
Fransa'da rekor kuraklık ve sıcaklıklar yangınlarla mücadeleyi zorlaştırıyor
Fransa, tarihinin en büyük yangın sezonuyla karşı karşıya kalırken, aşırı sıcaklar ve kuraklık alevlerle mücadeleyi güçleştiriyor.
Fransa, tarihinin en büyük yangın sezonuyla karşı karşıya kalırken ülkede olağanüstü kuraklık ve aşırı sıcaklar alevlerle mücadeleyi daha da güçleştiriyor. Mayıs 2026'dan bu yana bir dizi sıcak hava dalgasının etkisi altına giren Fransa'da haziran ayında sıcaklık ortalaması rekor seviyelere ulaştı. Temmuzdaki sıcak hava dalgası ise ülke tarihinde kaydedilen en uzun üçüncü sıcak hava dalgası oldu. Ayrıca Fransız ana karasının üçte birinden fazlasında kuraklık da alarm verici seviyelere çıktı. Avrupa Kuraklık Gözlemevi verilerine göre, temmuzun 2. ve 3. haftasında Fransa ana karasındaki toprakların yüzde 96,5'i kurudu. Üçü hariç tüm vilayetlerde farklı seviyelerde su kısıtlamaları uygulanıyor. Fransa bir yandan rekor seviyede sıcaklık ve kuraklıkla mücadele ederken, diğer yandan tarihinin en büyük yangın sezonunu yaşıyor. Uzmanlar iklim değişikliğinin sonuçlarından olan rekor sıcaklıkların ve kuraklığın yangınların doğrudan nedeni olmasa da mücadeleyi zorlaştırdığını belirtiyor. Fransa Ulusal Bilimsel Araştırma Kurumu (CNRS) bünyesinde faaliyet gösteren ve UPPA Üniversitesi'nde iklim ve çevre uzmanı olarak görev yapan Christine Bouisset, ülkede devam eden yangınlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Bouisset, Fransa'da çıkan 10 yangından 9'unun kasıtlı ya da kasıtsız insan kaynaklı olduğunu, insan kaynaklı nedenlerin de yaklaşık üçte ikisinin günlük aktiviteler, kazalar ve dikkatsizlikle bağlantılı olaylar dahil kasıtlı olmayan eylemlerden oluştuğunu belirtti. Doğrudan olmasa da iklim değişikliğinin de yangınlar üzerinde etkili olduğunu söyleyen Bouisset, bu alışılmadık orman yangınlarından sorumlu üç ana faktörün yanıcı bitki örtüsünün varlığı, kuraklık ve sıcaklık olduğunu ifade etti. İklim değişikliğinin bu faktörlerden ikisini etkilediğini bildiklerini aktaran uzman, bu yıl Fransa'da olağanüstü kuraklık ve sıcaklık yaşandığını, iklim değişikliğinin Fransa'da doğrudan yangın riski yaratmadığını ancak durumu kötüleştirdiğini vurguladı. Bouisset, yangın sezonlarının normal ortalamalara kıyasla artık çok daha erken başladığını ve daha geç sonlandığını, coğrafi olarak çok farklı alanlara yayıldığını dile getirdi. Gironde'da binlerce hektar alanın yok olduğu yangının eşi benzeri görülmemiş bir durum olduğuna işaret eden Bouisset, ülke genelinde bu yıl 116 bin hektar alanın yandığını hatırlatarak bunun rekor seviyede olduğunu kaydetti. Mevcut istatistik sisteminin 2006'ya kadar uzanan Avrupa verilerinin kullanımına dayandığını belirten Bouisset, Fransa'da daha önce hiç böyle rakamlar görülmediğini ve istatistik tutmaya başladıklarından beri bu kadar şiddetli bir yangın mevsimi yaşanmadığını bildirdi.
Yangınların giderek daha şiddetli ve sık hale geldiğine dikkati çeken Bouisset, sadece Fransa'dakiler değil dünya genelinde görülen yangınlarla mücadelede mevcut araçların artık yeterli olmadığını ifade etti. Riskten bahseden ve kaynakların süresiz olarak artırılmasının kalıcı bir çözüm olmadığını değerlendiren Bouisset, bilimsel verilerin gösterdiği gibi yalnızca yangın söndürmeye odaklanmanın maliyetli olacağını ve kamu maliyesi için sürdürülemez bir durum yaratacağını belirtti. İtfaiyeci bulmanın zorluğuna da değinen Bouisset, bu nedenle itfaiyeci sayısının süresiz olarak artırılamayacağını vurguladı. Sadece kriz anıyla ve yangın söndürmeyle sınırlı kalınmaması gerektiğini aktaran uzman, teoride çözümlerin bilindiğini ancak bunların uygulanmasında sorunlar yaşandığını ifade etti.
Bilimsel verilerin ve iklim değişikliğinin gidişatının, gelecek yıllarda dünya genelinde yangın riskinin artacağına ve yangınların daha yıkıcı hale geleceğine işaret ettiğini aktaran Bouisset, bu yıkımı sınırlandırmanın insanlara bağlı olduğunu söyledi. Yangınların önlenmesi için mucize bir çözüm olmadığını belirten Bouisset, mücadelenin tüm çözüm senaryolarının ve araçlarının etkin kullanımıyla güçlendirilebileceğini kaydetti. Bu durumun daha iyi orman yönetimi ile arazi kullanımının ve özellikle kentleşmenin daha iyi düzenlenmesi anlamına geldiğini belirten Bouisset, Gironde bölgesinin çok güçlü nüfus artışı yaşayan bir bölgede olduğunu, etkilenen nüfusun artık kırsal değil karar vericiler de dahil olmak üzere kentsel nüfus olduğunu dile getirdi. Halkın yangınlara karşı bilgilendirilmesi gerektiğinin altını çizen Bouisset, kamusal farkındalığın bugün büyük ölçüde medya araçlarıyla sağlandığını ancak sahada bölge sakinleri, belediyeler ve yerel seçilmişler arasında eğitim eksikliği olduğunu belirtti. Yalnızca kriz anındaki müdahalenin etkin bir yöntem olmadığını yineleyen Bouisset, çözümün uzun vadeli önlemler de dahil olmak üzere her aracı bir araya getirmek olduğunu ifade etti. Fransa'da bu yıla kadar görülen yangınların nispeten daha az hasara yol açtığını söyleyen Bouisset, böylesi büyük yangınların ardından yeniden inşa ve mağdurlara destek konusunda kriz sonrası yönetimin güçlendirilmesi gerektiğini kaydetti ve yangınlarla yaşamayı öğrenilmesi gerektiğini belirtti. Yangınlar sonrası ormanların ne kadar sürede eski haline geleceğine ilişkin ise Bouisset, bunun yangının şiddeti ve bitki örtüsü gibi çeşitli faktörlere bağlı olduğunu ancak doğal bitki örtüsünün kendiliğinden yenilenmesinin yaklaşık 20 yılı bulduğunu, Gironde'da binlerce hektar ormanlık alanın yok olduğu yangında neredeyse 40 yaşındaki ağaçların kül olduğunu sözlerine ekledi.



