Hürmüz Boğazı'nda LNG taşımacılığı azaldı
Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrol miktarı yüzde 77, LNG akışı ise yüzde 92 azaldı. Katar ve BAE'nin LNG ihracatında kullandığı güzergah üzerindeki gerileme dikkat çekti.

ABD Enerji Enformasyon İdaresi'nin (EIA) verilerine göre, Hürmüz Boğazı'ndan 2025'in son çeyreğinde günlük 21,6 milyon varil petrol geçişi gerçekleşti. Ancak ABD/İsrail-İran Savaşı'nın başlamasıyla bu miktar yılın ikinci çeyreğinde günlük 4,9 milyon varile düştü. Aynı dönemde günlük sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) akışı 10,5 milyar fitküpten 800 milyon fitküpe geriledi.
Bu durum, Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrol miktarında yüzde 77, LNG'de ise yüzde 92 oranında bir düşüş olduğunu gösterdi. Gaz İhraç Eden Ülkeler Forumu'na (GECF) göre, Hürmüz Boğazı, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) LNG ihracatında kullandığı tek deniz güzergahıdır ve bu güzergahtan küresel LNG arzının yaklaşık beşte biri geçmektedir.
Mart-haziran döneminde çatışmaların artması nedeniyle küresel LNG piyasasında önemli bir düşüş yaşandı. GECF, bu dönemde Katar'dan 300'den fazla, BAE'den ise yaklaşık 20 LNG kargosunun sevk edilemediğini tahmin ediyor. Londra merkezli denizcilik veri ve analiz şirketi Clarksons Research'ün haftalık verileri, petrol ve LNG taşımacılığındaki farklılığın gemi trafiğine yansıdığını ortaya koyuyor.
Hürmüz Boğazı'ndan 21-27 Haziran haftasında 66 ham petrol tankeri ve 16 LNG gemisi geçerken, 23-29 Ağustos haftasında yalnızca 4 ham petrol tankeri geçiş yaptı, LNG gemisi geçişi ise kaydedilmedi. Alternatif taşıma güzergahları devreye girdi. EIA'ya göre, Suudi Arabistan, petrolün bir bölümünü Doğu-Batı Ham Petrol Boru Hattı (Petroline) üzerinden Kızıldeniz'deki Yanbu Limanı'na yönlendirdi.
Bu durum, Babülmendep Boğazı'ndan geçen petrol miktarının 2025'in son çeyreğindeki günlük 5,4 milyon varilden 2026'nın ikinci çeyreğinde 8,1 milyon varile yükselmesine yol açtı. Almanya merkezli Calypso Commodities'in Kıdemli LNG Uzmanı Mehdy Touil, petrol ve LNG taşımacılığı arasında önemli yapısal farklılıklar bulunduğunu belirtti.
Touil, petrolün daha büyük ve esnek tanker filosuna sahip olduğunu, LNG'de aynı esnekliğin mevcut olmadığını ifade etti. Kriyojenik taşımacılık için özel tasarlanan LNG gemilerinin, sigorta açısından da önemli farklılıklar oluşturduğunu vurgulayan Touil, LNG tarafında risk toleransının diğer hidrokarbonlara göre daha düşük olduğunu söyledi.
Touil, Katar'ın LNG ihracat altyapısının belirli bir bölgede yoğunlaştığını ve bu nedenle Hürmüz Boğazı'ndan geçmek zorunda olduğunu ifade etti. Katar'ın LNG ihracat sistemi Ras Laffan'da yoğunlaşmıştır ve bu durum, alternatif deniz çıkışlarının olmaması nedeniyle kısıtlayıcıdır.
Touil, "Bir kargonun rotasını değiştirebilirsiniz ancak Katar'ın onlarca yılda geliştirdiği dev ihracat altyapısının rotasını değiştiremezsiniz" dedi. Hürmüz Boğazı üzerinden LNG arzındaki kaybın diğer üreticiler tarafından hızlı bir şekilde karşılanmasının zor olduğuna dikkat çeken Touil, küresel sıvılaştırma tesislerinin büyük bölümünün maksimum kapasitede çalıştığını, bazılarının ise zaman zaman kapasitenin üzerinde faaliyet gösterdiğini kaydetti.
Touil, yeni LNG ihracat tesislerinin geliştirilmesinin yıllar alacağını belirterek, Katar'ın küresel LNG sektöründeki temel konumunun yakın zamanda başka bir üretici tarafından alınmasını beklemediğini ifade etti. Clarksons LNG Analizleri Başkanı Fabio Reale, petrol tankerlerinin LNG tankerlerine göre daha düşük maliyetli olduğunu belirtti.
Bu durumun gemi sahiplerinin risk yaklaşımında etkili olabileceğini vurgulayan Reale, LNG gemisi sahiplerinin bölgedeki güvenlik riskini üstlenmek istemediğini aktardı. Reale, LNG trafiğinin yeniden toparlanması için saldırı ve mayın kaynaklı hasar riskinin belirgin şekilde azalması gerektiğini dile getirdi.
Oslo Üniversitesi Doktora Sonrası Araştırma Görevlisi Francesco Sassi, bölgedeki çatışmaların gemi trafiği ve enerji üretim altyapısı üzerindeki riskleri artırdığını belirtti.
Sassi, savaşın devam etmesiyle Körfez ülkelerinin enerji kargolarının güvenliğini sağlamak için kendi imkanlarına başvurmak zorunda kaldıklarını ifade etti. Bu durum, petrol, LNG ve diğer emtia piyasalarında güvenlik ve jeopolitik unsurların rolünü artırmıştır.
Sassi, savaş öncesi LNG taşımacılığı seviyelerine dönüşün mevcut koşullarda oldukça güç olduğunu vurguladı. Ayrıca, enerji akışlarının ne zaman istikrara kavuşacağına ilişkin tahminlerin yüksek belirsizlik taşıdığını belirtti.
Petrolün LNG'ye kıyasla çeşitli alternatif altyapılar üzerinden taşınabildiğini ifade eden Sassi, petrol akışının da yakın zamanda savaş öncesi seviyelere dönmesini beklemediğini aktardı.







