Kızıl Ekim'in Gerçek hikayesi: Sovyetler Birliği gemisini kovaladı
Kızıl Ekim isyanı, dönemin Sovyet Genel Sekreteri Brejnev'e karşı başlatılan bir devrim girişimiydi. Valery Sablin liderliğindeki subaylar, Storozhevoy gemisini ele geçirdi.

‘Gerçek Kızıl Ekim’ isyanı, Valery Mihayloviç Sablin'in liderliğinde gelişti. Bu olay, Sovyetler Birliği'nden kaçıp ABD’ye iltica etmek isteyen bir denizaltı kaptanı olan Marko Ramius'un hikayesinin kurgusal versiyonu olan Kızıl Ekim filminden oldukça farklıydı. Sablin ve ekibi, dönemin Sovyetler Birliği Genel Sekreteri Leonid Brejnev'e karşı bir devrim başlatmayı hedefliyordu.
Sablin, Sovyet rejiminin Marksist ilkelere uzaklaştığını düşünerek, devrim fikrini yeniden hayata geçirmek istiyordu. Bunun için, 7 Kasım'da kutlanan 1917 devriminin yıldönümünü fırsat olarak kullanmayı planladı. Sablin'in isyanında kullanılan gemi, Sovyetler Birliği donanmasının en gelişmiş fırkateynlerinden biri olan Proje 1135/Burevestnik sınıfı Storozhevoy'du.
Baltık filosunda görev yapan bu gemi, denizaltı savunma harbi yetenekleri ile dikkat çekiyordu. Sablin, 8 Kasım 1975’te isyan planını hayata geçirmek için ilk adımı attı. O dönemde Storozhevoy, Letonya'nın Riga kentinde demirliydi.
Sablin’in planı, gemiyi ele geçirip Leningrad’a (St. Petersburg) gitmek, ardından Aurora kruvazörünü ele geçirerek Brejnev rejimine karşı bir ayaklanma başlatmaktı. Sablin, yanında kendisiyle birlikte hareket etmesi için ikna ettiği 20 yaşındaki Aleksandr Nikolayeviç Shein ve birkaç mürettebat üyesi ile harekete geçti.
Gemi demirli olduğu için mürettebatın çoğu karada bulunuyordu. Bu durumdan yararlanan Sablin ve Shein, gemi komutanını aldatmayı başardı ve komutanı hapsedip diğer subayları toplantıya çağırdı. Toplantıda Sablin, isyan planlarını diğer subaylara anlatırken, Shein elinde bir tabanca ile kapıda bekliyordu.
İsyana katılmayı reddeden subaylar, gemi komutanı gibi tutuklanarak hapsedildi. Bu sırada gemide bulunan iki mürettebat, Sablin ve Shein’e fark ettirmeden kaçmayı başardı. Askerler, gemide bir isyan olduğunu karada bulunan diğer subaylara anlatmaya çalıştı ancak ciddiye alınmadı.
İki askerin kaçtığını fark eden Sablin, Leningrad fikrinden vazgeçti. Bunun yerine uluslararası sulara açılarak isyanın daha fazla destek bulmasını planladı. Sablin ve Shein tarafından ele geçirilen Storozhevoy, 8 Kasım 1975’in ilk saatlerinde limandan ayrılarak Riga körfezine açıldı.
Geminin ayrıldığının fark edilmesi üzerine Sovyet donanmasının diğer unsurları müdahale etmek için harekete geçti fakat çoğu subay, önceden alkol tüketimi nedeniyle yavaş hareket etti. Riga'da bulunan diğer gemiler, Storozhevoy'un denize açılmasından 45 dakika sonra harekete geçebilmişti.
İlk temas, daha küçük devriye botları ile sağlandı ancak bu gemiler yeterli ateş gücüne sahip olmadıkları için ateş açılmadı. Sovyet yetkilileri, başlangıçta Sablin'in Batı'ya iltica etmeye çalıştığını düşündü. Ancak Sablin, Sovyet Donanması Başkomutanı'na şifreli bir telgraf göndererek taleplerini iletti.
Bu talepler arasında gemiye müdahale edilmemesi, radyo ve televizyon yayını izni ve güvenli demirleme yerleri bulunmaktaydı. Donanma ise bu talepleri reddetti ve Sablin'den Storozhevoy'u geri getirmesini istedi. Bu sırada olayla ilgili bilgiler Moskova’ya ulaştı ve Brejnev, durumu öğrenince geminin imha edilmesi emrini verdi.
Brejnev’in emri doğrultusunda gemiye saldırı hazırlıkları yapıldı. Bunun için öncelikle geminin konumu tespit edilmeliydi. Riga’da konuşlu IL-38 deniz karakol uçakları, isyancıların yönetimindeki gemiyi aramak üzere havalandı.
Kısa sürede gemi tespit edildi ve saldırı için bombardıman uçaklarıyla temasa geçildi. Bombardıman uçakları, nükleer silah da taşıyordu ve gemiyi tespit ettikten sonra alçak uçuş yaparak Sablin’i teslim olmaya zorladı. Sablin ise geminin yönünü İsveç’e çevirmeye karar verdi.
Daha sonra verdiği ifadede, normalde İsveç’e gitmeyi planlamadığını belirtti. Sablin'in gemiyi İsveç sularına yönlendirmesinin ardından Sovyet yetkilileri daha da telaşlandı ve geminin imha edilmesi için hava kuvvetleri de devreye girdi. Ancak hava kuvvetlerine bağlı uçaklar, deniz hedeflerine saldırı konusunda deneyimsizdi ve koordinasyon eksikliği yaşandı.
İlk saldırı sivil bir Sovyet kargo gemisine yapıldı, şans eseri kimse yaralanmadı. Gerçek hedefi bulamayan uçaklar, ikinci kez Storozhevoy'u vurmak yerine onu takip eden başka bir Sovyet savaş gemisine saldırdı. Bu olayın ardından hava kuvvetlerine bağlı uçaklar üslerine döndü ve bombardıman görevi tekrar donanma uçaklarına verildi.
Tam bu sırada, Sablin ile birlikte olan bazı askerler isyan girişimlerinin sonuç vermeyeceği düşüncesine kapıldı ve gemi demirliyken isyana katılmayı reddedip tutuklanan subayları serbest bırakmaya karar verdiler. Serbest kalan subaylar, silahlanarak Sablin ve isyancılarla çatışmaya başladı.
Bu çatışma sonucunda Sablin bacağından vuruldu. Serbest kalan gemi komutanı, isyan bastırıldıktan sonra donanmaya mesaj göndererek gemide kontrolün tekrar sağlandığını bildirdi. Sovyet donanmasının isyancı gemide kontrolü sağladıktan sonra tüm mürettebat Riga’ya geri gönderildi.
Burada ifadeleri alınan 12 denizci, aralarında Sablin ve Shein'in de bulunduğu isyancılar olarak tespit edildi ve tutuklanarak Moskova’ya götürüldü. İsyanın iki liderinden biri olan Shein hapis cezasına çarptırıldı. Sablin ise vatana ihanet suçundan idam cezasına çarptırıldı ve Ağustos 1976'da idam edildi. Diğer isyancılar tamamen serbest bırakıldı.
Bu olay, Sovyet Baltık Filosunun savaşa hazırlıksızlığını ve komuta zincirinin zayıflığını gözler önüne serdi. Sablin’in isyan girişimi, daha sonra Kızıl Ekim adlı film için esin kaynağı oldu.





