
İsrailli diplomattan Türkiye övgüsü
İsrailli diplomat David Ben-Basat, kaleme aldığı yazıda Türkiye'nin savunma sanayisi, coğrafi konumu ve enerji alanındaki rolüyle NATO'nun en etkili üyelerinden birine dönüştüğünü belirtti.
Radios 100FM CEO'su ve İsrail Radyo Yayınları Derneği başkanı İsrailli yazar ve diplomat David Ben-Basat, Türkiye'ye övgüler dizen bir makale kaleme aldı. İsrailli diplomat makalesinde, Türkiye'nin savunma sanayisinin hızla büyüdüğünü, silah ihracatının arttığını ve ortak savunma projelerinde kritik bir aktör haline geldiğini vurguladı. Kanıtlanmış askeri kapasitesi, vazgeçilemez coğrafi konumu ve enerji sektöründeki yükselen ağırlığı sayesinde Türkiye'nin NATO'nun en etkili aktörlerinden biri olduğunu ifade etti.
Diplomat Ben-Basat, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ev sahipliğinde 7-8 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirilen NATO Liderler Zirvesi'ne dair izlenimlerini paylaştı. İsrail merkezli The Jerusalem Post gazetesinde yayınlanan yazıda, söz konusu zirvenin sıradan bir diplomatik buluşmanın ötesinde stratejik bir bildiri niteliği taşıdığına dikkat çekildi.
Yazının girişinde, Türkiye'nin uzun süredir ittifak içinde karmaşık ve zaman zaman sorunlu bir müttefik olarak algılandığına değinen Ben-Basat, Liderler Zirvesi'nin ardından Ankara'nın artık arka planda kalmadığını, Doğu Avrupa'dan Orta Doğu'ya kadar uzanan coğrafyada belirleyici kararlar alan kilit bir devlete evrildiğini kaydetti.
Türkiye'nin müttefikleriyle sürdürdüğü ilişkilerin girift yapısına değinen yazar, ülkenin Rus yapımı silah sistemleri tedarik etmesi nedeniyle Washington ile sık sık anlaşmazlıklar yaşadığını hatırlattı. Buna rağmen Türkiye'nin NATO'nun en kritik stratejik varlıklarını barındırdığını belirten Ben-Basat, ABD'nin Avrupa'daki güvenlik yükümlülüklerini azaltmak istediği sinyalleri verdiği bir dönemde Türkiye'nin yerinin doldurulması son derece güç bir ortak konumunda bulunduğunu ifade etti.
Ankara'nın Karadeniz'deki mayın temizleme operasyonlarına öncülük eden deniz görev gücünü yönettiğini aktaran Ben-Basat, ülkenin aynı zamanda güney kanadının savunulmasında merkezi bir misyon üstlendiğini ve ittifakın ikinci en büyük kara ordusuna ev sahipliği yaptığını dile getirdi.
Terörizm, bölgesel istikrarsızlık ve Orta Doğu'daki çatışmaların yansımaları gibi güney sınırından kaynaklanan tehditlerin de Doğu Avrupa'daki meseleler kadar ciddiyetle ele alınması gerektiğinin altını çizen Ben-Basat, bir zamanlar NATO gündeminin arka planına itilen bu konuların Ankara zirvesinde ön plana çıktığını ve güney kanadının artan stratejik önemini gözler önüne serdiğini kaydetti.
Türkiye'nin gücünün yalnızca askeri alanda değil, aynı zamanda eşsiz coğrafi konumunda da saklı olduğunu belirten İsrailli yazar, Basra Körfezi ile Hürmüz Boğazı'ndaki deniz güzergâhlarında ve enerji naklinde yaşanan aksaklıkların, Avrupa'nın alternatif enerji yollarına duyduğu acil ihtiyacı bir kez daha kanıtladığını aktardı. Türkiye'nin Asya, Kafkasya ve Avrupa'yı birbirine bağlayan doğalgaz ve petrol hatları için ana merkez konumuna geldiğini vurguladı.
Ankara'nın konumunun yalnızca askeri gücüyle sınırlı kalmadığını, Avrupa'nın enerji güvenliğini doğrudan etkileme kapasitesine de dayandığını belirten diplomat, Orta Doğu'daki kalıcı istikrarsızlıkla birlikte bu stratejik üstünlüğün her geçen gün daha da kritik bir nitelik kazandığını belirtti.
Zirvede Orta Doğu'daki gelişmelerin yanı sıra ittifakın geleceğinin de masaya yatırıldığını aktaran Ben-Basat; üye ülkeler arasındaki güvenlik iş birliğinin derinleştirilmesi, savunma üretim kapasitesinin artırılması, askerî altyapı yatırımlarının büyütülmesi ve NATO'nun müstakbel risklere uyum sağlamaya devam etmesi gibi başlıkların öne çıktığını belirtti.
Yazısında bazı analistlerin bu süreci Avrupa'nın sorumluluğuna ve gelişmiş endüstriyel ortaklığa dayanan "NATO 3.0" modeline geçiş olarak nitelendirdiğini belirten Ben-Basat, Türkiye'nin bu evrede belirgin bir avantaja sahip olduğunun altını çizdi. Gelişen savunma sanayisi, artan silah satışları ve ortak savunma projelerindeki aktif rolüyle Türkiye'nin NATO'nun asli güçlerinden biri haline geldiğini yineledi.
Avrupa ve Washington'daki karar alıcıların artık Ankara'nın nüfuzunu artırıp artırmayacağını değil, ittifakın birliği zedelenmeden Türkiye ile iş birliğinin nasıl sürdürülebileceğini tartıştığını belirten Ben-Basat, Ankara zirvesinin algılarda köklü bir değişime yol açtığını vurguladı. Yazar, Türkiye'nin krizleri yönetilmesi gereken sorunlu bir müttefik olmaktan çıkıp, göz ardı edilmesi imkânsız stratejik bir aktöre dönüştüğünü ifade etti.



