DNA'nın kişiliğimiz üzerindeki etkisi sınırlı: 1 milyon kişi incelendi
Uluslararası araştırmalar, kişilik geninin var olmadığını ve karakterimizin şekillenmesinde çevresel faktörlerin daha etkili olduğunu ortaya koydu.

Bir insanın karakteri doğuştan mı gelir yoksa sonradan gelişir mi? Bu soru, bilim dünyası ve toplumda uzun süredir tartışılıyor. Merak, hırs ve vicdan gibi özelliklerin zamanla geliştiği düşünülürken, bilim kişiliğin genetik bir bileşeni olduğunu savunuyor.
Tek yumurta ikizleri ile çift yumurta ikizleri arasındaki kişilik benzerlikleri, DNA'nın etkisini ortaya koyuyor. Uluslararası bir araştırmacı konsorsiyumu, 2 Eylül'de Nature dergisinde yayımlanan çalışmayla, genetik varyantların kişilikle ilişkisini ele aldı. Araştırma, 1,14 milyon kişiden elde edilen verileri analiz ederek, genom boyunca yayılmış 1260 genetik varyant belirledi.
Bu varyantların 824'ü daha önce kişilikle ilişkili olarak bilinmiyordu. "Büyük Beşli" kişilik özellikleri ile hangi DNA varyantlarının ilişkili olduğu incelendi. Ancak bulgular, kişiliğin doğrudan DNA üzerinden tahmin edilemeyeceğini, sadece belirli genetik varyantların belirli davranışları etkileyebileceğini öne sürdü.
Araştırmanın sonuçları, genetiğin kişilik üzerindeki etkisinin yıllardır sanılanın aksine çok daha sınırlı olduğunu gösterdi. İkizler üzerindeki klasik araştırmalar, kişiliğimizin %40 ila 60’ının genlerden geldiğini savunurken, yeni çalışmalar bu oranı %5 ile 10 arasında gösteriyor. Bu, kişiliğimizin şekillenmesinde çevremizin, yaşadığımız deneyimlerin ve aldığımız eğitimin daha belirleyici olduğunu ortaya koyuyor.
Bilim insanları, DNA haritamızda kişilikle ilişkilendirilebilen 1200'den fazla nokta bulsalar da, bu noktaların her biri çok küçük etkiler bırakıyor. Toplamda bile kişiliğin sadece %5 ile %10'unu kapsıyor. Geriye kalan büyük alan, içinde büyüdüğümüz kültür, yaşadığımız olaylar ve sosyal çevremiz tarafından şekillendiriliyor.
Ailenin etkisi ise beklenenden düşük. Araştırmalar, kardeşler ve çocuklar arasındaki genetik etkilerin genel popülasyondaki ile aynı kaldığını gösteriyor. Bristol Üniversitesi'nden Dr. Michel Nivard, eğitimin etkili olduğu alanlar ile kişilik üzerindeki etkilerin farklılık gösterdiğini vurguladı.
Eğitim başarısı için eğitim genleri ile destekleyici ortamlar arasında açık bir ilişki bulunurken, kişilik için bu etki neredeyse yok. Araştırmanın önemli bulgularından biri de “kişilik geni”nin olmadığıdır. Araştırma, genetik varyantların her birinin yalnızca mikroskobik etkisi olduğunu ve bireylerin kişiliğini güvenilir şekilde tahmin etmenin mümkün olmadığını ortaya koydu.
Dr. Nivard, genetik bir testin kişinin kişiliğini belirleyemeyeceğine inanıyor. Çalışmada, deneyime açıklık ile ilişkili genetik varyantların, orta yaşta kozmopolit mahallelere taşınma olasılığını artırdığı tespit edildi. Vicdanlılık ise varlıklı yerleşim bölgelerine yerleşmeyle bağlantılı.
Deneyime açıklık, gece aktiviteleriyle ilişkilendirilirken, vicdanlılık gündüz aktiviteleriyle bağdaşmakta. Ayrıca vicdanlılık, daha düşük sigara içme oranları ve vücut kitle indeksi ile de ilişkili. Beş temel kişilik özelliğinden uyumluluk, en karmaşık analiz edilen özellik oldu.
Araştırmacılar, ülkeler arasında zayıf genetik korelasyonlar buldu. Dr. Nivard, uyumluluk kavramının kültürler arasında farklı anlaşılabileceğini belirtti. Yeni deneyimlere açıklık ile genetik profillerin psikopatoloji riski ile ilişkilendirildiği görüldü.
Dr. Nivard, henüz kesin bir açıklama getiremiyor. Araştırmanın en büyük keşfi, henüz yayımlanmamış bulgularında. Veri setinin genişliği, genetik, sosyoloji, psikoloji ve psikiyatri alanlarında yeni araştırmalara olanak tanıyor.
Araştırmanın başarı kaynağı, genetiğin kişilikteki rolünü büyük veri ile kanıtlamakta yatıyor. Dr. Nivard, kişiliğin şekillenmesinde genetiği çevreyle karşılaştırmanın eski bir yaklaşım olduğunu ve insanların buna bağlı kalmaktan vazgeçmesi gerektiğini belirtti.







