14 Ağustos 2026 CumaUSD47,89EUR55,33
Gündem Nabzı

Lena Salaymeh'in Lozan ve laiklik açıklamaları tartışma yarattı

Prof. Dr. Lena Salaymeh'in Lozan Antlaşması'nın Türkiye'ye laikliği dayattığı yönündeki iddiaları akademik çevrelerde ve kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.

Haber Merkeziİlk yayın:
Lena Salaymeh'in Lozan ve laiklik açıklamaları tartışma yarattı

Prof. Dr. Lena Salaymeh'in yakın zamanda yayımlanan söyleşisi, Türkiye'de tarih ve laiklik ekseninde yeni bir tartışma başlattı. Salaymeh, laikliğin evrensel bir yönetim ilkesi olmadığını, Avrupa'da Protestanlık, mezhep savaşları ve modern devletin doğuşuyla ortaya çıkan Avrupa merkezli bir düşünce biçimi olduğunu savundu. Bu anlayışın sömürgecilik yoluyla dünyaya yayıldığını belirtti.

Söyleşide Türkiye'nin tarihine değinen Salaymeh, Osmanlı Devleti'nin klasik anlamda sömürgeleştirilmediğini kabul etmekle birlikte, 19. yüzyıldan itibaren Avrupa'nın yeni sömürgecilik mekanizmalarıyla denetim altına girdiğini öne sürdü. Bu kavramı, ülkelerin doğrudan işgal edilmeden uluslararası hukuk, ekonomik bağımlılık ve siyasi baskı yoluyla denetlenmesi olarak tanımlayan akademisyen, kapitülasyonların bu sürecin araçları arasında yer aldığını ifade etti. Salaymeh, Avrupa'nın Osmanlı üzerindeki etkisinin Cumhuriyet döneminde de sürdüğünü iddia etti.

Salaymeh'in en çok dikkati çeken iddialarından biri, Batılı devletlerin 1923 tarihli Lozan Antlaşması'yla Türkiye'ye laik yönetim anlayışını dayattığı yönündeki açıklamaları oldu. Ankara'nın bu sistemi kendi talebiyle değil, dış baskı sonucu benimsemek zorunda kaldığını öne süren Salaymeh, antlaşmanın 38 ila 43. maddelerinin Türkiye'yi laik ilkelere uymakla yükümlü kıldığını savundu. Ayrıca, Cumhuriyet'in hukuk sisteminin oluşturulmasında İsviçre Medeni Kanunu, İtalyan ceza kanunları ve Alman ticaret kanunlarının benimsenmesini de bu çerçevede değerlendirdi.

Akademisyen, Lozan'ın Türkiye'nin dört Avrupalı hukuk danışmanına başvurmasını şart koştuğunu ve ülkenin tam egemenlik elde edemediğini iddia etti. Öte yandan Salaymeh, laikliğin Yahudi karşıtlığına ve İslamofobi'ye yol açtığını da öne sürdü. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın kuruluşuna da değinen Salaymeh, kurumun Osmanlı'daki Şeriye ve Evkaf Vekâleti'nin devamı olmadığını, Avrupa'daki din işleri kurumları örnek alınarak oluşturulduğunu savundu.

Salaymeh'in bu değerlendirmeleri sosyal medyada ve akademik çevrelerde farklı tepkilere yol açtı. İddiaların aksine, Batılı devletlerin Lozan'da Osmanlı'daki çok hukuklu yapının devamından yana tavır aldığına dikkat çekildi. İngiliz heyetinin başdelegesi Lord Curzon'un ve Yunan Başdelegesi Venizelos'un azınlıklar için dini mahkemelerin ve kuralların korunmasını isteyen konuşmaları hatırlatıldı. Türk heyetinden Rıza Nur'un ise laiklik vurgusu yaparak azınlıkların Türk kanunlarına uymak zorunda olacağını belirttiği vurgulandı.

Laikliğin dayatıldığı tezine karşı gösterilen bir diğer gerekçe ise Lozan'ın 45. maddesi oldu. Bu maddede, Türkiye'nin gayrimüslim azınlıklara yönelik taahhütlerinin Yunanistan tarafından da kendi topraklarındaki Müslüman azınlığa tanınmasının zorunlu kılındığı, dolayısıyla tek ve laik hukuk sisteminin Ankara'ya tek taraflı dayatılmadığı ifade edildi. Ayrıca 1924 Anayasası'nın ikinci maddesinde devletin dininin İslam olarak yer almasının, Lozan'ın laikliği dayattığı iddialarıyla çeliştiği dile getirildi.

Lozan'daki dört hukuk danışmanının yasalara müdahale hakkı olmadığı, yalnızca gözlemci statüsünde bulundukları vurgulandı. Öte yandan, İttihatçıların 1917'de Hukuki Aile Kararnamesi ile cemaat mahkemelerine son vermesi, ancak bu kararnamenin işgal yıllarında İtilaf devletlerinin baskısıyla 1919'da kaldırılması da Batı'nın Türklere laikliği dayattığı iddialarına karşı örnek olarak gösterildi.

Söyleşideki üslup da eleştiri hedefi oldu. Salaymeh'in sorulara doğrudan yanıt vermekten kaçındığı, tarihsel olguları tek bir model üzerinden yorumladığı ve tartışmalı tezleri kesin ifadelerle sunduğu belirtildi.

Söyleşinin Serbestiyet'te yayımlanması ise yeni bir FETÖ-liberal iş birliği tartışmasını gündeme getirdi. FETÖ'nün kapatılan yayın organlarının geçmişte Lozan Antlaşması'na karşı yürüttüğü propagandalar hatırlatılarak, laikliğin Batı dayatması olduğu yönündeki söylemlerin örgütün çizgisiyle benzerlik gösterdiği ifade edildi.

Serbestiyet Genel Yayın Yönetmeni Yıldıray Oğur'un, eleştirilere karşı X hesabından yaptığı paylaşımlar da tartışmalara eklendi. Son olarak, Namık Kemal'den bu yana Osmanlı aydınları ve Cumhuriyet devrimleriyle olgunlaşan laiklik birikiminin yok sayılarak Batı dayatması olarak lanse edilmesinin tarihi gerçeklerle bağdaşmadığı vurgulandı.

Kaynak: OdaTV

#Lozan Barış Antlaşması — Bu Konuda Son Gelişmeler→ Tümü

Aynı Saatlerde Yayınlananlar→ Tüm arşiv

İlgili Haberler