
TBMM Genel Kurulu'nda öğrenci affı maddesi kabul edildi
TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen kanun teklifinin yükseköğretimden ilişiği kesilenlere dönüş hakkı tanıyan 15'inci maddesi kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen Yükseköğretim Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi kapsamında, yükseköğretim kurumlarında okurken ilişiği kesilenler ile kayıt hakkı kazandığı halde çeşitli gerekçelerle kayıt yaptıramayanlara öğrenimlerine devam etme hakkı veren 15'inci madde oylanarak kabul edildi.
Meclis Başkanvekili Celal Adan'ın başkanlığında toplanan TBMM Genel Kurulu'nda, üniversite affını da içeren kanun teklifinin görüşmeleri devam ediyor.
Teklifin ikinci bölümünün tümü üzerine söz alan Yeni Yol Grubu adına Hatay Milletvekili Necmettin Çalışkan, öğrenci affının aylardır beklendiğini ve düzenlemenin Temmuz ayının sonunda Meclis gündemine taşındığını belirtti. Komisyon görüşmelerinin kesintisiz bir gecede ve on beş saatlik müzakere sonucunda tamamlandığını ifade eden Çalışkan, hazırlık sürecini şu sözlerle eleştirdi:
"Komisyon kesintisiz, bir gece sabaha kadar görüştü, on beş saatlik müzakere sonucunda bir yasa çıktı. Kanunun hazırlanma sürecinde sendikalar, sivil toplum örgütleri, alanında uzmanlar yok. Kim var? Sadece YÖK var; o da zaten taraf. Yani hakimi de avukatı da savcısı da aynı olan bir kararı ne yazık ki görüşüyoruz."
Teklifin yasalaşmasının ardından çok az sayıda öğrenci dışında kimsenin memnun olmayacağını savunan Çalışkan, Milli Eğitim Komisyonu'nun kapsamlı bir düzenleme hazırlamasına karşın yükseköğretimdeki temel sorunlara çözüm getiremediğini dile getirdi. Çalışkan, "Bu yasadan dolayı memnun olacak tek bir akademisyen var, o da YÖK'ün merkezinde bulunan iki üç kişi; Anadolu'nun hiçbir ilinde doktorlar hariç normal akademisyenlerin hemen hemen hiçbirinin memnun olacağı bir durum değil" değerlendirmesini yaptı.
AK Parti iktidarının eğitim politikalarını da hedef alan Çalışkan, en büyük tahribatın eğitim alanında görüldüğünü öne sürdü. On iki yıllık zorunlu eğitim uygulamasının mesleki eğitime zarar verdiğini savunan Çalışkan, "İnsanlar meslek öğrenemiyor, bütün sektörlerde, branşlarda dışarıdan gelen elemanlar iş yapıyor çünkü on iki yıl bu ülkeye vurulan en büyük darbelerden biri" dedi. 28 Şubat sürecinde zorunlu eğitimin sekiz yıla çıkarıldığını hatırlatan Çalışkan, "28 Şubat sürecinin en önemli iki meselesinden biri eğitimin sekiz yıla çıkarılmasıydı, siz 28 Şubat'a 'level' atlattınız, on iki yıla çıkardınız eğitimi" şeklinde konuştu.
Üniversite mezunlarının istihdam sorununa da değinen Çalışkan, kimi fakültelerin mezunlarına iş olanağı yaratamadığını savunarak şu ifadeleri kullandı:
"Üniversiteler artık işsiz üreten fabrika haline geldi. Yapacağınız iş, eğer bir fakültenin mezunu bir yere atanamayacaksa kapatın, boşuna almayın, insanların duygusunu sömürüyorsunuz. Bir aile ineğini satarak Anadolu'nun herhangi bir küçük üniversitesinde çocuğunu okutmaya gönderiyor, iktisadi idari bilimler fakültesini bitirince kaymakam olacak zannediyor, geldiğimiz tabloda kasiyer bile olamayamıyor."
Kanun teklifinin ikinci bölümünün tümü üzerine yapılan konuşmaların tamamlanmasının ardından TBMM Başkanvekili Adan, ikinci maddedeki hususları ve önergeleri ayrı ayrı oylayacağını bildirdi.
Teklifin 15'inci maddesi üzerine verilen önergeye ilişkin söz alan DEM Parti İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu, maddede yer alan "terör örgütlerine iltisakı yahut bunlarla irtibatı" ibaresinin eğitim hakkı bakımından hukuki belirlilik ve eşitlik ilkeleri açısından sorunlar doğurabileceğini savundu. Konukçu, bu ifadenin benzer durumda bulunan öğrenciler arasında objektif ve makul bir ölçüte dayanmayan sonuçlar ortaya çıkarabileceğini belirtti.
"İltisak ve irtibat" kavramlarının geçmişte pek çok öğrenci açısından hak kayıplarına yol açtığını öne süren Konukçu, "İltisak ve irtibat kavramları üzerinden pek çok sosyalist, devrimci ve muhalif öğrencinin eğitim hakkı göz göre göre gasbedilmiştir" dedi. Yakın geçmişte, özellikle olağanüstü hal döneminde çok sayıda öğrenci hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı olmaksızın idari işlemler tesis edildiğini ifade eden Konukçu, bu işlemlerin eğitim hakkı üzerinde kalıcı etkiler bıraktığını söyledi.
Eğitim ve öğretim hakkıyla eşitlik ilkesinin birlikte ele alınması gerektiğini belirten Konukçu, yükseköğretime yeniden dönüş hakkının bu denli belirsiz bir ölçüte bağlanmasının ciddi sıkıntılar doğuracağını savundu. Teklifteki kapsam dışı bırakma hükmünün temel haklar yönünden değerlendirilmesi gerektiğini dile getiren Konukçu, eğitim hakkının demokratik toplumun temel güvencelerinden biri olduğunu belirterek, "Bu hakkın sınırlandırılması ancak açık, belirli ve ölçülü kurallarla hükmedilebilir. Düzenlemede yer alan 'iltisak ve irtibat' kavramları ise uygulamada uzun yıllardır hukuki belirlilik bakımından tartışmalara konu olmakta, kesinleşmiş mahkûmiyet kararına dayanmayan idari değerlendirmelere de temel oluşturabilmektedir" ifadelerini kullandı.
Verilen önergelerin reddedilmesinin ardından 15'inci madde oylanarak kabul edildi. Böylece teklifin 15'inci maddesiyle 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'na geçici madde ekleniyor. Düzenlemeyle, yükseköğretim kurumlarında öğrenim görürken ilişiği kesilenler ile kayıt hakkı kazandığı halde çeşitli nedenlerle kayıt yaptıramayan öğrencilere yükseköğrenimlerine devam etme imkânı sağlanıyor. Maddeye göre, daha önce farklı bir öğrenim düzeyinde (ön lisans, lisans, yüksek lisans veya doktora) bu Kanun kapsamında tanınan haklardan yararlanmış olmak, başka bir öğrenim düzeyinde aynı madde hükümlerinden yararlanmaya engel teşkil etmeyecek.


