Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi Ankara'ya geliyor
Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi'nin 28 Temmuz'daki Ankara ziyareti öncesinde iki ülke arasındaki ekonomik, güvenlik ve enerji başlıkları ele alındı.
Irak'taki Nahrain Center bünyesinde görev yapan araştırmacı Ahmed Al-Jumaili, Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi'nin Türkiye'ye yapacağı resmi ziyaret öncesinde iki ülke arasındaki ilişkileri ve masaya yatırılacak olası konuları değerlendirdi.
Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya geleceği 28 Temmuz tarihindeki Ankara ziyaretiyle, göreve gelmesinin ardından gerçekleştirdiği yurt dışı gezilerinin üçüncü durağını Türkiye'ye ayırmış olacak. Irak'ta iktidara gelen başbakanların ilk aylarında bu tarz dış ziyaretler yapması geleneksel bir uygulama olarak öne çıkarken, bu durum Bağdat'ın dış politikada bölgesel ve uluslararası ilişkilere verdiği önemi de açıkça gösteriyor.
Bağdat yönetimi, bölgedeki siyasi ve güvenlik dengelerinde geçmişte kaybettiği aktif konumu yeniden elde etmeyi amaçlarken, söz konusu ziyaret Irak'ın komşu ülkelerle artan temaslarıyla birebir örtüşüyor. Zeydi'nin Ankara teması, hem bu stratejik önceliklerin bir göstergesi hem de son yıllarda gelişen Türkiye-Irak ortaklığını daha da ileriye taşıyacak yeni bir hamle olma özelliği taşıyor. Gerçekleşecek görüşmelerde ekonomik işbirliği, güvenlik, enerji, su politikaları ve bölgesel olaylara karşı ortak bir duruş sergilenmesi gibi hayati başlıkların ele alınması öngörülüyor. Bütün bu temaslar, hem Türkiye ve Irak'ın hem de tüm Orta Doğu'nun geleceğini şekillendirebilecek büyük değişimlerin ve zorlukların yaşandığı hassas bir dönemde hayata geçiriliyor.
Irak ile Türkiye arasındaki bağların temelini ticaret, enerji, güvenlik, su meselesi ve Kalkınma Yolu Projesi olmak üzere dört temel unsur teşkil ediyor. Bu konular içerisinde özellikle su ve güvenlik başlıkları, ilişkilerin işbirliği temelinde mi süreceğini yoksa gerilime mi yol açacağını belirleyen en hassas etkenler olarak dikkat çekiyor. Her iki ülkenin yönetim kademelerindeki stratejik hesap farklılıkları, özellikle bu iki hassas dosyaya yaklaşım biçimlerindeki ayrışmalar nedeniyle 2003 yılından bu yana ikili ilişkilerde sık sık krizlerin çıkmasına zemin hazırladı.
Irak tarafı, Türkiye'nin su politikalarına mesafeli yaklaşıyor ve bunu Bağdat'ın PKK'ya karşı yürüttüğü siyasetle ilişkilendiriyor. Söz konusu terör örgütü ise bölgenin dağlık yapısından ve Irak devletinin denetim eksikliğinden faydalanarak kuzeydeki sınır bölgelerini Türk güvenlik güçlerine karşı saldırı amacıyla üs olarak kullanıyor. Tehdit algılamalarındaki bu keskin fark, iki başkentin siyasi yaklaşımlarına da yansıyor ve gerilimin tırmandığı dönemlerde problemlere neden oluyor.
Yaşanan bu uyuşmazlıklar, Irak'ta kuraklık ve yağış azlığı görüldüğü, Türkiye'nin saldığı su miktarının düştüğü zamanlarda daha da belirginleşirken, Türkiye açısından ise PKK üyeleriyle yaşanan çatışmaların arttığı süreçlerde ön plana çıkıyor. Buna rağmen, son dönemde imzalanan Su Çerçeve Anlaşması ve Güvenlik Mutabakat Muhtırası gibi anlaşmalar, ortak bir akıl ve uzun vadeli işbirliği için sağlam bir zemin oluşturdu. Bu önemli adımların, iki kriz konusunun temelindeki gerginlikleri ortadan kaldırmada büyük katkı sağlaması bekleniyor.
Irak hükümetinin 25 Temmuz 2026 tarihinde Türkiye ile imzalanan su çerçeve anlaşmasını uygulamaya koyma ve metni eylül ayının başından itibaren yürürlüğe sokma kararı alması, su güvenliğinin ülkenin ulusal güvenliği açısından taşıdığı büyük önemi gözler önüne seriyor. Bu doğrultuda Bağdat yönetimi, söz konusu ziyaret vesilesiyle Ankara'dan somut adımlar, yeni girişimler ve kalıcı çözümler talep ediyor. Atılacak bu adımlar, Irak'ın su güvenliğini sağlama çabalarını güçlendirirken, su kıtlığının ülkenin ekonomisi, toplumsal yapısı ve güvenliği üzerindeki olumsuz etkileriyle mücadeleye de önemli bir katkı sunacak.
Bütün bu gelişmelerle aynı zamanda, iki ülke arasında terör örgütlerine karşı yürütülen güvenlik işbirliği de tarihinin en üst seviyesine çıktı. Irak Ulusal Güvenlik Konseyi'nin Mart 2024'te PKK'yı yasaklı örgütler listesine alması ve Irak yargısının örgütle bağı olduğu gerekçesiyle bazı siyasi partileri kapatma kararı alması, bu yeni dönemin en somut göstergeleri oldu. Bu güvenlik işbirliği, Ağustos 2024'te Ankara'da imzalanan Askeri, Güvenlik İşbirliği ve Terörle Mücadele Mutabakat Muhtırası ile pekiştirildi. Yapılan bu anlaşma; ortak güvenlik koordinasyon merkezi ile Yüksek Ortak Komite kurulmasını, yasaklı örgütlerle mücadeleyi, ortak operasyonların düzenlenmesini, eğitim desteğini ve tecrübe paylaşımını kapsayan derin bir işbirliğini hedefliyor.
Irak'ın bu konuda gösterdiği yapıcı tutum, ülke topraklarının komşu ülkelere yönelik saldırılar için bir üs olarak kullanılmasana izin verilmeyeceğini açıkça ortaya koydu. Bu tavır, Türkiye'nin terörle mücadele vizyonuna da önemli bir destek sağlıyor. Kaydedilen bu gelişmeler, ilerleyen süreçte Türkiye'nin Irak'ın kuzeyindeki askeri varlığının gerekçesini ortadan kaldırarak Türk birliklerinin geri çekilmesine zemin hazırlayabilir. Askeri unsurların bölgeden ayrılması ise Bağdat yönetiminin iyi komşuluk ilişkileri, egemenlik ve toprak bütünlüğü çerçevesinde sürekli dile getirdiği temel talepler arasında yer alıyor.
Kalkınma Yolu Projesi, Irak-Türkiye ilişkilerinin dördüncü temel ayağını ve stratejik planlamanın en kritik halkasını oluşturuyor. Bu girişimin önemi, iki ülke arasındaki ticari ve ekonomik bağları güçlendirirken her iki başkenti Körfez'e bağlayacak büyük bir jeopolitik potansiyel barındırmasından kaynaklanıyor. Asya ile Avrupa'yı Körfez, Irak ve Türkiye güzergahı üzerinden birbirine bağlayacak en kısa ticaret yollarından birini kurma hedefi, projeyi sadece bölgesel değil küresel ölçekte de dikkat çekici ekonomik entegrasyon hamlelerinden biri yapıyor. Projenin sunacağı ekonomik avantajlar ve yatırım imkanları göz önüne alındığında, Bağdat ve Ankara altyapı çalışmalarının derhal başlatılması konusunda tam bir mutabakat içinde bulunuyor.
Bu gelişmeler doğrultusunda, Ez-Zeydi'nin geçtiğimiz hafta Bağdat'ta Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ile gerçekleştirdiği görüşmedeki çağrısı ayrı bir önem taşıyor. Görüşmede Zeydi, Kalkınma Yolu'nun finansmanı ile hayata geçirilmesi için net bir sistem kurulmasını ve saha çalışmalarının belirli bir takvime göre gecikmeden başlatılmasını istedi. Bu talepler, yeni Irak hükümetinin Türkiye ile ilişkilere ve çok yönlü ortak çıkarlara verdiği değeri gösteriyor. Aynı zamanda bu adım, Bağdat'ın komşu ülkelerle yürüttüğü ekonomik işbirliğini bölge halklarının refahını artıracak şekilde genişletme kararlılığını da doğruluyor.
Bağdat'taki resmi makamlar, Zeydi'nin Ankara temasları sırasında pek çok hayati sektörde ikili işbirliğini artıracak yeni mutabakat zaptlarının imzalanacağını ifade ediyor. Geçmişteki diplomatik ilişkilere bakıldığında, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Nisan 2024'te dönemin Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani'nin davetiyle gerçekleştirdiği Bağdat ziyaretinde, Kalkınma Yolu Projesi anlaşmalarının yanı sıra Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar'ın da katıldığı dörtlü bir mutabakat zaptı imzalanmıştı. O dönemdeki zirvede ekonomi, siyaset, güvenlik ve kalkınma konularını kapsayan 26 civarında anlaşma imzalanırken, bunların en önemli parçasını iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın temelini belirleyen Stratejik Çerçeve Anlaşması oluşturmuştu.
Zeydi'nin Ankara temasları, ikili ilişkileri güçlendirmek ve başta enerji sektörü olmak üzere iki ülke arasındaki işbirliğini artırmak için önemli bir fırsat sunuyor. Ziyaretin zamanlaması da ayrıca dikkat çekiyor. Bu diplomatik adım, ABD ile İsrail'in İran'a yönelik operasyonlarının yarattığı sarsıntılar ve Hürmüz Boğazı'nın kapanmasıyla aylardır süren krizin ardından, Irak'ın petrolünü dünya pazarlarına ulaştırmak için güvenli alternatif yollar aradığı kritik bir döneme denk geliyor. Bağdat yönetimi bu adımlarla güneydeki ihraç limanlarına olan bağımlılığını azaltmayı amaçlıyor. Irak makamlarının paylaştığı verilere göre, yaşanan bu sıkıntılar ülkenin petrol ihracatında yüzde 80 oranında büyük bir kayba yol açtı.
Zeydi'nin Ankara ziyareti öncesinde Türkiye'ye giden bir Irak petrol heyeti ön görüşmeler gerçekleştirdi. Masadaki temel amaç, Irak petrolünün Türk limanları üzerinden sevk edilmesi konusunda tarafları memnun edecek ortak bir formül bulmaktı. Türk hükümeti, Zeydi başkanlığındaki yeni kabineyi olumlu karşılamış ve başbakana resmi davette bulunmuştu. Gelinen aşamada her iki başkent, yapılacak üst düzey görüşmelerin başta petrol ihracatı olmak üzere geniş bir alanda yeni ortaklıklara zemin hazırlamasını bekliyor.
İki ülke ayrıca halihazırda 17 milyar dolar civarında olan ikili ticaret hacmini artırarak uzun vadede 30 milyar dolar seviyesine ulaştırmayı hedefliyor. Irak-Türkiye ilişkilerinin temelindeki en somut gerçek, işbirliğini ve yakınlaşmayı destekleyen unsurların, kriz üreten unsurlardan çok daha baskın olmasıdır. Mevcut bölgesel şartlarda ve Orta Doğu'nun içinden geçtiği zorlu süreçte paylaşılan ortak kader, liderlerin işbirliğini güçlendirmesini, diyaloğu ön planda tutmasını ve savaşa karşı durmasını zorunlu kılıyor. Bu yapıcı yaklaşım, bölgenin ortak çıkarlarını korumak ve barış ile istikrarı sağlamak adına büyük önem taşıyor.


