İnsan beyninin evrimi: Et kadar şeker de önemli rol oynadı
Bilim dergisi Science'da yayımlanan araştırma, insan beyninin büyümesinde şekerin kritik rol oynadığını ortaya koyuyor. Gebe ve emziren kadınların glikoz ihtiyacının ise en yüksek seviyede olduğu vurgulanıyor.

İnsan evrimi konusunda genelde et tüketimi ve protein ağırlıklı beslenme ön planda tutulmuştur. Ancak, Science dergisinde yayımlanan bir çalışma, insan beyninin gelişiminde şekerin de en az et kadar önemli olduğunu gösteriyor. Yaklaşık 4 milyon yıl önce, şempanzelerle paylaştığımız atalarımız olgun meyvelere dayalı bir beslenme düzenine sahipti.
Omnivor bir diyete geçişle birlikte günlük enerji alımındaki şeker oranı üçte bir azalmış olsa da, beynimiz büyümeye devam etti. Günümüzde beyin, vücut ağırlığımızın %2’sini oluşturmasına rağmen, harcanan enerjinin %20’sini kullanıyor. Beyin hacminin 300 gramdan 1500 grama ulaşması üzerine çalışan araştırmacılar, Sidney Üniversitesi’nden Prof. Jennie Brand-Miller ve Glasgow Üniversitesi’nden arkeolog Karen Hardy liderliğinde 6 farklı evrimsel aşamayı içeren bir model geliştirdi.
Bu model, Australopithecus afarensis (Lucy), Homo habilis ve Homo erectus aşamalarından geçerek modern insan (Homo sapiens) beyin hacminin nasıl arttığını araştırıyor. Araştırma, etten elde edilen yağ ve proteinlerin yanı sıra, meyve, yumru ve tahıllardan alınan glikozun metabolizmayı desteklemede kritik bir rol oynadığını ortaya koyuyor.
Ayrıca, araştırmacılar glikoz talebinin en yüksek olduğu grubun gebe ve emziren kadınlar olduğunu belirtiyor. Yetişkin erkeklerin günlük glikoz ihtiyacı 150-200 gram arasında değişirken, hamilelik dönemindeki kadınların ihtiyacı, fetüs ve plasentanın enerji talepleri nedeniyle 200-250 grama kadar çıkıyor.
Bu durum, evrimsel süreçte glikoz dengesinin bozulmasının en çok bu kadınları etkilediğini gösteriyor. Ateşin kullanımı konusunda farklı görüşler mevcut. Katalan İnsan Paleoekolojisi ve Sosyal Evrim Enstitüsü'nden (IPHES) Dr. Marina Lozano, omnivor diyetin beyin evrimindeki rolünü vurgularken, ateşin kullanım tarihine de dikkat çekiyor.
Dr. Lozano, Homo antecessor ve pre-Neandertallerin yemek pişirmek için ateş kullanmadığını belirtirken, ateşin yaygın kullanıma geçişinin Neandertallerle başladığını ifade ediyor.
Son olarak, araştırmacılar antik dönemlerdeki meyve ve doğal lif kaynaklarından alınan şeker ile günümüzdeki işlenmiş şekerler arasındaki büyük farka da dikkat çekiyor.
Modern dünyada yüksek oranda erişilebilir olan rafine şekerlerin besleyici mikro besinlerden yoksun olduğunu belirten uzmanlar, antik dönemde beyni besleyen şekerin günümüzde metabolik hastalıklara yol açtığını vurguluyor.







