30 Temmuz 2026 Perşembe
Gundemnabzi

Uluslararası medyanın objektifinden İran'daki savaşın yankıları

ABD ve İsrail'in İran'a yönelik operasyonlarının ardından küresel basında stratejik çıkmazlar, petrol piyasasındaki kayıplar ve diplomatik temaslar geniş yer buldu.

Dış Haberler Servisiİlk yayın:

Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail'in İran'a karşı başlattığı askerî müdahale, ilan edilen hedeflere ulaşamazken Batılı yetkililerin ve Amerikan medyasının da kabulüyle taraflar açısından bir stratejik çıkmaz ve sahada ile siyasette başarısızlık olarak değerlendiriliyor. Sivil kayıplara ve özellikle öğrenci ölümlerine yol açan bu yoğun saldırılar kısa sürede insani, güvenlik ve ekonomi boyutları kazanarak dünya basınında farklı açılardan ele alındı. Küresel medya kuruluşları kendi eğilimleri doğrultusunda bu çatışmanın hikâyesini yazmaya çalışırken, bu yansımalar savaşın gerçek tablosunu ve gelecekteki olası yönünü gözler önüne seriyor.

İngiliz merkezli ve Washington kaynaklı PBS ağı, İran'ın Orta Doğu'daki Amerikan güçlerine doğru çok sayıda balistik füze fırlatarak çatışmalardaki kısa süreli sükûneti bozduğunu duyurdu. Merkezî Komutanlık (CENTCOM) ise yayımladığı açıklamada bütün bu füzelerin başarıyla engellendiğini savundu. Gerçekleşen bu saldırı, tarafların birkaç gündür herhangi bir çatışma duyurusu yapmadığı sakin dönemi sonlandırdı. Yayınlanan raporda gerginliğin üst seviyede kaldığı vurgulanırken, Suudi Arabistan'ın daha önce Irak'taki İran destekli milislerin fırlattığı insansız hava araçlarını peş peşe iki gün boyunca imha ettiği hatırlatıldı. Yemen'deki Husiler de 'NCC Zamil' adlı bir Suudi petrol tankerini geri çekilmeye mecbur bıraktıklarını öne sürdü. PBS, İranlı kaynaklara dayandırdığı bilgilerde Amerikan tarafının daha önceki bombardımanlarında bir havalimanı ve deniz kontrol kulesinin yıkıldığını, ayrıca 12 köprü ile 2 tünelin zarar gördüğünü aktardı. CENTCOM ise pek çok askerî hedefi vurduğunu iddia etmişti. Bütün bu gelişmeler arabulucuların tarafları masaya oturtma çabaları sürerken yaşandı; ayrıca İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, iki müttefik arasındaki gergin ilişkileri onarmak amacıyla Beyaz Saray'da Donald Trump ile bir araya geldi.

Arap basını da konuyu farklı boyutlarıyla sayfalarına taşıdı. Raialyoum gazetesinde yayımlanan makalede, İran'ın bölgesel politikalarına yönelik eleştirilere rağmen bu ülkenin dış saldırılara karşı egemenliğini ve toprak bütünlüğünü savunma hakkının yok sayılamayacağı vurgulandı. Yazar, mevcut savaşın İran ile ABD ve İsrail arasında millî egemenliği koruma mücadelesi olduğunu belirterek olayın sırf bir gösterge ibaret olduğu yönündeki iddiaları reddetti. Binyamin Netanyahu'nun uzun süredir 'İran tehdidini' ön plana çıkardığına dikkat çeken yazar, Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen'deki uygulamalara karşı çıkmanın askeri bir müdahaleyi haklı çıkaramayacağını ifade etti. Makalede ayrıca dini ve etnik kavramların analizlerde kullanılmasının yanlış ve tarafsız bir değerlendirmenin önünde engel olduğu kaydedildi. Yazara göre ülkenin bölgesel hareketleri eleştirilebilir ancak halkına ve topraklarına yönelik her türlü saldırıya karşı çıkmak aiyasi ve ahlaki bir zorunluluktur.

Al Mayadeen kanalının analizinde ise yükselen petrol fiyatlarının ve Körfez bölgesindeki enerji yatırımlarının gördüğü zararın, Trump yönetimini İran'la çatışmanın büyümesini önlemeye zorlayan bir baskı unsuru haline geldiği ifade edildi. Çatışma riskinin sürmesinin yeni yatırımları dondurduğu ve büyük enerji şirketlerinin masraflarını ciddi oranda artırdığı belirtildi. ExxonMobil, Shell ve Total gibi dev şirketlerin tesislerinin zarar görmesi, üretim ve sevkiyat aksaklıkları ile artan sigorta giderleri nedeniyle ciddi zararlara uğradığı vurgulandı. Zarar gören altyapının onarımının milyarlarca dolarlık bütçe gerektirdiği, Körfez ülkelerinin petrol ve gaz ihracatını savaş öncesi kapasitesine ulaştırmasının en az 3 ila 5 yıl sürebileceği aktarıldı. Analizin sonunda enerji devlerinin çıkarlarını korumak adına ABD üzerinde baskı kuracağı öngörüldü.

Asharq Al-Awsat gazetesi ise Binyamin Netanyahu ile Donald Trump'ın son bir buçuk yıldaki yedinci Beyaz Saray buluşmasını inceledi. İki liderin ilişkilerinin stratejik görünmesine rağmen derin gizli anlaşmazlıklar barındırdığına işaret edildi. ABD kamuoyunun, özellikle gençlerin, İsrail'e verdiği desteği azalttığı ve bazı analistlerin Netanyahu'yu Trump'ı masraflı bir savaşa sürüklemekle suçladığı kaydedildi. Her iki lider de seçim süreçlerindeki zorluklarla mücadele ederken bu teması kendi siyasi çıkarları doğrultusunda kullanmaya çalışıyor. İran'a baskının sürmesi, Türkiye'ye F-35 savaş yataklarının satışı, Suudi Arabistan'la nükleer işbirliği ve Washington'ın Lübnan ile Suriye politikaları temel ihtilaf noktaları arasında yer alıyor.

Rusya ve Çin kaynaklı yayınlarda da krizin yansımaları genişçe işlendi. Russia Today web sitesinde yer alan habere göre Umman, Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerinin İran'ın Hürmüz Boğazı'ndan geçişler için gönüllü ücret almasını öngören planına desteğini sağladı. Malakka Boğazı modeline benzeyen bu proje, seyir güvenliği, çevre koruma ve arama kurtarma masraflarının karşılanmasını amaçlıyor ve İran'ın boğaz üzerinde tek taraflı hâkimiyet kurmadığını vurguluyor. Körfez dışişleri bakanları video konferans yoluyla bu konuyu müzakere ederken, Tahran yönetimi Umman'ın önerilerine henüz net bir dönüş yapmadı. ABD ise savaş öncesi serbest geçiş şartlarına dönülmesini savunurken, İran deniz trafiğini denetleme ve Umman ile ortak yönetme hakkını koruyor. Hatemül Enbiya Merkez Karargâhı'nın ABD'nin dondurulmuş İran varlıklarıyla gemi tazminatı ödeme teklifini reddettiği ve bu mekanizmayı kabul eden şirketlere kısıtlama getireceği uyarısında bulunduğu da bildirildi.

İzvestiya gazetesi ise İsrail Başbakanı'nın Washington ziyaretinin temel amacının Trump'ı İran'a karşı askeri baskıyı sürdürmeye ikna etmek olduğunu yazdı. Netanyahu'nun Natanz nükleer tesisinin yakınlarında bulunan ve 'Kuh-e Kolang' olarak bilinen yeraltı tesisi hakkında yeni istihbarat paylaştığı, bu noktaya sığınak delici bombaların dahi etki edemeyebileceği öne sürüldü. Buna karşılık ABD yönetiminin İsrail'in Lübnan, Gazze ve Suriye'den çekilmesini istediği ancak Tel Aviv'in bunu reddettiği belirtildi. Moskova merkezli uzmanlara göre Trump, İsrail'in baskısı ile yükselen askeri harcamalar, azalan füze stokları ve petrol fiyatlarındaki artış endişesi arasında ikilem yaşıyor. Liderler arasındaki temasların ardından arabulucular kararı beklerken, diplomasi kapısının tamamen kapanmadığı ancak çatışma riskinin de masada durduğu ifade ediliyor.

Kaynak: Mehr News (EN)

İlgili Haberler