
Konut satışındaki hukuki açık mağduriyet yarattı
Ev alırken dolandırıldığını öne süren bir vatandaş, yaşadığı hukuki açığı anlattı.
Gayrimenkul alım satım işlemlerinde karşılaşılan hukuki anlaşmazlıklar ve dolandırıcılık iddiaları ciddi mağduriyetlere sebep olabiliyor.
Ev satın alırken dolandırıldığını öne süren A.Ö. isimli vatandaş, benzer mağduriyetlerin başkalarının da başına gelmemesi için yaşadığı süreci paylaştı.
Eski malikin eşiyle birlikte evi gezdiğini ve tüm satış görüşmelerinde beraber yer aldıklarını belirten A.Ö., eşin evde yapılan tadilatları tek tek anlattığını aktardı. Bahçede eşiyle birlikte pazarlık yaptıklarını ifade eden A.Ö., anlaşmaya vararak evi satın aldıklarını söyledi.
Satış işlemlerinin tamamlanmasının ardından eski malikin önce üç ay daha mülkte kalmayı talep ettiğini, kendilerinin de bu isteğe olumlu yaklaştıklarını dile getiren A.Ö., sürenin dolmasına yakın bu kez bir yıl oturmak istediklerini belirterek kira sözleşmesi talep edildiğini kaydetti. Bu durum üzerine konuyu araştırmaya başladıklarını ifade etti.
Konuyu incelediklerinde riskleri fark ettiklerini belirten A.Ö., eşin imzasının alınmadığını, kişinin yedi yıla kadar evde oturabileceğini anladıklarında ücret karşılığında bir sene kalabilmesi için eşin imzasını istediklerini ancak bu imzanın verilmediğini belirtti.
Eski malikin eşinin daha sonra satışa rızası bulunmadığı gerekçesiyle tapunun iptali için mahkemeye başvurduğu ve dava sonucunda tedbir kararı aldırdığı öne sürüldü.
Ortaya çıkan bu hukuki karar sebebiyle elektrik, su ve doğal gaz aboneliklerine müdahale edilemediği aktarıldı. İSKİ, İGDAŞ ve elektrik dağıtım şirketine resmi yazılar gönderildiği, bu nedenle mülkün elektrik, su ve doğal gazının hiçbir şekilde kesilemediği ifade edildi.
Yaşadığı deneyimin acilen yasal düzenleme gerektirdiğini savunan A.Ö., aile konutu hükümlerinin kötüye kullanılabildiğini dile getirdi.
Eşin açık rızasının aranması gerektiğini vurgulayan A.Ö., açık rızanın yazılı bir onay mı yoksa tavır ve hareketlerle mi tanımlanacağı konusunda belirsizlikler bulunduğunu kaydetti. Satış esnasında evi gösterip pazarlıkta bulunan kişinin sonradan onay vermediğini söylemesinin nitelikli dolandırıcılık olduğunu savunan A.Ö., mevcut mevzuatta bu durumun aynı şekilde değerlendirilmediğini ifade etti.
Satıştan kısa bir süre sonra eski malikin konkordato ilan ettiği de iddialar arasında yer aldı.
Bu durumun hem borçların tahsil edilmesini imkansız hale getirdiği hem de hukuki süreci daha da karmaşıklaştırdığı öne sürüldü. İnsanların gayrimenkul almasına rağmen yıllarca kendi evlerini kullanamadığını belirten A.Ö., bu konuda yasal adımlar atılması gerektiğini söyledi. Yaşadıklarının münferit olmadığını belirten vatandaş, 48 milyon liralık satış bedelinin alınıp kullanıldığını ve eski sahiplerin evde oturmaya devam ettiğini, benzer örneklerin Türkiye'de pek çok kez yaşandığını öğrendiğini ifade etti.
Konuya ilişkin yargı sürecinin aktif olarak devam ettiği bildirildi.



