
WHO: Gıda şirketleri dava açarak obeziteyle mücadeleyi engelliyor
Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, büyük ultra işlenmiş gıda şirketlerinin, sağlıklı beslenme politikalarını dava yoluyla engellediğini açıkladı.
Dünyanın en büyük ultra işlenmiş gıda üreticileri, sağlıklı beslenmeyi teşvik etmeye çalışan hükümetlere dava açarak küresel obezite kriziyle mücadeleyi engelliyor. Bu durum, Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) başkanı tarafından dile getirildi.
WHO Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, küresel gıda devlerini hayati önem taşıyan halk sağlığı önlemlerinin hayata geçirilmesini engellemekle suçladı. Süreç boyunca bu şirketlerin ülkeleri sağlık ve hukuki masraflar açısından milyarlarca dolar zarara uğrattığını belirtti.
Dünya genelinde yaklaşık 1 milyar insan obeziteyle yaşıyor ve sağlıksız beslenme; kalp hastalıkları, tip 2 diyabet ile kanserin ana tetikleyicileri arasında yer alıyor. Ultra işlenmiş gıda (UPF) tüketimi hızla artarken, İngiltere, ABD ve Avustralya dahil birçok ülkede artık ortalama diyetin yarısını oluşturuyor.
Obezite krizinin sağlık ve ekonomik etkilerinin farkına varan dünya genelindeki hükümetler, junk-food tüketimini frenlemek ve daha sağlıklı beslenmeyi teşvik etmek amacıyla önlemler almaya başladı. Bu önlemler arasında ambalaj ön yüzü uyarı etiketleri, sağlıksız ürünlere yönelik pazarlama ile reklam kısıtlamaları ve junk-food vergileri yer alıyor.
Gıda şirketleri kamuoyunda bu politikaları desteklediklerini, tüketicilerin bilinçli seçimler yapmasına yardımcı olmak istediklerini ve çözümün bir parçası olma konusunda kararlı olduklarını savunuyor. Ancak akademik çevreler, kar amacı gütmeyen haber ajansı Lighthouse Reports ve dört kıtadan medya ortaklarının oluşturduğu bir koalisyonla ortaklaşa yürütülen araştırma, bu şirketlerin birçoğunun politikaları iptal etmek, zayıflatmak veya geciktirmek için hükümetleri mahkemeye verdiğini ortaya koydu.
Araştırma bulgularına göre, 2010 ile 2025 yılları arasında Meksika, Kolombiya, Brezilya, ABD ve İngiltere'de UPF'leri hedef alan sağlık politikalarıyla ilgili toplam 235 dava açıldı.
Tedros, ultra işlenmiş gıdalarla ilgili küresel soruşturmanın bulgularının sürpriz olmadığını ancak üzüntüyle karşılandığını ifade etti. Zarar ve kâr aynı ürüne bağlandığında, endüstri müdahalesinin ardındaki tanıdık örüntünün ortaya çıktığını, bunun da şüphe tohumları ekmek ve düzenlemeleri engellemek olduğunu kaydetti.
Sonuçlanan davaların dörtte üçünü gıda şirketleri kaybetti. Ancak başarısızlıkla sonuçlanan vakalar bile hayati halk sağlığı önlemlerinin yıllarca gecikmesine yol açarken, devlet ve halk sağlığı yetkililerini karmaşık ve masraflı hukuk mücadelelerinin içine çekti.
Davaların çoğunu nihayetinde hükümetler kazansa da, UPF şirketlerinin inatçı ve yoğun hukuki mücadelesi, kazanmaktan başka amaçlara da işaret ediyor. Bunlar arasında yeni yasaların yürürlüğe girişini yavaşlatmak, diğer ülkelerin ve düzenleyicilerin benzer politikaları benimseme arzu ve kapasitesini kırarak yok etmek yer alıyor.
Tedros, davaların en kritik etkisinin ölümcül ve büyüyen küresel obezite krizini uzatmak olduğunu, ülkelere hukuki ve sağlık harcamaları açısından milyarlarca dolara mal olduğunu vurguladı.
Rapor, hukuki süreçlerin obezite ve sağlıksız beslenmeye yönelik halk sağlığı önlemlerine karşı durmak ya da bunları zayıflatmak amacıyla nasıl kullanıldığını belgeliyor. Bu durum, çoğu başarısızlıkla sonuçlanan davalarda vaka başına ortalama 2,5 yıl olmak üzere toplamda yaklaşık 600 yıllık maliyetli hukuk mücadelesine denk geliyor.
Bu gecikmeler ülkelere sağlık ve yasal masraflar yönünden milyarlarca dolara mal olurken, hükümetlerin hayati korumaları benimsemesini caydıran bir düzenleyici soğuma yaratıyor.
Sektörün yasal direnişinin ölçeğini incelemek amacıyla gerçekleştirilen bu ilk çok ülkeli analizde; Robert ve Ethel Kennedy İnsan Hakları Merkezi, Sidney Üniversitesi, São Paulo Üniversitesi ve Caldas Üniversitesi'nden araştırmacılar yer aldı.
Araştırma, gıda ürünleri üzerindeki etiketlemenin hükümetlerin hakkında en çok dava edildiği politika olduğunu, bunu junk-food vergileri ile pazarlama kısıtlamalarının izlediğini gösterdi.
Davaların dörtte üçü bizzat UPF şirketleri veya onları temsil eden ticaret grupları tarafından açıldı. İncelemeden geçen belgelere göre, dünya genelindeki yasal süreçlere dahil olan dev şirketlerden bazıları mahkemelerden kimliklerinin gizli tutulmasını talep etti.
Davacıların kimliğinin tespit edilebildiği şirket dava tariflerinde, şikayetlerin yüzde 38'i sekiz ana şirket tarafından açıldı: Coca-Cola, PepsiCo, Mondelēz, Kellogg’s, Danone, Ferrero, Xignux ve Heartland Food Products Group.
Bazı büyük gıda şirketlerinin ürünlerini daha sağlıklı hale getirme konusunda ilerleme kaydettiklerini bildirdiğini tanıdığını belirten Tedros, obeziteyle mücadeleye gerçekten yardım etmek istiyorlarsa davalardan vazgeçmeleri gerektiğini ifade etti.
Bu çabaların memnuniyetle karşılandığını ancak küresel sağlık krizinin ölçeğini karşılamaya tek başına yetmediğini kaydeden Tedros, şirketlerin çözüme anlamlı bir katkı sağlamak için sınırlı devlet kaynaklarını zorlayan ve halk sağlığını koruma çabalarını engelleyen dava ve diğer taktikleri de sonlandırması gerektiğini belirtti.
Geçtiğimiz yıl, UPF şirketlerinin yürüttüğü lobicilik kampanyasının ardından İngiltere hükümetinin, dükkanları az işlenmiş ve besleyici gıdaları teşvik etmeye çağıran yeni kılavuz ilkelerinden vazgeçtiği ortaya çıkmıştı.
Tedros, hükümetlerin hakkında dava edildiği önlemlerin birçoğunun daha sağlıklı beslenmeyi desteklemede ve obeziteyle başa çıkmada kanıtlanmış bir etkiye sahip olduğunu, giderek daha fazla ülkenin gerçek ve ölçülebilir sonuçlar ortaya koyduğunu söyledi.
Ne yazık ki bu politikaların üst-orta ve yüksek gelirli ülkelerde yoğunlaşmaya devam ettiğini ekleyen Tedros, bunun yalnızca artan hastalık yükünde değil, aynı zamanda hükümetlerin tepki verme kapasitesinde de daha geniş bir eşitsizliği yansıttığını, hukuki sürecin ise acil ihtiyacın olduğu yerlerde eylemi geciktirerek bu eşitsizliği katladığını ifade etti.
Küresel eyleme duyulan ihtiyacın açık olduğunu belirten Tedros, 2024 yılında dünya genelinde her yedi kişiden biri olan yaklaşık 1 milyar insanın obeziteyle yaşadığını bildirdi.
Hükümetlere haklarında dava açılan halk sağlığı önlemlerini benimsemeye devam etmeleri çağrısında bulunan Tedros, değişim ivmesinin arttığını ve WHO'nun bu çabaları her adımda desteklemeye kararlı olduğunu vurguladı.



