
Haydar Meriç Cinayeti: FETÖ kumpasıyla karartılan dosya
Kırklareli'nde 2011 yılında öldürülen gazeteci Haydar Meriç'in dosyası, yıllarca yasa dışı dinlemelere hapsedilerek ana cinayet davası rafa kaldırıldı.
Aradan geçen 18 günün ardından, 18 Haziran 2011 tarihinde Kırklareli'nden 451 kilometre uzaklıkta Düzce Akçakoca açıklarında balıkçılar tarafından su yüzüne çıkarılan bir ceset bulundu. Ellerive ayakları domuz bağıyla bağlanan, bileklerine onar kiloluk halter demirleri ağırlık olarak bağlanarak denizin dibine atılan bedenin, Türkiye'nin gördüğü en vahşi ve organize suikastlardan birine ait olduğu anlaşıldı.
Cinayet, yıllar boyunca FETÖ'nün emniyet yapılanmasındaki özel tim kumpaslarıyla karartıldı, asıl failler gizlendi ve dosya yalnızca yasa dışı dinleme ile özel hayatın gizliliğini ihlal gibi hafifletilmiş hukuki kalıplara sıkıştırılarak ana cinayet davası adeta rafa kaldırıldı. Olayın üzerinden 15 yıl geçerken, faili meçhul cinayetleri araştıran Adalet Bakanlığı'nın Haydar Meriç dosyasını yeniden raftan indirip indirmeyeceği merak konusu oldu.
Gazeteci Haydar Meriç’i ölüme götüren sürecin, terör örgütü elebaşı Fetullah Gülen’in 1960’lı yıllarda Kırklareli’ndeki geçmişine dair hazırladığı kitap çalışmasından kaynaklandığı belirlendi. Meriç'in, Gülen’in camide tuvalet işleten bir kişiyle olan ilişkilerine dair ses kayıtlarına ve belgelere sahip olduğu biliniyordu. Cinayetin ardından o dönem örgütün yayın organı gibi hareket eden Taraf gazetesi, 22 Ağustos 2011 tarihinde olayı "define merakı" olarak yansıtarak manipülasyon yaptı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu'nun başlattığı soruşturmada, İstihbarat Daire Başkanlığı ile İstanbul Emniyeti'nden oluşan özel bir ekibin Kırklareli'ne gittiği saptandı. Kente gelen özel ekip kimlik gizlemek için peruk, sakal ve takma bıyık kullandı. Oteller yerine Kırklareli İstihbarat Şube Müdürlüğü'nde konakladılar. MOBESE merkezinden İstihbarat Şube'ye kaçak hat çekerek olay gecesi kameralara arıza verdirttiler. Meriç'in evine çilingirle girip böcek yerleştirdiler ve bilgisayarının imajını aldılar. Meriç'in kaçırıldığı gece yaptığı son 66 saniyelik görüşmenin kaydını sildiler. Adli Tıp Kurumu raporları, cesette sürüklenme izi olmamasına karşın darp ve çarpma izlerinin bulunması nedeniyle Meriç'in helikopterle denize atılmış olma ihtimalini güçlendirdi.
Dönemin Kırklareli İstihbarat Şube Müdür Yardımcısı Salih Döğenci, bildiklerini anlatmak üzere Ankara'ya gittiğinde FETÖ'cü istihbaratçılar tarafından bir evde rehin alındı. Döğenci, kendisinin de öldürüleceği korkusuyla susmaya zorlandığını savcılık ifadesinde itiraf etti. Ayrıca cinayetin kritik tanıklarından olan yerel bir cami tuvalet görevlisi, ifadeye çağrılmasından bir gün önce şüpheli şekilde hayatını kaybetti.
Teknik incelemelerde, Haydar Meriç’in telefon sinyali ile bir data hattının sinyalinin saniye saniyesine eş zamanlı olarak kesildiği belirlendi. Bu data hattının FETÖ bağlantılı TARKİM Havacılık’ın sahibi İbrahim Faruk Bayındır’a ait olduğu tespit edilerek, operasyonun havadan ve dijital koordinasyonla çok uluslu yürütüldüğü kanıtlandı.
Kırklareli’nde Haydar Hoca olarak bilinen Haydar Meriç, eğitimci, Kırklareli Erkek Yetiştirme Yurdu’nun eski müdürü ve aynı zamanda şairdi. 1978-1979 yıllarında Kepirtepe Eğitim Enstitüsü’nde eğitim görmüştü. Meriç emekli olduktan sonra çok sevdiği yazı işine gazetecilikle devam etti ve Rumeli39 adıyla bir haber sitesi kurup yönetti. Meriç cinayetiyle ilgili Adalet Bakanlığı Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı'nın dosyayı yeniden ele alıp alması bekleniyor.







