MS tedavisinde vücut içi CAR-T yöntemi ilk sonuçlarını verdi
Çin'deki Huazhong Bilim ve Teknoloji Üniversitesi'nin yürüttüğü çalışmada MS ve otoimmün hastalıkları olan 16 hastaya tek enjeksiyonla CAR-T hücresi üretimi uygulandı. Motor becerilerde ve kas gücünde iyileşme kaydedildi. Bağışıklık sistemi hatalı B hücrelerinden arındırıldı.

Tıp dünyasında genetik mühendislik ve hücresel tedavi alanında tarihi bir başarıya imza atıldı. The New England Journal of Medicine dergisinde yayımlanan araştırma, MS ve benzeri ağır otoimmün hastalıklara karşı geliştirilen in vivo CAR-T hücresi tedavisinin ilk klinik sonuçlarını duyurdu.
Geleneksel yöntemlerde hastadan alınan kan hücreleri laboratuvarda genetik olarak düzenlenip yeniden vücuda veriliyordu. Bu süreç haftalar sürüyordu. Yeni yöntemde tek bir enjeksiyonla vücudun kendi içinde tedavi edici hücreler üretiliyor. - TEK ENJEKSİYONLA BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ SIFIRLANIYOR - Çin'deki Huazhong Bilim ve Teknoloji Üniversitesi ile tıp merkezleri ortak çalışma yürüttü.
MS ve kas harabiyetine yol açan otoimmün rahatsızlıkları bulunan 16 hasta katıldı. Araştırmacılar genetiki değiştirilmiş zararsız bir lentivirüs aracılığıyla hastaların T hücrelerine kimerik antijen reseptörü üretme talimatı verdi. Vücut içinde hızla çoğalan bu koruyucu hücreler sağlıklı dokulara saldıran hatalı B hücrelerini ve otoantikorları yok etti.
Tedavinin ardından vücudun ürettiği yeni B hücrelerinin artık sağlıklı dokulara saldırmadığı saptandı. Bağışıklık sisteminin adeta fabrika ayarlarına döndüğü belirlendi. Motor becerilerde ve kas gücünde belirgin iyileşme görüldü.
MS hastalarının motor ve bilişsel fonksiyonlarında ilerlemeler kaydedildi. Kronik yorgunluk şikayetleri azaldı. Kas iltihaplanması yaşayan hastalarda kas gücü skorları yükseldi ve enflamasyon geriledi.
Uzmanlar hastaların çoğunda görülen iltihabi reaksiyonların hafif seyrettiğini ve yan etkilerin iki hafta içinde kontrol altına alındığını belirtti. - KANSER RİSKİNE KARŞI 10 YILLIK TAKİP GEREKİYOR - Hücresel tedavinin tıp dünyasında büyük heyecan yarattığı belirtildi.
Alman ve Çinli bilim insanları yöntemin klinik olarak yaygınlaşması için temkinli olunması gerektiğini vurguladı. Virüs aracılığıyla aktarılan genetik materyalin uzun vadede mutasyona uğrama ve hücreleri kanserleştirme riski taşıdığı ifade edildi. Araştırmaya katılan hastalar en az 10 yıl boyunca olası kanser vakaları, enfeksiyonlar ve hastalığın nüksetmesi ihtimaline karşı sıkı takibe alınacak.
Geniş katılımlı kontrol gruplarıyla yapılacak Faz II ve III denemelerinin ardından yöntemin tüm dünyada rutin tedavi protokolü haline gelmesi hedefleniyor.



