
İstanbul'da tekstil sektörünün üretim coğrafyası değişiyor
İstanbul Planlama Ajansı'nın araştırmasına göre tekstil sektörü maliyetler nedeniyle kent içinde çevre ilçelere, büyük ölçekli firmalar ise teşvik bölgelerine yöneliyor.
İstanbul Planlama Ajansı (İPA), kentteki tekstil sanayisinin mevcut durumunu ve dönüşümünü inceleyen yeni bir çalışma yayımladı. "İstanbul Tekstil Sanayisi: Değişen Üretim Coğrafyası ve Yeni Dinamikler" adı verilen araştırma raporunda, sektörün tarihsel süreci, mekansal değişimi ve sosyo-ekonomik yapısı detaylıca ele alındı. Bu kapsamda 19 firma temsilcisiyle görüşmeler yapılarak sektörün yaşadığı sorunlar ve gelecek beklentileri değerlendirildi.
Araştırma bulgularına göre; enflasyon, yükselen iş gücü maliyetleri, döviz kuru politikaları ve finansman bulmada yaşanan zorluklar, tekstil sektörünün uluslararası alandaki rekabet gücünü olumsuz etkiledi. Firma yöneticileri, daha düşük işçilik ve enerji giderleri, vergi muafiyetleri ile ABD pazarına gümrüksüz satış imkanları nedeniyle farklı ülkelere yapılan yatırımlarda nitelikli iş gücü bulma ve uyum süreçlerinde bazı sıkıntılar yaşanabildiğini kaydetti.
Şehirdeki kira ve personel giderlerinin artması, büyük ölçekli şirketleri devlet destekli teşvik bölgelerine ya da Trakya bölgesindeki organize sanayi bölgelerine taşınmaya itti. İstanbul içindeki küçük ve orta ölçekli üretim atölyeleri ise Tarihi Yarımada ve Beyoğlu hattından çıkarak Sultançiftliği, Esenyurt, Arnavutköy ve Güneşli gibi çevre ilçelere dağıldı. Osmanbey, Merter ve Çağlayan gibi kentin köklü üretim merkezleri ise üretimden ziyade uluslararası toptan ticaretin, showroomların ve perakende satış ofislerinin yer aldığı ticari üslere dönüştü.
Sektör temsilcileri yüksek maliyetler, finansmana erişim sorunları, bankaların sektörü riskli bulması ve uygulanan ekonomi politikaları yüzünden geleceğe dair karamsar bir tablo çizse de, tekstil faaliyetlerinin İstanbul'u tamamen terk etmeyeceğini belirtti. Araştırma-geliştirme, tasarım, mağazacılık, pazarlama, ticaret ve yönetim gibi kritik fonksiyonların İstanbul'da kalmaya devam edeceği ve kentin bu alanda stratejik bir merkez olmayı sürdüreceği öngörüldü.



