31 Temmuz 2026 Cuma
Gundemnabzi

Her cilt lekesi güneş kaynaklı değil

Cilt lekelerinin yalnızca güneşten kaynaklanmadığı, hormonal değişimler ve genetik gibi birçok farklı sebebi olabileceği belirtildi.

Sağlık Servisiİlk yayın:

Yüz ve ellerde görülen kahverengi lekelenmelerin yaygın cilt problemleri arasında yer aldığını ifade eden Acıbadem Eskişehir Dermatoloji Uzmanı Dr. Hatice Parlak Subaşı, toplumsal algının aksine her lekenin güneş ışınlarıyla ilgili olmadığını söyledi. Subaşı, güneşin yanı sıra hormonal değişimlerin, gebeliğin, yaşlanma sürecinin, genetik yatkınlığın ve birtakım cilt rahatsızlıklarının da leke oluşumunu tetikleyebildiğini vurgulayarak, bu sebeple her lekenin aynı olmadığını ve başarılı bir tedavi için önce kökeninin saptanması gerektiğini kaydetti.

Cilde rengini veren melanin pigmentinin belirli alanlarda aşırı miktar üretilmesinin leke gelişiminin temel sebebi olduğunu dile getiren Subaşı, her lekelenmenin kendine has nitelikleri barındırdığını belirtti. Yüz bölgesinde simetrik yerleşimli kahverengi lekelerin çoğunlukla melazma ad verilen hormonal kökenli lekeler olduğunu açıklayan Subaşı, ellerin üzerinde ve yüzde ilerleyen yaşla beliren lekelerin ise güneş hasarına bağlı yaşlık lekeleri şeklinde sınıflandırıldığını ifade etti. Akne, yanık veya yaralanmaların ardından kalan koyu ton farklılıklarının postinflamatuvar hiperpigmentasyon olarak tanımlandığını aktaran Subaşı, nedenlerin çeşitliliğine bağlı olarak tedavi yöntemlerinin de farklılık gösterdiğini dile getirdi.

Leke tedavisinin aşamalarına geçilmeden evvel kapsamlı bir inceleme yapıldığını belirten Subaşı, sürecin lekenin türü, derinliği, yayılım alanı ve ortaya çıkış gerekçesi baz alınarak kişiye özel tasarlandığını aktardı. Bu kapsamda leke giderici kremlerin yanı sıra kimyasal peeling, PRP, mezoterapi teknikleri ile doğru vakalarda farklı lazer sistemlerinin başarılı sonuçlar verecek şekilde uygulandığını kaydetti.

Uygulamalarda ilk aşamayı genellikle leke açıcı kremlerin meydana getirdiğini anlatan Subaşı, bu preparatların düzenli tatbik edilmesi halinde zamanla renk açılması sağlayabildiğini belirtti. Tedavi dönemi boyunca derinin tahriş olmasının önüne geçilmesinin ve hekim denetiminde ilerlenmesinin kritik önem taşıdığına işaret eden Subaşı, bazı hastalarda mezoterapi alternatifleriyle sürecin desteklenebileceğini bildirdi. Bu yöntemlerin etkin bileşenlerin cildin alt katmanlarına inmesini kolaylaştırarak tedavinin gücünü artırdığını söyleyen Subaşı, lazer teknolojilerinin de uygun vakalarda melanin pigmentini hedef alıp parçalayarak güneş ve yaşlılık lekelerinde etkili sonuçlar sunduğunu ifade etti.

Leke terapisinin sabır isteyen bir süreç olduğunun altını çizen Subaşı, hiçbir uygulamanın tek seanslık bir mucize vadetmediğini, düzenli kontrol ve doğru cilt bakımıyla desteklenmesi gerektiğini belirtti. Tedavi ne kadar başarılı sonuçlanırsa sonuçlansın güneşten sakınma tedbirlerinin ihmal edilmesi durumunda lekelerin tekrarlama ihtimalinin yüksek olduğunu bildiren Subaşı, en az 50 faktörlük geniş spektrumlu güneş kremlerinin bulutlu havalarda bile yıl boyunca aksatılmadan sürülmesi gerektiğini vurguladı. Ek olarak şapka takmanın, fiziksel korunma sağlamanın ve güçlü güneş ışınlarından uzak durmanın tedavi başarısını yukarı taşıdığını ekledi.

Deride ani beliren veya rengi koyulaşan lekelerin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten Subaşı, bu tür durumlarda mutlaka bir dermatoloji uzmanına başvurulması tavsiyesinde bulundu. Doğru teşhis, kişiye özel planlanan tedavi ve düzenli izlem sayesinde lekelerde belirgin oranda iyileşme elde etmenin mümkün olduğunu sözlerine ekledi.

Kaynak: Haberler.com

İlgili Haberler