30 Temmuz 2026 Perşembe
Gundemnabzi
İran gerilimini aşmak için Hürmüz boğazı formülü gündemde

İran gerilimini aşmak için Hürmüz boğazı formülü gündemde

ABD'nin İran politikası beklenen sonucu vermezken, uzmanlar Hürmüz Boğazı'nın ortak yönetimi ve denizcilik hizmetleri modeli üzerinden yeni bir diplomatik sürecin başlatılabileceğini savunuyor.

Dış Haberler Servisiİlk yayın:

ABD merkezli CNN'in aktardığına göre, Trump yönetiminin İran'a yönelik askeri ve diplomatik hamleleri beklenen sonucu vermedi. Artan savaş maliyetleri, Hürmüz Boğazı'ndaki kriz ve küresel enerji piyasalarındaki riskler nedeniyle uzmanlar, boğazın Körfez ülkeleri tarafından ortak yönetilmesi ve denizcilik hizmetleri modeli üzerinden yeni bir diplomatik sürecin başlatılmasının gerilimi azaltabileceğini savunuyor.

Washington'un İran'a yönelik askeri ve diplomatik stratejisi istenen neticeyi vermedi. Yükselen ekonomik ve siyasi maliyetler sebebiyle uzmanlar, Hürmüz Boğazı'nın ortak yönetimi ile denizcilik hizmetleri modeli etrafında yeni bir diplomatik sürecin hayata geçirilmesinin çıkış yolu olabileceğini belirtiyor.

CNN'in haberine göre, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a düzenlediği hava saldırıları Tahran yönetimini yeniden müzakere masasına çekmeye yetmedi. Trump'ın Ortadoğu'ya kalıcı barış getireceğini iddia ettiği diplomatik girişimler de mutabakat zaptının çökmesiyle başarısızlıkla sonuçlandı. ABD merkezli Defense Priorities düşünce kuruluşunun Asya İlişkileri Direktörü Lyle Goldstein, mevcut tabloyu zor bir durum olarak nitelendirdi.

İran savaşının yansımaları yalnızca çatışmanın taraflarıyla sınırlı kalmıyor. Ortadoğu ve Avrupa'da siyasi ile ekonomik baskılar artarken, dış aktörler üzerinde diplomatik çözüm arayışlarını hızlandırma yönünde baskı oluşuyor.

Hürmüz Boğazı'nın uzun süre sivil gemilere kapalı kalması halinde küresel petrol stoklarının azalabileceği, dizel ile gübre gibi petrol türevlerinin fiyatlarının yükselebileceği ve Avrupa'nın kış aylarında sıvılaştırılmış doğal gaz sıkıntısıyla karşı karşıya kalabileceği ifade ediliyor. Körfez ülkelerinin turizm ve yatırım merkezi olma hedeflerinin de savaş nedeniyle ciddi darbe aldığı kaydediliyor.

CNN'e göre savaş, Trump'ın ikinci başkanlık dönemini şekillendirebilecek temel riskler arasında yer alıyor. Çarşamba günü yayımlanan CNN/SSRS anketine göre İran politikası ve benzin fiyatlarına yönelik kamuoyu desteği yüzde 30'un altında kaldı. Bu tablonun Kasım ayında yapılacak ara seçimlerde Cumhuriyetçiler açısından ciddi siyasi sonuçlar doğurabileceği ve Trump'ın seçmenlere verdiği hayat pahalılığını azaltma sözünü zora sokabileceği belirtiliyor.

Birçok uzman, çatışmaları azaltacak ve İran'ın nükleer programı gibi temel sorunlarda yeniden müzakerelerin önünü açabilecek bir uzlaşı çerçevesinin hâlâ oluşturulabileceğini düşünüyor. Bu senaryoda ABD'nin Hürmüz Boğazı konusunda stratejik yenilgi yaşadığı görüntüsünden kaçınabileceği, İran'ın ise savaşın ardından elindeki en önemli kazanımı koruduğunu savunabileceği değerlendiriliyor.

Ancak bu noktaya ulaşabilmek için boğazın gelecekte nasıl yönetileceğine dair kapsamlı bir plan hazırlanması ve sivil deniz trafiğinin güvenliğinin sağlanması amacıyla uluslararası aktörlerin devreye girmesinin gerekebileceği vurgulanıyor.

Diplomatik çıkış yollarından biri olarak, İran dahil Körfez ülkelerinin Hürmüz Boğazı'nı ortak şekilde yönetmesi ve denizcilik hizmetlerini uluslararası bir yapı altında yürütmesi fikri öne çıkıyor. Daha önce iptal edilen mutabakat zaptında İran ve Umman'ın diğer Körfez ülkeleriyle birlikte Hürmüz Boğazı'nın gelecekteki yönetimi ile denizcilik hizmetlerini belirlemek üzere görüşmelere başlamasının öngörüldüğü hatırlatılıyor.

Umman, İran'ın desteklediği petrol tankerlerinden doğrudan geçiş ücreti alınması fikrine uluslararası hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle karşı çıkıyor. Bunun yerine boğazdaki denizcilik hizmetleri karşılığında ücret alınmasını öngören bir uzlaşı modeli üzerinde duruluyor.

Londra merkezli Bourse and Bazaar Foundation tarafından yayımlanan analizde Hürmüz Boğazı ücreti modeli inceleniyor. Öneriye göre ücret gemilerin geçişinden değil, Körfez kıyısındaki ülkelerin boğazın yönetimine katkı sunmasından kaynaklanacak. Modelin örneği olarak Singapur, Endonezya ve Malezya'nın birlikte yönettiği Malakka Boğazı gösteriliyor.

Defense Priorities uzmanı Goldstein, Trump'ın seçeneklerinin azaldığını ve tüm dezavantajlarına rağmen bir uzlaşmanın kaçınılmaz hale gelebileceğini söyledi. Geçmişte ABD başkanlarının İran konusunda Avrupalı müttefiklerinden daha güçlü diplomatik destek aradığı ancak Trump'ın gümrük vergileri ile sert söylemleri nedeniyle transatlantik ilişkilerin zarar görmesiyle Avrupalı liderlerin Washington'a destek verme isteğinin azaldığı ifade edildi. Ayrıca Avrupa ülkelerinin Hürmüz Boğazı'na mayın temizleme unsurları göndermeyi çatışmaların tamamen sona ermesi şartına bağladığı belirtiliyor.

Londra merkezli düşünce kuruluşu Bourse and Bazaar'ın yazarı Esfandyar Batmanghelidj, Tahran'daki temaslarının Umman'ın önerisinin tamamen reddedilmediğini gösterdiğini dile getirdi.

İran'ın ABD'nin gerilimi tırmandırmaya devam ettiği bir dönemde Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü gevşetmek istemediğini belirten Batmanghelidj, ülkenin uzun vadede boğazın normalleşmesine izin verebileceğini ancak bunu büyük ihtimalle bölgesel bir çerçevede gerçekleştireceğini ifade etti. Uzman, İran'ın bunu ancak ABD'nin geçmişteki politikalarından ders çıkardığına kanaat getirmesi halinde kabul edebileceğini kaydetti.

Umman başta olmak üzere diğer Körfez ülkeleri ile Avrupa devletleri de Trump yönetiminin savaşı sona erdirememesinin ekonomik ve siyasi maliyetini ağır şekilde hissediyor. Washington ile Tahran'ın kısa sürede bu krizden çıkamaması halinde, bölgedeki ve uluslararası aktörlerin diplomatik çözüm üretmek için daha aktif rol üstlenmek zorunda kalabileceği değerlendiriliyor.

Kaynak: Sabah

İlgili Haberler