Miras reçellerin tarihi ve Nostradamus'un reçelleri
Reçel, yalnızca bir tatlı değil; mevsimlerin, kültürel mirasın ve toplumsal yapının simgesi. Bornova'daki Reçel Şenliği, bu değerleri yeniden hatırlatıyor.

Ayva, nar ve elma reçeli... 18. yüzyıl İspanyol natürmort sanatçısı Luis Meléndez'in tablolarında yer alan bu reçel kavanozları, yalnızca mutfak malzemeleri değil; geçmişin lezzetlerini ve kültürel değerlerini de taşır. Reçel, zamana, mevsime ve coğrafyaya karşı bir direniş biçimidir.
Doğu’nun kadim topraklarından gelen bu tatlı gelenek, Osmanlı mutfağında zirve yapmış; çeşitli meyve ve çiçeklerle harmanlanarak şekerle kavanozlara konulmuştur. 16. yüzyılda Michel de Nostredame, yani Nostradamus’un tarifleriyle bu lezzet Fransa’ya taşınmış ve Avrupa’da popüler hale gelmiştir.
Bir kavanoz reçel, sadece meyve ve şeker değil, bir mevsimi, emek dolu anıları ve çocukluğu temsil eder. Bu nedenle, reçel sanatı da birçok ressama ilham vermiştir. İspanyol ressamın eserlerinde reçel, gündelik hayatın bir parçası olarak öne çıkar.
Kanadalı ressam Mary Pratt ise reçelin ışıkla olan ilişkisini resmederek, sıradan bir nesneyi sanatın merkezine taşımıştır. Reçel, doğanın sunduğu meyveleri koruma çabasıdır. İnsan, meyve şimdi vardır ama yarın yoktur düşüncesiyle, onu kaynatıp kavanoza doldurarak, mevsimi ölümsüzleştirir.
17. yüzyıl Hollanda natürmortlarında ise reçelin bolluk, ticaret ve mevsimi aşma fikri ile ilişkisi vurgulanmıştır. Türk ressam Emil Aziz de reçeli, çay sofrasının vazgeçilmez bir parçası olarak tasvir etmiştir. Reçel, toplumun sosyal yapısını ve statüsünü de yansıtan bir unsurdur.
Evliya Çelebi’nin eserleri, bu kültürel ve gastronomik zenginliği gözler önüne serer. Reçel, özellikle Ramazan sofralarının ve iftar ikramlarının vazgeçilmezi olmuştur. Hadiye Fahriye Hanım’ın eserinde, şekercilerin yaptıkları reçelleri nasıl sakladığını ve bayram öncesi hazırlıklarını aktarmaktadır.
İstanbul’da ev hanımları, reçel kıvamını ölçerek evlerinin değerini belirlerdi. Bornova Belediyesi’nin Yaka Köy’de düzenlediği “Reçel Şenliği”, bu zengin geleneği yeniden yaşatmayı hedefliyor. Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki’nin, “Reçel giren eve emperyalizm giremez” sözü, şenliğin ruhunu yansıtıyor.
Süpermarketlerdeki hazır ürünlere karşı, doğal ve yerel üretimi desteklemek gerekliliği vurgulanıyor. Bugün markette bir kavanoz reçelin fiyatı, balın fiyatıyla yarışırken, aile çiftçileri ve yerel üretim önem kazanıyor. Bu bağlamda, Yakaköy’de yakılan odun ateşleri ve kaynatılan reçeller, eski mahalle kültürünü ve komşuluk bağlarını yeniden canlandırıyor.
Yarışmada, jüri tam 30 reçel tatmış ve en iyi reçel seçilmiştir. Nur Koç’un Damla Sakızı Reçeli birinciliği kazanırken, Belma Bayca ve Nazan Can Gülcüoğlu da ödül almıştır. Bu şenlik, kadın emeğinin ve geleneksel değerlerin önemini bir kez daha gözler önüne seriyor.
Sonuç olarak, yerel üretim ve geleneksel değerlerimize sahip çıktığımız sürece, kültürel mirasımızı koruyabiliriz. Bugün, “yerel ürün”, “mevsimsellik” gibi kavramlarla yeniden keşfettiğimiz bu gelenek, aslında çok köklü bir mutfak bilgisidir. Reçel yapımı, ev içi emeğin ve kültürel tarihimizin bir parçasıdır. Mirasa sahip çıkmak, geleceğimizi tatlandırmaya devam edecektir.







