
Şanlıurfa'da çekilen 'dondurma' kısa filminin çekimleri bitti
Fatma Çakmak Özcan'ın yönettiği ve senaryosunu yazdığı 'Dondurma' kısa filminin Şanlıurfa'daki çekimleri tamamlandı.
Yönetmen koltuğunda ve senaristlikte Fatma Çakmak Özcan'ın yer aldığı "Dondurma" isimli kısa filmin kamera arkası çalışmaları Şanlıurfa'da nihayete erdi.
Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü ile TRT 12 Punto Kısa Film Yapım Desteği kazanan yapımın prodüktörlüğünü Abdulhamit Güler ile Aşkın Özcan yürütüyor.
Eserde karpuz ve dondurma simgeleri aracılığıyla sınır, çatışma ve hayatta kalma çabası, bir çocuk ile yaşam inancını kaybetmeyen genç bir erkeğin perspektifinden aktarılıyor.
İstanbul Sinema Evi ve Kısa'dan Hisse Sanat ortaklığında hayata geçirilen projenin görüntü yönetmenliğini Mustafa Yeşilova üstlenirken, sanat yönetmenliğini Osman Çankırılı, uygulayıcı yapımcılığını Yılmaz Kıvanç ve yardımcı yönetmenliğini Sevilay Ceylan gerçekleştirdi.
FSM Film ile Aytekin Sound'un da katkı sunduğu filmin oyuncu kadrosunda İsmet Aydemir, Akın Tugay ve Yiğit Ege Yazar rol alıyor.
Kurgu ve seslendirme gibi post prodüksiyon aşamaları süren yapım, bittikten sonra yurt içi ve yurt dışındaki festivallerde sinemaseverlerin karşısına çıkacak.
Yönetmen Fatma Çakmak Özcan, projenin konusunun Gazze'deki saldırılar esnasında evladının kendisine yönelttiği "Anne, savaş bir gün bize de gelir mi?" sorusundan esinlenerek doğduğunu ifade etti.
Savaşın bütün insanların ortak meselesi olduğunu vurgulayan Özcan, yapım aşamasında fedakarlıkla görev yapan ekibe ve katkı sunan kurumlara minnettarlığını dile getirdi.
Yapımcılardan Aşkın Özcan ise yapımın, çatışmaların yarattığı insani dramlara ışık tutmayı hedeflediğini aktardı.
Filmin yapımcılarından Abdulhamit Güler de projenin sınır ve savaş olgularını metaforik bir dil kullanarak evrensel bir boyuta taşıdığını kaydetti.
"Dondurma" yapımının hikayesi şu şekilde:
"Doğu bölgesindeki bir sınır yerleşiminde yaşayan Ahmet, kendi karpuz tarlasından derlediği karpuzlarla dondurma imal eder. Hazırladığı dondurmaları seyyar arabasıyla etraftaki köylere pazarlayarak geçimini temin eder. Sınır boyunca çekilen teller zamanla yaşadıkları coğrafyayı da kuşatır. Sınırdaki silahlı güçlerin müdahalesi köylülerin sınıra yaklaşmasını engeller. Bu baskı altındaki atmosferde köy çocuklarının en büyük neşesi Ahmet'in dondurma arabasıdır. Özellikle de Ahmet'in süt aldığı Muhammed için bu durum böyledir. Ablukanın karpuz tarlasına kadar uzanmasıyla Ahmet çaresiz kalarak dondurma yapımına ve satışına son vermek zorunda kalır. Bu durum karşısında Muhammed kendine özgü bir çare bulur. Ancak bu hamlenin bedelini hayatıyla öder."



