
Troya'da 2 bin yıllık Roma caddesi gün yüzüne çıkıyor
Çanakkale'deki Troya Ören Yeri'nde, 2026 kazılarında Roma dönemine ait bir cadde gün yüzüne çıkarılıyor.
Troya, tarih boyunca savaşlar, yangınlar ve depremler nedeniyle birçok kez yıkılıp yeniden inşa edildi. Çanakkale’nin Tevfikiye köyü sınırlarında yer alan ve UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde bulunan Troya Ören Yeri’nde 2026 yılında gerçekleştirilecek kazılarda, Roma dönemine ait önemli bir ulaşım aksı üzerinde çalışmalar yürütülüyor. Kültür ve Turizm Bakanlığının “Geleceğe Miras Projesi” kapsamında, antik kentin Helenistik ve Roma dönemlerine ait aşağı kentinde yaklaşık 2 bin yıllık bir cadde kazılıyor. Çalışmaların tamamlanmasıyla caddenin ören yerine doğru uzanan kısmının da açığa çıkarılması ve ziyaretçilerin Troya’nın Roma dönemindeki kent dokusunu daha yakından görebilmesi amaçlanıyor. Roma döneminin Troya üzerindeki etkisi, antik kentin tarihindeki en önemli dönemlerinden biri olarak öne çıkıyor. Roma İmparatorluğu’nun kuruluş mitolojisinin Troya’ya dayandırılması, kentin Roma dünyasındaki önemini artırmıştır. Kazı Başkanı Prof. Dr. Rüstem Aslan, Roma döneminde Troya’nın büyük bir kent haline geldiğini belirterek, bu dönüşümde İmparator Augustus’un kente yaptığı ziyaretin önemli bir dönüm noktası olduğunu ifade etti. Augustus’un MÖ 20 civarında Troya’yı ziyaret etmesinin ardından, kentin çeşitli yardımlarla desteklendiğini ve büyük yapılar ile tapınakların inşa edildiğini anlattı. Troya’nın Roma açısından taşıdığı sembolik anlamın temelinde Aeneis Destanı yatıyor. Roma İmparatoru Augustus döneminde şair Vergilius tarafından kaleme alınan bu destanda, Troya’nın yıkılmasının ardından Aeneas’ın batıya yolculuğu ve Roma’nın kuruluş hikayesi anlatılmaktadır. Prof. Dr. Aslan, bu mitolojinin Roma İmparatorluğu’nun kuruluşunu Troya’ya bağladığını belirterek, bu nedenle Roma dünyasının önde gelen isimlerinin antik kente büyük ilgi gösterdiğini söyledi. Roma döneminde askerlerden imparatorlara, siyasetçilerden sanatçılara kadar birçok kişi Troya’nın tarihinden ve kalıntılarından ilham aldı. Kazı çalışmaları sırasında ortaya çıkarılan caddenin, Roma dönemine ait planlı kent sisteminin önemli bir parçası olduğu vurgulanıyor. Troya’nın Roma dönemindeki aşağı kentinde doğu-batı ve kuzey-güney doğrultusunda uzanan büyük caddelerin bulunduğu, bu yolların iki tarafında ise evler ve dükkanların yer aldığı belirtiliyor. Önceki yıllarda yapılan manyetik jeofizik araştırmalar sayesinde antik kentin genel planına ilişkin önemli veriler elde edildi. Bu çalışmalar, kazı ekibine Roma dönemindeki kent dokusunun nasıl şekillendiği konusunda yol gösteriyor. Kazı ekibi, çalışmalara devam eden Roma caddesinin ören yerine doğru devam eden bölümünü de ortaya çıkarmayı planlıyor. Çalışmalar tamamlandığında, ziyaretçilerin yalnızca Troya’nın ünlü kalıntılarını değil, Roma dönemindeki sokakları ve yapıların oluşturduğu kent dokusunu da yerinde görmesi hedefleniyor. Prof. Dr. Rüstem Aslan, çalışmaların amacının Roma dönemindeki Troya kentinin daha geniş bir bölümünü ortaya çıkarmak ve bu alanı gelecek yıllarda turizme kazandırmak olduğunu ifade etti. Kazısı yapılan caddenin Roma döneminde uzun bir zaman dilimi boyunca kullanıldığı belirtiliyor. Prof. Dr. Aslan, yolun MÖ 20’li yıllarda başladığını ve MS 5. yüzyıla kadar devam ettiğini söyledi. Troya, tarihe tanıklık eden büyük yıkımlara uğradı. Özellikle MS 500’lü yıllarda meydana gelen iki büyük depremin ardından kent yeniden inşa edildi. Troya, yaklaşık 5 bin 600 yıllık geçmişiyle farklı uygarlıkların üst üste inşa ettiği kentlerin izlerini barındırıyor. Her kazı sezonunda yeni buluntuların ortaya çıktığı ören yerinde, Roma dönemine ait caddenin çalışmaları da antik kentin tarihsel sürekliliğine ışık tutuyor. 2019’da ziyarete açılan Troya Müzesi’nde sergilenen yaklaşık 2 bin eserle birlikte değerlendirildiğinde, sürdürülen kazıların bölgenin kültürel mirasının daha geniş kitlelere aktarılmasına katkı sağlaması bekleniyor. Kazıların ilerleyen yıllarda caddenin devamındaki bölümlere ulaşmasıyla Troya’nın Roma dönemindeki günlük yaşamına ilişkin yeni yapı ve buluntuların da gün yüzüne çıkarılması hedefleniyor.







