Hürmüz Boğazı krizi ABD'nin borç yükünü ve maliyesini vurdu
Hürmüz Boğazı'ndaki kriz ham petrol fiyatlarını aşarak dizel maliyetlerini ve ABD'nin 40 trilyon dolarlık borç yükünü doğrudan etkiledi.

İran'a yönelik baskının sınırlı ve kontrol edilebilir kalacağı varsayılıyordu. Hürmüz Boğazı'ndaki girdap, derinlemesine bağlantılı küresel ekonomide savaşın yalnızca füzelerin düştüğü yerle sınırlı kalmadığını gösterdi. Faturanın bir kısmı dizel fiyatlarında, doğalgaz sözleşmelerinde, nakliye sigortalarında, Hazine tahvil piyasasında ve ABD'nin 40 trilyon dolarlık borcunun finansman maliyetinde ortaya çıkıyor.
Son gelişmelerin ciddiyetini günlük petrol fiyatıyla ölçmek en büyük hatadır. Brent petrolün 95 veya 100 dolar olmasından ziyade piyasa derininin altında daha önemli bir dönüşüm yaşanıyor. Hürmüz şoku ham petrolü aşarak arıtılmış ürünlere ve gaza ulaştı.
Bu durum taşıma ve üretim maliyetlerini artırarak ABD'de enflasyona ve para fiyatına yansıdı. Ham petrol piyasası Irak'tan artan ihracat, yönü değiştirilen sevkiyatlar ve talep ayarlamalarıyla şoku kısmen absorbe edebiliyor. Ancak bu nispi sakinlik yanıltıcı olabilir çünkü krizin ana aktarım noktası ham petrol değil, dizel ve jet yakıtı gibi ürünlerdir.
ABD'de ortalama dizel fiyatının galon başına 5,820 dolara çıkması ve rafineri marjlarının varil başına 108 doları aşması meselenin petrol varili kıtlığını aştığını gösteriyor. Dizel taşımacılığı, madenciliği, tarımı ve sanayi üretimini doğrudan beslediği için artışı maliyetlere ham petrolden daha hızlı yansıyor.
ABD Başkanı Donald Trump saldırı kararı alırken ülkenin en büyük üretici konumuna güvenmiş olabilir ancak stratejik yanılma petrol sahibi olmakla enerji şokuna bağışık olmak arasındaki farkı göz ardı etmekten kaynaklanıyor. Bir ülkenin bol ham petrolü olabilir ancak doğru işlenmiş ürüne, yeterli rafineri kapasitesine, güvenli nakliye rotasına veya tüketim noktasında yeterli envantere sahip değilse fiyat şokuna karşı savunmasız kalır.
Aynı mantık sıvılaştırılmış doğalgaz piyasasında da kendini gösterdi. Katar ve BAE kargolarının Hürmüz Boğazı dışındaki gemiden gemiye transferlere yönlendirilmesi operasyonel olarak akışı sağlasa da krizin derinleştiğini gösteriyor. Küresel enerji ticaretinin en standartlaştırılmış tedarik zincirlerinden biri rotasını değiştirmek zorunda kaldığında risk artık sadece petrol fiyat grafiklerine değil ticaretin maliyet yapısına yerleşiyor.
Ek gemiler, daha pahalı sigortalar, daha uzun transit süreleri ve daha yüksek yasal riskler nihayetinde tüketiciye yansıyor. Bu nedenle Hürmüz açık olsa bile geçişin risk taşıdığı bir rota ekonomik olarak normal bir rotadan kökten farklıdır.
İran'a yönelik saldırının stratejik hatası enerji alanından ABD para politikasına bu noktada geçiyor. Federal Rezerv temiz çözümü olmayan bir denklemi yönetiyor. Faiz artırmak Hürmüz'ü açmıyor ve fazladan dizel üretmiyor ancak enerji şoku enflasyon beklentilerini tetiklerse merkez bankası bunu görmezden gelemez.
Fed agresif bir yanıtla ekonomiyi resesyona sürükleme riski ile gecikerek enflasyonun kökleşmesine izin verme riski arasında sıkıştı. Trump'ın kararı kökeni parasal olmayan ancak sonuçları doğrudan parasal olan bir meseleyi merkeze taşıdı. Christopher Waller'ın ABD Hazine tahvillerinin güvenli ve likit priminin erozyona uğradığına dair değerlendirmeleri daha derin noktayı oluşturuyor.
On yıllardır ABD hükümeti yatırımcıların doların statüsü sayesinde tahvilleri daha düşük getirilerle tutma ayrıcalığına sahipti. Bu tarihi iskonto erziyorsa ve nötr faiz oranı artıyorsa ABD Hürmüz şoku olmasa bile sermaye çekmek için daha yüksek faiz ödemek zorunda kalacaktır.
Bu gelişme ABD Hazinesi için en kötü zamanda geldi. Federal borç 40 trilyon doları aştı, bütçe açığı yüksek seyrediyor ve teknoloji şirketleri yapay zeka yatırımları nedeniyle sermaye yarışında ciddi rakip haline geldi. Hürmüz girdapı tehlikeli bir geri besleme döngüsü yaratıyor; pahalı enerji enflasyonu katılaştırıyor, katı enflasyon faiz indirimi alanını daraltıyor, yüksek faiz borçlanma maliyetini artırıyor ve artan maliyet bütçe açığını büyütüyor.
ABD iflasın eşiğinde değil ancak Washington'ın eylem özgürlüğü daralıyor. Büyük bir güç yalnızca kaynaklarının hacmiyle değil kriz anında devreye sokabileceği serbest kaynak miktarıyla ölçülür. Stratejik Petrol Rezervi'nin son yılların en düşük seviyesine gerilemesi Washington'ın yarının ekonomik mühimmatını tükettiğini gösteriyor.
Rezervi yeniden kurmanın da maliyetleri bulunuyor ve Venezuela ham petrolünün kullanımı lojistik sınırlamaları ortaya koyuyor. ABD'nin devasa yerel üretimi, stratejik rezervi ve dünyanın en derin finansal piyasası olmak üzere üç büyük kalkanı hâlâ duruyor ancak üçündeki güvenlik marjı da daraldı.
Kaya petrolü Orta Doğu'daki kesintileri haftalar içinde telafi edemez. Trump'ın kararının gerçeği birkaç dolarlık petrol fiyatında değil bu daralan güvenlik marjında aranmalıdır. Bu bakış açısıyla çatışmanın sona ermesi bile krizin bittiği anlamına gelmez. Piyasaların hafızası vardır ve nakliye şirketleri daha yüksek sigorta primleri talep edecektir.
Savaş durabilir ancak savaş risk primi enerji, ticaret ve sermaye fiyatlarında kalmaya devam edebilir. Trump'ın hamlesi askeri operasyondan stratejik hataya bu noktada evriliyor.
Saldırının sonucunda İran baskı altına girerken enerji pahalılaşıyor, ABD enflasyonu katılaşıyor, Fed'in manevra alanı daralıyor ve Washington için güç projeksiyonunun maliyeti artıyorsa başarı savaş meydanı haritasıyla ölçülemez.
Dar bir boğaz enerji kesintisini enflasyona, enflasyonu faiz oranlarına ve faiz oranlarını dış politika kapasitesine bağladı. Trump faturayı Tahran'a kesmeyi hayal ederken Hürmüz girdapı faturanın bir kısmını Washington'a iade etti.





