K-Pop'un gençler üzerindeki etkisine cinsel kimlik uyarısı
İstanbul Aile Vakfı Başkanı Karabıyık, K-Pop akımının gençlerin kimlik inşasını etkilediğini söyledi. Vakıf, 2025'te Boğaziçi Üniversitesi'nde çalıştay düzenledi. Araştırmada medyanın ve moda sektörünün giyim tarzına etkisi öne çıktı.

Karabıyık, 2019 yılından beri aile kurumuna yönelik tehditleri incelediklerini anlattı. K-Pop akımının özellikle cinsiyetsizleştirme alanında önemli etkisi olduğunu gördüklerini belirtti. Ortaokul ve lise çağındaki gençler arasında bu akımın hızlı yayıldığını ve hayran kitlesi oluştuğunu söyledi.
Türkiye'den Kore'ye gitmek isteyen gençlerin sayısında ciddi artış olduğuna dikkat çekti. Karabıyık, "Burada sanat adı altında yapılan bu faaliyetin aslında gençlerin kimlik inşa sürecine çok önemli bir müdahale olduğunu anlıyoruz" dedi. Manifest ve benzeri gruplarla durumun yeni bir aşamaya geçtiğini ifade etti.
Vakıf, 2025 yılında Boğaziçi Üniversitesi'nde "Sosyo-Kültürel Riskler ve Aileye Yönelen Tehditler" çalıştayında konuyu ele aldı. Karabıyık, konunun hiperseksüelleşme ve pornografik kültür başlığı altında incelenmesi gerektiğini aktardı. Aşırı seksüel davranışların çocuk yaş grubuna benimsetilmesi için popüler kültür unsurlarının kullanıldığını söyledi.
Epstein belgelerinde ortaya çıkan ilişkiler ağına değindi. Bu belgelerde iç çamaşırı ve çocuk giyim sektöründeki aktörlerin Jeffrey Epstein ile bağlantılı olduğunu belirtti. Epstein Adası'ndaki pedofili olaylarının kabul edilemez olduğunu ifade etti.
Karabıyık, ada modasının mağaza raflarına ve sokaklara taşındığını savundu. Kültürel akımların sponsorlarının Gazze'deki çatışmaları destekleyen firmalar olduğunu kaydetti. Ağustos ayında Türkiye genelinde araştırma yaptıklarını anlattı.
Araştırmada giyim tarzına etki eden faktörler sorulduğunu belirtti. Toplumun büyük çoğunluğunun birinci sırada medyayı, ikinci sırada moda sektörünü işaret ettiğini söyledi. 2025'te İsrailli düşünce kuruluşlarının "8.
Cephe" kavramını ortaya attığını aktardı. Binyamin Netanyahu'nun 8. cepheyi tüm dünyaya ilan ettiğini hatırlattı. 7 fiziki cepheye ek olarak medya ve sosyal medyanın 8. cephe olarak tanımlandığını belirtti.
Karabıyık, hedefin gençlerin zihinlerini ve kalplerini ele geçirmek olduğunu vurguladı. Bu tehlikenin aile bağlarını hedef aldığını söyledi. Gençlerdeki aile ilişkisinin bozulmasının kimlik inşasını olumsuz etkilediğini ifade etti.
Konserlerde sahnedekiler ile izleyiciler arasındaki uçuruma dikkat çekti. Medyayı savaş cephesi olarak gören bir yaklaşımın varlığına işaret etti. Ekran süresi arttıkça gençlerde baskı, sıkıntı ve kaygı düzeyinin yükseldiğini anlattı.
"Geleceğimi başka ülkede ararım" eğiliminin aidiyet sorununa yol açtığını söyledi. Medya ve sosyal medyada var olmak için gerçek hayatla örtüşmeyen davranışların sergilendiğini tespit ettiklerini belirtti. Hiperseksüelleşmenin yaşına uygun olmayan giyim ve davranışlarla ortaya çıktığını söyledi.
Çocukların yetişkin davranışları sergilediğini gözlemlediklerini aktardı. Sosyal medyada beğenilen davranışları sergilerken kimlik karmaşası yaşadıklarını ifade etti. Müzik gruplarının ani sponsorluk anlaşmalarıyla geniş kitlelere ulaştığını söyledi. Bu gruplardaki sanatçıların ağır sözleşmelere imza attığını ve köleleştirildiğini savundu. Gençlerin bu ikonları rol model alarak gönüllü köleliğe sürüklendiğini belirtti. Anne ve babaların ekranla ilişkisini gözden geçirmesi gerektiğini anlattı. Dijital okuryazarlık kavramının önemine değindi. Konunun baskıcı ve yasakçı yaklaşımla ele alınmaması gerektiğini vurguladı. Karabıyık, ebeveynlerin çocuklarıyla sağlıklı iletişim kurması gerektiğini söyledi.







