17 Ağustos 2026 PazartesiUSD47,9EUR55,54
Gündem Nabzı

Karot testleri nasıl yapılıyor? İzmir'deki laboratuvar incelendi

Deprem sonrasında binalardan alınan karot örneklerinin nasıl incelendiği ve beton kalitesinin nasıl ölçüldüğü laboratuvarda görüntülendi.

Haber Merkeziİlk yayın:
Karot testleri nasıl yapılıyor? İzmir'deki laboratuvar incelendi

Deprem sonrasında hukuki süreç için delillerin toplanması ve doğru analiz edilmesi büyük önem taşıyor. Delillerin iyi toplanmaması bina yıkımlarına ilişkin tartışmalara yol açıyor ve sanıklar ceza almadan tahliye olabiliyor. Son dönemde kurulan laboratuvarlarda beton kalitesi ölçülmeye başlandı. İzmir Ekonomi Üniversitesi laboratuvarında yürütülen işlemler yakından takip edildi.

Yıkılan veya hasar gören binalardan alınan karot örneğine dört noktalı basınç uygulanıyor. Bu yöntemle taşıma kapasitesi, çatlama yükü ve eğilimi belirleniyor. Ardından demir testine geçilerek donatının dayanıklılığı ölçülüyor.

Böylece betonun tam kalitesi net olarak tespit ediliyor. İzmir Ekonomi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Gökhan Kılıç, bu incelemelerin en yaygın sahtekarlıkları ortaya çıkardığını belirtti. Kılıç, "Mesela projelendirilen bir yapı yapılırken belediye onay veriliyor.

C35 betonu kullandığını söylüyor. Fakat yıkılmadan önce veya yıkıldıktan sonra da olsa alınan bir numune test edildiğinde projeye uygun olmadığını tespit ediyoruz ve bu da mahkemede delil olarak sunulabiliyor." dedi.

En sık yaşanan sorunun malzeme kusurları olduğunu belirten Kılıç, ikinci sırada zemin etkileşiminin hiç incelenmemesinin geldiğini söyledi. Kılıç şu ifadeleri kullandı:

"Yani beton ve donatı demirlerin kullanılmasının ardından ikinci olarak zemin etkileşiminin hiç incelememiş olması geliyor. Mesela biz 4 yıl önce İzmir’de de bir deprem yaşadık Samos adasında oldu. İzmir depremi bile denilmez aslında. 80 km uzaklıktaki Bayraklı'da anında dokuz binamız yıkıldı. Bunun nedeni zeminle ilgili sorunlar. Zeminle yapının etkileşimini bilmeden yapılmış projeler."

Düşük maliyetle daha çok kar elde etmek amacıyla kaliteden ödün vermek sektördeki en büyük risk olarak öne çıkıyor. Projeye uygun yapılar inşa edilmesinin yıkımları ve can kayıplarını önleyen temel unsur olduğu vurgulanıyor. Türkiye'deki müteahhit sayısının çok fazla olduğuna dikkat çeken Kılıç, "Türkiye'de 300 bini aktif 435 bin müteahhit var.

Tüm Avrupa Birliği'nde sadece 25 bin müteahhit var. Bizde maalsef pastayı paylaşmak daha vahşice olduğu için hırsızlıklar çoğalıyor ve bundan dolayı daha az maliyetle daha çok kar elde etmek istiyorlar. Bundan dolayı da maalesef yıkımlar oluşuyor. Depremi önleyemeyiz ama bunu engelleyebiliriz aslında bunu yapmamız gerekiyor." diye konuştu.

Kaynak: Haber Merkezi

#Deprem · Bu Konuda Son Gelişmeler→ Tümü

Aynı Saatlerde Yayınlananlar→ Tüm arşiv

İlgili Haberler