31 Temmuz 2026 Cuma
Gundemnabzi
Türk-Japon bilim ve Teknoloji üniversitesi ilk öğrencilerini alıyor

Türk-Japon bilim ve Teknoloji üniversitesi ilk öğrencilerini alıyor

Türkiye ile Japonya ortaklığıyla kurulan TJU, 2026-2027 akademik yılında dört mühendislik programına toplam 80 öğrenci kabul edecek.

Eğitim Servisiİlk yayın:

Türkiye ve Japonya hükümetleri arasındaki anlaşma doğrultusunda hayata geçirilen kamu tüzel kişiliğine sahip Türk-Japon Bilim ve Teknoloji Üniversitesinin (TJU) kuruluş kanunu, 24 Haziran 2017 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmişti. Bu kurumun kurulmasıyla birlikte özel statülü devlet üniversitesi modeli benimsenerek küresel çapta bir araştırma ve mükemmeliyet merkezi yaratılması hedeflendi. Bu kapsamda Tokyo Üniversitesi, Tokyo Bilim Enstitüsü ve Tsukuba Üniversitesi başta olmak üzere Japonya'nın önde gelen yükseköğretim kurumlarıyla kurumsal düzeyde akademik ortaklık ve öğrenci hareketliliği mutabakatları tamamlandı.

Ankara'nın Çankaya ilçesindeki Or-An yerleşkesinde faaliyet gösterecek olan TJU, 2026-2027 eğitim-öğretim yılından itibaren öğrenci kabulüne başlayacak. Üniversite bünyesindeki Bilgisayar Mühendisliği, Elektrik-Elektronik Mühendisliği, Çevre Mühendisliği ve Malzeme Bilimi ve Mühendisliği bölümlerine yirmişer kişiden toplam 80 öğrenci yerleştirilecek. Odak noktası yapay zeka ve hesaplamalı modelleme, akıllı algılama sistemleri, iklim ile çevresel sistemler ve uzay teknolojileri ile ileri malzemeler olan bu lisans programlarının yanı sıra yapay zeka ve afet bilimleri dallarında doktora programları da açılacak.

TJU Rektörü Prof. Dr. Mustafa Verşan Kök, üniversitenin iki ülke arasındaki stratejik ortaklık temelinde özel bir kanunla kurulan bir devlet üniversitesi olduğunu vurguladı. Kurumlar arası işbirliğinin tek taraflı bilgi transferine dayanmadığını, her iki ülkenin bilim insanları ile öğrencileri birlikte teknoloji ve bilgi üretmeye yönlendirdiğini belirten Kök, temel amaçlarının geleceğin kritik bilim alanlarında araştırma yapabilen, küresel çalışma kültürünü benimsemiş ve nitelikli insan gücü yetiştirmek olduğunu dile getirdi.

Öğrenci kontenjanının az olmasının önemli avantajlar barındırdığına işaret eden Rektör Kök, bu durumun gençlerin öğretim üyeleriyle yakın temas kurmasına, laboratuvar imkanlarından daha verimli yararlanmasına ve araştırma süreçlerine erken aşamada dahil olmasına zemin hazırlayacağını kaydetti. İngilizce eğitim dili, Japonca dil ve kültür eğitimi, araştırma odaklı yaklaşım ve iki ülkenin ortaklığına dayanan yapının uluslararası kariyer hedefleyen başarılı öğrenciler için cazip bir seçenek oluşturduğunu ifade etti.

Eğitim modelinin araştırma ve proje odaklı mühendislik anlayışına dayandığını aktaran Prof. Dr. Kök, öğrencilerin teorik derslerin dışına çıkarak laboratuvar çalışmaları, tasarım, modelleme, veri analizi ve prototip geliştirme gibi süreçlerde aktif rol alacağını bildirdi. Hazırlık sınıfı hariç tutulduğunda başarılı öğrencilerin lisans eğitimini 3,5 yılda tamamlayabileceği esnek bir müfredat hazırlandığını, ancak mezuniyet için derslerin yanı sıra tüm laboratuvar, staj ve yeterlik şartlarının eksiksiz yerine getirilmesi gerektiğini belirtti.

Öğrencilere yönelik bir yıllık zorunlu İngilizce ve Japonca hazırlık programı uygulanacağını anlatan Kök, ana eğitim dilinin İngilizce olacağını, Japonca eğitimin ise iki ülkenin ortak kimliğini güçlendiren kritik bir unsur olduğunu vurguladı. Bu sayede öğrencilerin Japon akademik ve çalışma kültürünü yakından tanıyarak staj, araştırma ve değişim programlarından daha fazla istifade edebileceğini ekledi.

Rektör Kök, öğrencilere Türkiye ve Japonya'daki şirketler, araştırma merkezleri ve kamu kurumları nezdinde staj imkanları sağlanacağını belirtti. Ayrıca gelecek yıl üniversite bünyesinde faaliyete geçmesi planlanan Teknopark sayesinde öğrencilerin ve araştırmacıların fikirlerini projelere, prototiplere ve nihayetinde ekonomik ve toplumsal değere dönüştürmesinin önünün açılacağını kaydetti.

Lisans programlarının haricinde lisansüstü eğitimlere de ağırlık verileceğini açıklayan Kök, 2026-2027 güz döneminde Deprem Afet Bilimi ve Yapay Zeka ile Dijital Teknolojiler, 2027-2028 güz döneminde ise Enerji ve Çevre lisansüstü programlarının açılacağını duyurdu. Türkiye ve Japonya'nın ortak deprem gerçeğine dikkat çeken Kök; deprem mühendisliği, erken uyarı sistemleri, dirençli şehirler ve afet yönetimi konularının öncelikli çalışma alanları arasında yer aldığını ifade etti. Yapay zeka ve dijital teknolojiler programının robotik, siber güvenlik ve veri bilimi gibi disiplinler arası konuları kapsayacağını, enerji ve çevre programının ise iklim değişikliği ve enerji güvenliği gibi stratejik meselelere odaklanacağını belirtti.

Akademik kadronun uluslararası projeler yürütebilecek yetkinlikte kurulduğunu belirten Prof. Dr. Kök, Japon üniversitelerinden akademisyenlerin de ders vereceğini ve ortak araştırmalara katılacağını söyledi. Bu kapsamda 2026-2027 güz döneminde Japonya'dan iki uzman akademisyenin deprem afet bilimi ve yapay zeka alanlarında görev alarak öğrencilerle birlikte çalışacağını bildirdi.

Öğrencilere kampüste barınma, burs ve çeşitli destekler sunulacağını belirten Rektör Kök, uzun vadeli amaçlarının üniversiteyi bilim ve teknoloji alanında uluslararası düzeyde tanınan bir araştırma merkezine dönüştürmek olduğunu dile getirdi. İlk öğrencilerin yalnızca bir okulun ilk kayıt yaptıranları değil, aynı zamanda Türkiye ile Japonya arasında kurulan bilimsel köprünün öncü temsilcileri olacağını vurgulayarak, kampüs yaşamını ve öğrenci kültürünü ilk öğrencilerin şekillendireceğini sözlerine ekledi.

Kaynak: Milliyet

İlgili Haberler