6 Eylül 2026 PazarUSD48,49EUR56,36
Gündem Nabzı

İstanbul'daki binek taşları Osmanlı döneminden izler taşıyor

Osmanlı döneminde atlara binmeyi kolaylaştıran binek taşları, İstanbul'un çeşitli tarihi yapıları önünde günümüze kadar ulaştı. Aya İrini, Eyüp Sultan Camisi ve Süleymaniye Camisi gibi noktalardaki örnekler, kent yaşamının pratik çözümlerini yansıtıyor.

Haber Merkeziİlk yayın:
İstanbul'daki binek taşları Osmanlı döneminden izler taşıyor

Osmanlı'da at prestij ve gücün simgesiydi. Binek taşları bu dönemde yaygınlaştı. Taşlar genellikle at eyerindeki üzengilerle aynı yükseklikte yerleştirildi. Bu sayede ata binme ve inme işlemi kolaylaştı. Taşlar padişahlar, hanedan mensupları ve devlet erkanının kullandığı güzergahlarda sıkça görüldü. Eşrafa ait konutların önüne de konuldu.

Günümüze ulaşan başlıca örnekler şöyle sıralanıyor: Aya İrini, Babüsselam, Eyüp Sultan Camisi, Cülus Yolu, Fatih Camisi ile Süleymaniye Camisi Türbeler Kapısı, Pertevniyal Valide Sultan Camisi girişi, Sultan 1. Abdülhamid Türbesi, Şehzade Mehmed Camisi Hünkar Mahfili ve Üsküdar Kara Davud Paşa Camisi önü.

Bazı taşlar basamaklı yapıldı. Bazıları ise yekpare taş veya sütun parçası şeklinde inşa edildi. Tramvay ve tren gibi yeni araçların yaygınlaşmasıyla işlevini kaybetti.

İstanbul Medeniyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Arş. Gör. Dr. Kubilay Arpacı, bu taşların işlevsel bir mimari öge olduğunu belirtti. Arpacı, binek taşlarının atlara verilen değer ve kent içi ulaşım ihtiyacıyla ön plana çıktığını anlattı.

"Atlar iktidarın, prestijin ve otoritenin simgesi olmuştur" dedi. Arpacı sözlerini şöyle sürdürdü: "Osmanlı toplumunda atlara verilen değerle birlikte kent içindeki ulaşım ağına fonksiyonel bir çözüm getirilmiştir. Padişahlar, hanedan mensupları ve devlet ricali için atlar önem arz eden hayvanlardır.

İktidarın, prestijin ve otoritenin simgesi olmuştur. Öyle ki Sultan 2. Osman ya da bir başka ifadeyle Genç Osman, ölen atı 'Sisli Kır' için Üsküdar'da mezar taşı dahi yaptırmıştır.

Payitaht İstanbul'da binek taşları genellikle devlet erkanının geçtiği güzergahlar üzerinde yapılmıştır. Bunun temel nedeni devlet erkanının ulaşımını kolay sağlamasıdır." Eyüp Cülus Yolu, Eyüp Sultan Camisi, Babüsselam, Fatih ve Süleymaniye Camisi'ndeki Türbeler Kapısı ile Üsküdar Kara Davud Paşa Camisi önündeki taşlar öne çıkan örnekler arasında yer alıyor.

Cülus Yolu'ndaki taş basamaklı biçimde yapıldı. Arpacı, Anadolu'daki örneklerde sütun parçalarının veya yükseltilmiş taşların da aynı amaçla kullanıldığını vurguladı. Taşların standart bir formu bulunmuyor.

Bu taşlar Eskişehir ve İzmir gibi kentlerde de görüldü. Arpacı, "Bu taşlar çoğunlukla yöre eşrafının evlerinin önündedir. Atların aynı zamanda prestij kaynağı olması nedeniyle bunlar yöre eşrafının zenginlik göstergesidir" dedi.

Taşlar hanım ve valide sultanlar ile paşalar, sadrazamlar ve padişahlar tarafından kullanıldı. Cülus Yolu'ndaki taş, padişahların cülus törenlerinde kullanılan güzergah üzerinde bulunuyor. Modernleşmeyle birlikte binek taşları işlevini yitirdi. Tren ve tramvayların yaygınlaşması bu süreci hızlandırdı. Günümüze oldukça az sayıda örnek ulaştı. Arpacı, bazı taşların kent içinde fark edilmesinin güçleştiğini belirtti. Eyüp Sultan Camisi ve Üsküdar Kara Davud Paşa Camisi önündeki örnekler daha kolay görülüyor. Babüsselam ve Fatih Camisi Türbeler Kapısı'ndaki taşlar ise mimariyle bütünleştiği için gözden kaçabiliyor.

Kaynak: Haber Merkezi

#İstanbul · Bu Konuda Son Gelişmeler→ Tümü

Aynı Saatlerde Yayınlananlar→ Tüm arşiv

İlgili Haberler