
Doç. Dr. Vahap Coşkun: Çerçeve yasa ile Kürt meselesi önemli oranda çözülecek
Dicle Üniversitesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Vahap Coşkun, çerçeve yasa teklifi ile Kürt meselesinin şiddet boyutunun çözülebileceğini belirtti.
Diyarbakır'da Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde öğretim görevlisi olan Doç. Dr. Vahap Coşkun, 2013 yılındaki çözüm sürecinde Akil İnsanlar Heyeti'nde yer almıştı. Coşkun, "çerçeve yasa" teklifine ilişkin değerlendirmesinde, "Türkiye, Kürt meselesinin şiddet boyutunu bu yasa teklifiyle önemli oranda çözecek gibi görünüyor. Ancak geri kalan yasal ve anayasal taleplerin de çözülmesi gerekiyor ki, bu barış iklimi kalıcı hale gelsin" dedi. Coşkun, yasa teklifinin PKK mensuplarının tamamını kapsamadığını belirterek, "Yasa, PKK mensuplarının bir kısmının silahsızlandırılmasını öngörüyor. Yasa kapsamında örgüt kurucuları, yöneticileri, örgüt adına propaganda yapanlar ve örgüte yardım ve yataklık edenler, haklarında kovuşturma ve soruşturma bulunan kişiler, bu yasadan faydalanabilecekler. Kovuşturma ve soruşturmalardaki sürelere göre belirli erteleme süreleri öngörülüyor. 15 yıla kadar olanlar için 5 yıl, 15 yıl ve üstü için ise 10 yıllık erteleme süreleri var" diye konuştu. Coşkun, yasadan faydalanamayacak iki grup olduğunu söyleyerek, "Bunlardan biri adam öldürme suçlarına dair kovuşturma ve soruşturması olanlar, diğeri ise 2005 yılından önce müebbet ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılanlardır. Bu yasayı bir ilk adım olarak değerlendirmek gerekiyor. Süreç ilerledikçe başka düzenlemelerin de olabileceğini düşünüyorum" ifadelerini kullandı. Yasanın bölgedeki halkın sürece olan güvenini artırdığını kaydeden Coşkun, "Bölgede iki yıldır devam eden çözüm sürecine ciddi bir destek var. Bu desteğin artması ve sürece olan güvenin yükselmesi için somut adımlar atılması şart. İnsanlar destek vermelerine rağmen somut adımlar atılmaması sürece yönelik kuşkuları artırıyordu. Daha önceki birçok süreç başarılı neticelerle tamamlanmadı. Şimdi ise bu yasanın Meclis’e gelmesi, Meclis’ten çıkması toplumdaki güven duygusunu artıracak. Yasanın somut sonuçlarını görmek, hapisten çıkan insanların durumu ve Avrupa'dan dönenlerin dağdan inmesi sürece duyulan güveni daha da arttıracaktır" dedi. Coşkun, 2013'teki çözüm süreci ile bugünkü süreç arasında iç ve dış siyaset açısından farklar olduğunu belirtti. 2013-2015 çözüm sürecinin bugünkü kadar elverişli olmadığını kaydeden Coşkun, o dönemde MHP'nin ve ana muhalefet partisi CHP'nin sürece karşı etkili bir muhalefetinin bulunduğunu belirtti. Bugün ise İYİ Parti dışında bütün partilerin sürece destek verdiğini ifade etti. "Bu durum, sürecin demokratik meşruiyeti ve siyasal mutabakat açısından önemli bir parametre. Meclis’te bir komisyon kuruldu ve bütün partiler bu komisyona katıldı. Ortak bir rapor ortaya çıktı ve tüm partiler bu rapora imza attı. Dolayısıyla hem toplumda hem de siyasal alanda bir mutabakat bulunuyor" dedi. Ayrıca, dış dinamiklerin de 2013-2015 çözüm sürecine göre daha etkili olduğunu belirtti. Coşkun, "O dönemde Avrupa Birliği ve Amerika'dan sürece yönelik destek yoktu. Ancak bugün bölgesel faktörler sürecin başarılı olması için önemli bir noktada duruyor. Sürecin mimarisi de farklı. 2013-2015 çözüm sürecinde önce demokratikleşme adımları atılacak denirken, şimdi PKK'nın silah bırakması ilk gündem maddesi haline geldi. Önce silahlar bırakılacak, ardından siyasette adımlar atılacak" dedi. 1993'ten bu yana Türkiye'de çeşitli çözüm süreçlerinin denendiğini belirten Coşkun, "Bu süreçlerin çoğu toplumun bilgisi dahilinde ya da gizli yürütüldü. Ancak bu sefer güçlü bir adım atılıyor. Daha önce hiç bu aşamaya gelinmemişti. Bu durum insanları daha ümitvar kılıyor" dedi. Ayrıca, yasada gizli af olduğu iddialarını da değerlendirdi. Coşkun, "Yasa teklifinde herhangi bir aftan söz edilmiyor. Ancak bazı hukukçular arasında erteleme sürelerinin af olarak nitelendirileceğine dair tartışmalar var. Eğer yasa Meclis’te 360 milletvekiliyle kabul edilirse bu af tartışması da tali konuma düşecektir" ifadelerini kullandı. Yasa teklifiyle ilgili kullanılan terimlere de dikkat çeken Coşkun, "Bu konuda eleştiriler yapılabilir. Kullanılan terimlerin bazıları eleştirilebilir, daha belirgin hale getirilmesi istenebilir. Meclis’teki komisyon görüşmelerinde bu konuların ele alınacağını düşünüyorum" dedi. Coşkun, sürecin amacının PKK'nın silahsızlandırılması olduğunu vurgulayarak, "Süreçte Kürt meselesine ilişkin atılacak adımlar ise siyaset alanına bırakılacak. Sürecin amacı, silahın egemenliğinin kalkmasıdır. Kürt meselesine ilişkin talepler, siyasi koşullar içerisinde değerlendirilmelidir" diye konuştu. Ayrıca, Kürt meselesindeki taleplerin yasal ve anayasal talepler olduğunu belirten Coşkun, "Bu talepler, yerel yönetimlerin yetki artırımı, kapsayıcı vatandaşlık anlayışı ve kültürel haklar gibi konuları içeriyor. Türkiye, Kürt meselesinin şiddet boyutunu bu yasa ile önemli oranda çözecektir; ancak diğer yasal ve anayasal taleplerin de çözülmesi gerekiyor ki, barış iklimi kalıcı hale gelebilsin" şeklinde sözlerini tamamladı.







