1 Ağustos 2026 CumartesiUSD 47,43EUR 54,58
Gundemnabzi
Yapay zekâ çağında yeni pazar: Yüzlerini satıyorlar

Yapay zekâ çağında yeni pazar: Yüzlerini satıyorlar

Çin'de yapay zekâ içerik üretiminin artmasıyla birlikte bireylerin yüzlerini ve biyometrik görünümlerini lisansladığı yeni bir ekonomi ortaya çıktı.

Teknoloji Servisiİlk yayın:

Yapay zekâ benzerlik lisanslaması veya yüz lisanslama pazarları olarak adlandırılan yeni bir ekonomi, özellikle Çin'de 2025 ile 2026 yılları arasında görünür hâle geldi. Bu sistemde bireyler, yüzlerinin ve biyometrik görünümlerinin belirli kullanım haklarını yapay zekâ şirketlerine ya da yapay zekâ içerik üreticilerine lisanslıyor. Bu teknolojinin en büyük kullanım alanlarını yapay zekâ ile üretilen kısa diziler, reklamlar, dijital karakterler ve sanal influencer'lar oluşturuyor.

Rest of World adlı yayında yer alan kapsamlı araştırmaya göre, Çin'de yapay zekâ içerik üretiminin hızla büyümesiyle yüz lisanslama pazarı doğdu. Bu modelde kişiler, yüzlerinin yapay zekâ tarafından hazırlanan reklamlarda, video oyunlarında ve özellikle yapay zekâ destekli kısa dizilerde yer almasına izin vererek kazanç sağlıyor. Araştırma sonuçlarına göre kullanıcılar, yüzlerinin hangi projelerde değerlendirileceğini seçebiliyor, kullanım sınırlarını çizebiliyor ve lisans ücretini kendileri saptayabiliyor.

Platformlarda kurulan kataloglarda yüzler yaş, cinsiyet ve "komşu kızı", "sert görünüşlü", "süper model" gibi gruplara ayrılıyor. Yapımcılar ise çekecekleri romantik komedi, gerilim veya aksiyon projelerine uygun yüzleri bu kataloglardan tercih ediyor. Lisans bedelleri ise kullanım biçimine bağlı olarak yaklaşık 15 ile 700 dolar arasında değişiklik gösteriyor.

Bu yeni pazarın doğmasındaki en önemli etkenlerden birinin, Çin'de yapay zekâ yardımıyla üretilen mikro dizilerin hızla yaygınlaşması olduğu belirtiliyor. Aktarılan verilere göre, yalnızca 2026 yılının ilk çeyreğinde yayımlanan yaklaşık 128 bin mikro dizinin yüzde 95'inden fazlasında üretim aşamasının bir kısmında yapay zekâ kullanıldı. Milyarlarca dolarlık bir sektöre dönüşen bu yapımlar, yapımcılara gerçek insan yüzlerini yapay zekâ karakterleriyle birleştirerek daha doğal görünen dijital oyuncular yaratma imkânı sunuyor.

Araştırmada öne çıkan platformlar arasında ActID dikkat çekiyor. Şirket, kullanıcıların yüzlerini lisanslayabilmesi adına sözleşmeleri düzenliyor, internet üzerindeki izinsiz kullanımları takip ediyor ve ihtiyaç duyulduğunda hukuki destek veriyor. Faaliyete geçmesinin ardından yaklaşık 800 kişi platforma kayıt olurken, bunlardan kabaca 300'ü yüzlerini yapay zekâ projelerinde lisanslamayı onayladı. Lisans veren kişiler arasında profesyonel figüranlar, sosyal medya fenomenleri ve oyunculuk geçmişi olmayan sıradan vatandaşlar da bulunuyor. Şirket yetkilileri, yapımcıların yalnızca estetik açıdan dikkat çeken yüzlere değil, yaşlı bireyler gibi farklı yüz tiplerine de ihtiyaç duyduğunu, çünkü yapay zekâ yapımlarında oyunculuk performansından ziyade yüzün kaynak veri olarak değerlendirildiğini belirtiyor. Platformdaki anlaşmalarda bölüm başına 99 ile 500 yuan arasında ödeme yapıldığı ve şirketin yüzde 10 komisyon aldığı ifade ediliyor.

Haberde yer bulan bir diğer girişim olan New Claw ise klasik prodüksiyon sektöründeki daralma sebebiyle iş modelini yüz lisanslamasına çevirdiğini aktarıyor. Şirket yetkililerine göre yapay zekâ dizilerinin yaygınlaşmasıyla geleneksel reklam prodüksiyonları azaldı, reklam bütçeleri küçüldü ve lüks markalar bile yapay zekâ üretimlerine yönelmeye başladı. New Claw, gerçek bir oyuncuyu çekim için istihdam etmek yerine sadece yüzünün kullanım hakkını satın almanın çok daha ekonomik olduğunu savunurken, kullanıcıların fiyatları aşırı düşürmemesi için platformda asgari lisans bedeli kuralı uygulandığını kaydediyor. Ayrıca gerçek insan yüzlerinin tercih edilmesiyle yapay zekâ karakterlerinin birbirine benzemesi sorununun hafifletilmesinin amaçlandığı da dile getiriliyor.

Rest of World tarafından yapılan araştırma, bu yeni ekonominin hukuki tartışmaları da beraberinde getirdiğini ortaya koyuyor. Guangzhou İnternet Mahkemesi'nin son üç yılda yapay zekâ kaynaklı yaklaşık 700 yüz hırsızlığı ve izinsiz kullanım dosyasına baktığı bildiriliyor. Bununla birlikte, Pekin İnternet Mahkemesi'nin 2026 yılında açıkladığı emsal kararda, bir kişinin görüntüsünün yapay zekâ ile değiştirilmiş olsa bile rızası alınmadan kullanılmasının hukuka aykırı olduğuna hükmettiği aktarılıyor. Uzman hukukçular, yüz lisanslama platformlarının telif ve kişilik hakları bakımından daha düzenli bir ticari model kurmaya çalıştığını kabul etmekle birlikte, biyometrik veriler sisteme aktarıldıktan sonra bu bilgilerin gelecekte nasıl kullanılacağının tam olarak denetlenemeyeceği konusunda uyarıda bulunuyor. Özellikle birçok sözleşmede kullanım kapsamının muğlak bırakıldığı, yüz verilerinin ileride kimler tarafından hangi amaçlarla değerlendirileceğinin her zaman net olmadığı ifade ediliyor.

National Business Daily gazetesinin saha araştırmasına göre ise yapay zekâ şirketlerinin yüz lisanslamak için kapsamlı fotoğraf çekimlerine gerek duymadığı görülüyor. Gazetenin görüştüğü bazı firmalar, yapay zekâ modeli üretebilmek için kişinin farklı açılardan çekilmiş yalnızca 2 ila 3 net fotoğrafının yeterli olduğunu bildiriyor. Geçmişte yaklaşık 1.500 yuan düzeyinde olan bazı yüz lisanslama bedellerinin artan rekabet yüzünden 100 yuan seviyelerine kadar gerilediği, başvuru ve kayıt işlemlerinin ise sadece birkaç dakika içinde tamamlandığı aktarılıyor. Gazete, yapay zekâ kısa dizi sektöründeki hızlı büyümenin yüz verisine olan talebi artırdığını ve bunun biyometrik veri ticaretini yeni bir pazara dönüştürdüğünü vurguluyor.

Çin devlet televizyonu CCTV'nin araştırmasında ise yüz lisanslama sektörünün profesyonel bir ticari yapıya büründüğü görülüyor. Bazı şirketlerin yüzleri A+, A, B ve C şeklinde kategorilere ayırarak ticari değer biçtiği, lisans ücretlerinin de bu sınıflandırmaya göre ayarlandığı belirtiliyor. Araştırmada sadece profesyonel modellerin değil, sıradan vatandaşların da düşük ücretler karşılığında biyometrik kullanım haklarını devrettiği; uzmanların ise bu uygulamanın kişisel verilerin korunması ve biyometrik hakların gelecekteki kullanımı açısından önemli hukuki ve etik riskler barındırdığı yönündeki değerlendirmelerine yer veriliyor.

Yahoo Tech ise Rest of World araştırmasını temel alan haberinde, Çin'deki yüz lisanslama modelini stok fotoğraf mantığının insan yüzlerine uyarlanmış hâli şeklinde nitelendiriyor. Çin'de üretilen yapay zekâ mikro dizilerinin yaklaşık yüzde 95'inde yapay zekâ teknolojilerinden yararlanıldığı belirtilirken, yapımcıların tamamen sentetik yüzler yerine gerçek kişilerin lisanslanmış yüzlerini seçtiği ifade ediliyor. Bunun temel sebebinin, gerçek insan yüzlerinin yapay zekâ tarafından oluşturulan karakterlere daha doğal ve inandırıcı bir hava katması olduğu vurgulanıyor.

Akademik çalışmalarda ve hukuk literatüründe ise yüz lisanslama kavramından ziyade biyometrik verilerin korunması, kişilik hakları ve dijital benzerlik konuları öne çıkıyor. Uzmanlar, yapay zekâ ile üretilen yüz kopyalarının yalnızca mahremiyet sorunu yaratmadığını, aynı zamanda bireyin kimliği üzerindeki kontrol hakkını da etkilediğini dile getiriyor. Springer Nature dergisinde yayımlanan çalışmada, bir kişinin görüntüsünün izinsiz kullanılmasının doğrudan maddi bir zarar ortaya çıkarmasa bile bireyin kendi kimliği ve görüntüsü üzerindeki tasarruf hakkını zedelediği ifade ediliyor.

Çin'deki hukuki çerçeveyi inceleyen Computer Law & Security Review dergisindeki araştırma ise ülkede yüz tanıma teknolojileri ile biyometrik verilerin kullanımına yönelik yasal düzenlemelerin son yıllarda güçlendiğini ancak mevcut sistemin hâlâ önemli boşluklar barındırdığını ortaya koyuyor. Araştırmaya göre özellikle yüz verilerinin işlenmesi için alınan açık rıza mekanizmalarının yeterince etkili olmadığını, kamu kurumlarının yüz tanıma teknolojilerini kullanımına ilişkin denetimlerin sınırlı kaldığını ve kuralların uygulanmasında zayıflıklar yaşandığını ifade ediyor.

Öte yandan Journal of Legal Medicine dergisinde yayımlanan bir diğer çalışma, Çin'deki biyometrik veri koruma sistemini inceleyerek yüz verilerinin işlenmesinde belirli bir amaçla toplama, veri minimizasyonu, gereklilik ve bireyin verisi üzerindeki denetimini sağlayacak mekanizmaların temel ilkeler olması gerektiğini savunuyor. Araştırmacılar, yapay zekâ teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte mevcut düzenlemelerin biyometrik verilerin ticari kullanımına karşı daha güçlü güvencelerle desteklenmesi gerektiğini belirtiyor.

Son yıllarda hukuk literatüründe ayrıca, yapay zekâ çağında benzerlik lisanslaması modelinin yasal bir zemine oturtulması da tartışılıyor. Georgia State University Law Review dergisinde yayımlanan bir çalışmada, kişilerin görüntü ve seslerinin lisanslanabileceği resmî bir benzerlik lisanslama kayıt sistemi kurulmasının hem hak sahiplerine gelir sağlayabileceği hem de yapay zekâ geliştiricileri bakımından hukuki belirsizlikleri azaltabileceği öne sürülüyor.

Kaynak: OdaTV

#Çin — Bu Konuda Son Gelişmeler→ Tümü

İlgili Haberler