30 Temmuz 2026 Perşembe
Gundemnabzi
Dijital dizilerde cinsellik ve mizah tartışması

Dijital dizilerde cinsellik ve mizah tartışması

Sosyal medyadaki dijital yapımlarda artan cinsellik içeren espriler, sosyolojik açıdan masaya yatırıldı.

Dış Haberler Servisiİlk yayın:

Son yıllarda internet yayıncılığındaki dizilerde cinsel içerikli esprilerin çoğalması kültürel arenada önemli bir tartışma konusu haline geldi. Bazı kesimler bu durumu toplumsal dönüşümlerin bir aynası olarak değerlendirirken, diğerleri pazar payını korumak isteyen platformların rekabet stratejisi şeklinde yorumluyor.

Bu çerçevede, uzman isimlerle yapılan değerlendirmelerde, söz konusu konunun sosyolojik ve medya odaklı boyutları ele alınıyor. Yapılan analizlerde, dijital platformlardaki komedi yapımlarında beden ve cinsiyetin neden sıradan bir güldürü aracına indirgendiği sorgulanıyor.

Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan sosyal çalışmalar uzmanı Yaser Arap, bu durumun yaratıcı bir tercihten ziyade yapısal bir kısayol olduğunu vurguluyor. Yoğun yapım baskısı, özgün fikir kıtlığı ve yayıncıların ticari kaygılarının, cinsel esprileri en pratik güldürü unsuru haline getirdiğini belirtiyor. Zamanla yarışan yazarların derin komedi durumları tasarlamak yerine en hızlı karşılık alan yöntemlere yöneldiğini, bunun da maliyeti en düşük güldürü aracı olduğunu ifade ediyor.

Öte yandan ortada karşılıklı beslenen bir döngünün bulunduğuna dikkat çekiliyor. Cinsellik barındıran bir yapımın ilgi görüp başarı yakalaması, diğer yapımcılar için hızlı bir örnek teşkil ediyor ve bu durum zamanla kârlılık ile cazibe kriterine dönüşerek tüm sektörü etkiliyor.

Bu artışın kültürel bir evrim mi yoksa izleyiciyi ekran başında tutma savaşı mı olduğu sorusuna yanıt arayan Arap, meseleyi tek bir nedene indirgemenin doğru olmadığını söylüyor. Kültürel altyapının bir zemin hazırladığını ancak asıl yönlendiricinin dikkat ekonomisi ile platformlar arası rekabet olduğunu dile getiriyor. Başarılı bulunan bir şakanın diğer yapımcılar tarafından hemen kopyalandığını çünkü bunun test edilmiş bir formül olarak görüldüğünü aktarıyor.

Cinsel mizah ile bayağılık arasındaki çizginin neye göre belirlendiği konusunda ise net bir sınırın olmadığını, bunun tamamen anlatının dokusuyla ilgili olduğunu kaydediyor. Eğer espri karakter gelişimine veya hikayenin akışına hizmet ediyorsa komedi sınırlarında kaldığını, ancak öyküden koparak sadece anlık kahkaha amaçlı kullanıldığında ucuzluğa kaydığını belirtiyor.

İnternet dizilerinin toplumu sadece yansıtmakla kalmayıp aynı zamanda yeni normlar inşa ettiğini belirten uzman isim, sürekli tekrarlanan dil ve esprilerin zamanla olağan bir duruma evrildiğini ifade ediyor. Başlangıçta yadırganan bazı yaklaşımların ilerleyen dönemlerde standart komedi kalıplarına dönüştüğünü söylüyor.

Bu akımın yeni neslin konuşma ve şakalaşma biçimlerini dönüştürdüğüne işaret eden Arap, sadece birkaç sahnenin izlenmesinden ibaret olmayan sürekli bir dil maruziyetinden bahsediyor. Daha önceleri mahrem veya sınırlı kalan konuların bu sayede günlük diyaloglara rahatça sızdığını ve bireylerin bunun sonuçlarını çok da sorgulamadığını dile getiriyor.

Normalleşme olgusunun sadece ahlaki bir mesele olmadığını, doğrudan dilin kendisini değiştirdiğini vurgulayan uzman, medya araçlarının neyin konuşulabilir ve neyin komik olduğunu belirlediğini aktarıyor. Eskiden tabu sayılan bazı ifadelerin medya tekrarı sayesinde yaygın dile katıldığını, toplumun temel değerlerinin aynı hızda değişmese bile dilin dönüştüğünü ifade ediyor.

Bu içeriklerin toplumu yansıttığı tezinin çoğunlukla somut verilerden ziyade genel bir izlenime dayandığını belirten Arap, iddianın geçerli olabilmesi için bu esprilerin hangi sıklıkta, hangi türlerde ve ne ölçüde izleyici bulduğunun veri tabanlı incelenmesi gerektiğini vurguluyor.

Platformların rolüne değinilerek yapılan değerlendirmede, bu mecraların içerik denetçisinden ziyade ekonomik modellerin belirleyicisi olduğu ifade ediliyor. Asıl meselenin neyin serbest olduğu değil, neyin daha çok izlendiği ve yüksek finansal getiri sağladığı olduğu belirtiliyor.

Dünya örneklerine bakıldığında cinsel mizahın güçlü bir hikaye örgüsüyle harmanlandığında ana akım haline geldiği, ancak öykünün zayıf kalıp şakanın tek amaç olduğu durumlarda hızla tüketilip kenara itildiği ifade ediliyor. Ancak bu deneyimlerin Türkiye'nin kültürel yapısı birebir gözetilmeden doğrudan kopyalanamayacağı da ekleniyor.

Bu tekrarların senaryo zayıflığından ziyade medyadaki mizah işlevinin dönüşümüne işaret ettiği, komedinin anlık tepki üreten bir araca evrildiği belirtiliyor. Akımın bu şekilde sürmesi durumunda bir tükenme noktasına geleceği ve sürekli sınırları zorlamak zorunda kalacağı ifade ediliyor.

Son olarak günümüzün 'gösterge evreni' olarak nitelendirilen bir dünyada yaşandığına dikkat çekilerek, ekran önüne gelen her olgunun daha fazla etki yarattığı vurgulanıyor. Siyasal alandaki değişim imkanlarının kısıtlandığı dönemlerde toplumsal muhalefet enerjisinin kültüre kayabildiği, bu bağlamda bazı normların yıkılmasının sanatsal tercih ötesinde sembolik bir eylem olarak da okunabileceği ancak bunun tek açıklama olamayacağı belirtiliyor.

Kaynak: Mehr News (EN)

İlgili Haberler