülen düzenlemenin detayları hâlâ gizli tutuluyor. Milyonlarca vatandaşı ilgilendiren metnin kamuoyundan saklanması, hukukçular arasında sert eleştirilere yol açtı.
Cumhuriyet’e açıklamalarda bulunan hukuk uzmanları, geniş kitleleri etkileyecek bir kanunun kapalı kapılar ardında şekillendirilmesine karşı çıktı. Meclis süreci başlamadan evvel taslak metnin Abdullah Öcalan’a iletildiği iddialarının, demokrasi ve yasama mekanizması bakımından ciddi sonuçlar doğuracağını dile getirdiler.
Avukat Uğur Poyraz, kanun tekliflerinin ilk olarak Meclis'e sunulup ilgili komisyonlarda ele alınması gerektiğini vurgulayarak, mevcut durumda bunun tam zıttının yapıldığını ifade etti.
“Tartışma yaratan bu taslağın detaylarını ne millet biliyor ne de milletvekilleri. Fakat ne yazık ki halktan saklanan bu metnin, cezaevinde bulunan Abdullah Öcalan’ın denetimi ve onayından geçtiği dile getiriliyor. Şimdi de Gazi Meclis’ten bu duruma onay talep ediliyor.”
Poyraz, “eşit yurttaşlık” kavramı etrafında yürütülen tartışmalara da değinerek şu değerlendirmeleri yaptı: “Askerlik süresi Kürt kökenli yurttaş için farklı mı uygulanıyor? Vergi yükümlülükleri değişiyor mu? Eğitim, iş dünyası, bürokrasi ve siyaset alanlarında kısıtlama mı yaşıyorlar? Bunların yanıtı ortadadır. Ardından karşımıza anadilde eğitim başlığı çıkarılıyor. O vakit Lazca, Çerkesçe, Arapça ve Pomakça için de benzer adımlar atılacak mı? Bunun sonu gelmez. Toplumu etnik kimliklere göre ayrıştırırsanız ulus devlet yapısı zarar görür.”
Taslak metnin halktan gizlenmesini eleştiren Poyraz, düzenlemenin referanduma götürülmesi çağrısında bulunarak, “Çıkarsınlar halkın önüne. Yüzde 50+1 desteğini alabiliyorlar mı görelim. Şehit yakınları, gaziler ve bu toplum bu sürece ne diyecek herkes şahit olsun. Halktan çekindikleri için metni saklı tutuyorlar” dedi.
Avukat Ömer Eminağaoğlu ise yasa hazırlık aşamasının demokratik temellerden uzak bir biçimde yürütüldüğünü öne sürdü. “Kürt sorununun çözümünden bahsediliyor ancak yasa tasarısı ne Kürt vatandaşlarla ne de Meclis’teki muhalefet partileriyle paylaşılıyor. Süreç boyunca MİT’in Kandil’le, iktidarın ise İmralı ile temas kurduğu konuşuluyor. Eğer tablo bu şekildeyse buradaki gaye demokratikleşme değil, PKK’yı meşrulaştırma çabasıdır.”
Eminağaoğlu, taslağın öncelikli olarak Abdullah Öcalan’ın onayına sunulduğu iddialarının gerçeği yansıtması durumunda bunun TBMM’nin iradesini tartışmaya açacağını belirtti ve şu ifadeleri kullandı: “Halk adına yasa çıkaran mercii TBMM’dir. Eğer tasarı önce İmralı’ya götürülüp sonrasında Meclis’e sevk ediliyorsa bu durum, halk egemenliğine ve Gazi Meclis’in manevi kimliğine gölge düşürür.”
Amerika Birleşik Devletleri'nin 2027 mali yılı bütçesinde PKK ve uzantılarına fon ayrıldığına dair iddiaları da hatırlatan Eminağaoğlu, sürecin şeffaf bir şekilde yürütülmediğini savundu.
“Kalıcı barıştan söz ediliyor fakat yasa taslağı bir devlet sırrı gibi saklanıyor. Toplumsal uzlaşı sağlanmaksızın bir 'oldu bitti' ile Meclis’ten geçirilmek isteniyor. Bu yaklaşım, hukuk devleti ilkesini de tartışmalı bir boyuta taşıyor.”







