31 Temmuz 2026 Cuma
Gundemnabzi
Yapay zeka şirketlerinin kitap toplama ve imha süreci tartışılıyor

Yapay zeka şirketlerinin kitap toplama ve imha süreci tartışılıyor

Yapay zeka modellerini eğitmek amacıyla milyonlarca basılı kitabın satın alınarak tarandığı ve ardından imha edildiği iddiaları yeni bir telif ve kültürel miras tartışması başlattı.

Teknoloji Servisiİlk yayın:

İnsanlığın düşünceyi somutlaştırma arzusu; kil tabletlerden parşömenlere, el yazmalarından Gutenberg’in matbaasına uzanan binlerce yıllık bir bilgi mimarisi inşa etti. Yüzyıllar boyunca insanlık, ürettiği bilgiyi fiziksel ortamlarda kodlayarak sistematik biçimde arşivledi, korudu ve nesiller arası aktarımını sağladı. Bu sayede insan zihni ölümsüz bir nesneye, dokunulabilir bir mirasa dönüştü. Bugün ise bu somut hafıza, tarihte eşine az rastlanır bir dönüşümle karşı karşıya bulunuyor. Yapay zeka sistemleri, bilginin fiziksel taşıyıcılarını birer kültürel miras olarak değil, yalnızca tüketilmesi gereken bir ham veri olarak görüyor. Yıllardır kütüphanelerde korunan eserler, şimdi algoritmaların açlığını doyurmak adına ciltlerinden ayrılıyor, sayfa sayfa taranıp fiziksel olarak imha edilerek dijital kodlara dönüştürülüyor. Uzay ve dijitalleşme çağında, bilginin fiziksel varlığı adeta yeni bir karanlık dönem yaşıyor.

Yapay zeka şirketi Anthropic, geliştirdiği üretken yapay zeka modeli Claude’u eğitmek için milyonlarca basılı kitabı satın aldı. Şirketin, kitapların ciltlerini kesip sayfalarını taradıktan sonra nüshaları imha ettiği ortaya çıktı. Bu yöntem, yapay zeka şirketlerinin nitelikli veri arayışını yeni bir tartışmanın merkezine taşıdı. Kitapların geleceği, telif hakları ve kültürel miras ekseninde büyüyen bu süreç, yalnızca yayıncılık dünyasını değil haber sitelerinden sanat eserlerine kadar pek çok alanı yakından ilgilendiriyor. Konuya ilişkin uzmanlar değerlendirmelerde bulundu.

Kitaplar tarih boyunca yalnızca bilgi taşıyan araçlar olmadı. Aynı zamanda insanlığın düşünsel mirasını, bilimsel gelişimini, edebi birikimini ve kültürel hafızasını koruyan fiziksel nesneler olarak değerlendirildi. Bir kitabın değeri yalnızca içindeki kelimelerden değil; basıldığı dönemden, fiziksel özelliklerinden, yazarının kimliğinden ve ait olduğu kültürel bağlamdan da kaynaklandı. Ancak yapay zeka teknolojilerinin hızla geliştiği dönemde kitaplara bakış açısı önemli ölçüde değişmeye başladı. Büyük dil modelleri geliştiren şirketler için kitaplar artık yalnızca okunacak veya kütüphanelerde korunacak eserler değil, yapay zekanın insan dilini öğrenmesini sağlayan devasa veri kaynakları olarak görülüyor. ChatGPT, Claude ve benzeri yapay zeka sistemlerinin başarılı olabilmesi için çok büyük miktarda metinsel veriye ihtiyaç duyuluyor. Bu modeller; insanların nasıl yazdığını, kavramları nasıl açıkladığını, farklı konular arasında nasıl bağlantı kurduğunu ve doğal dilin nasıl kullanıldığını öğrenmek için milyonlarca kelime üzerinde eğitiliyor. Bu nedenle yapay zeka şirketleri son yıllarda internet arşivleri, dijital yayınlar, akademik çalışmalar ve kitap koleksiyonları üzerinde büyük bir veri toplama yarışına girdi. Ancak bu yarış beraberinde bazı soruları da getirdi: Bir kitabı satın almak, o kitabın içeriğini yapay zeka eğitimi için sınırsız kullanma hakkı verir mi? Yazarların eserleri izin alınmadan yapay zeka modellerinin geliştirilmesinde kullanılabilir mi? Fiziksel bir kitabın dijital veriye dönüştürülmesi telif hakkı ihlali midir? Yapay zeka şirketlerinin veri ihtiyacı, kültürel eserlerin yok edilmesine neden olabilir mi? Bu sorular özellikle Anthropic şirketinin kitap toplama ve dijitalleştirme faaliyetleriyle birlikte dünya çapında büyük bir tartışmanın merkezine yerleşti.

Bu tartışmanın en dikkat çekici örneklerinden biri yapay zeka şirketi Anthropic’in yürüttüğü Proje Panama isimli girişim oldu. Mahkemeye sunulan iç belgelerde proje, dünyadaki tüm kitapları tahrip edici şekilde tarama girişimi olarak tanımlandı. Bu ifade, projenin yalnızca birkaç bin kitabın dijitalleştirilmesi olmadığını, küresel ölçekte çok büyük miktarda fiziksel kitabın satın alınarak veri kaynağına dönüştürülmesini hedeflediğini gösteriyordu. Mahkeme belgelerinde yer alan bilgilere göre Anthropic, milyonlarca fiziksel kitap satın almak, kitapların ciltlerini fiziksel olarak ayırmak, sayfaları yüksek hızda taramak, elde edilen dijital metinleri yapay zeka modellerinin eğitiminde kullanmak için milyonlarca dolar harcamayı planladı. Bu süreçte elde edilen verilerin, şirketin geliştirdiği Claude isimli büyük dil modelinin eğitiminde kullanıldığı belirtildi.

Anthropic’in yöntemi özellikle fiziksel kitapların ortadan kaldırılması nedeniyle tartışma yarattı. Futurism’in haberine göre, yapay zeka şirketleri yalnızca dijital kitap arşivleriyle yetinmedi; bunun yerine çok büyük miktarda ikinci el fiziksel kitap satın almaya başladı. Bu kitaplar daha sonra geleneksel yöntemlerle değil, endüstriyel bir süreçle işlendi. İddialara göre süreç şu şekilde ilerledi: Kitapların toplu satın alınması aşamasında yapay zeka şirketleri veya onlar adına çalışan aracılar, ikinci el kitap satıcılarından büyük miktarlarda kitap satın aldı. Kitapların fiziksel olarak parçalanması aşamasında ise kitapların ciltleri çıkarıldı. Mahkeme belgelerinde ve haber kaynaklarında anlatıldığı üzere kitapların sayfalarını ayırmak için özel makineler kullanıldı. Futurism, Anthropic’in kitaplardan sayfaları düzgün şekilde çıkarmak için hidrolik tahrikli kesme makinelerinden yararlandığını aktardı. Bu işlem sonucunda kitap artık fiziksel bir eser olmaktan çıkıyor, yalnızca taranacak sayfalardan oluşan bir veri kaynağına dönüşüyordu. Endüstriyel tarama aşamasında sayfalar yüksek kapasiteli görüntüleme sistemleriyle tarandı, metinler yapay zeka tarafından okunabilir hale getirilerek büyük veri kümelerine dönüştürüldü. Fiziksel kopyaların ortadan kaldırılması aşamasında ise en büyük iddia olarak tarama işlemi bittikten sonra fiziksel kitapların geri dönüştürüldüğü bildirildi. Bu durum özellikle kitap koleksiyoncuları, akademisyenler ve yazarlar arasında tepki oluşturdu.

Yapay zeka şirketlerinin fiziksel kitaplara yönelmesiyle birlikte kitap piyasasında yeni bir sektör ortaya çıktı. Futurism ve bazı haber sitelerinin aktardığı bilgilere göre, ISBNdb isimli kitap veri tabanı şirketi, yapay zeka şirketlerinin büyük ölçekli kitap alımlarında önemli bir aracı haline geldi. Şirketin yapay zeka sektörüne yönelik sunduğu temel fikir, internetteki birçok veri kaynağının yapay zeka tarafından üretilmiş düşük kaliteli içeriklerle dolması nedeniyle eski fiziksel kitapların daha güvenilir veri kaynakları haline gelmesi oldu. ISBNdb’ye göre özellikle 2022 öncesinde basılmış fiziksel kitaplar yapay zeka tarafından oluşturulmuş içeriklerden etkilenmemiş, insanlar tarafından hazırlanmış ve daha kaliteli veri sağlayabilecek kaynaklar olarak görülüyor. Şirket bu nedenle yapay zeka firmalarının sipariş başına 1000 kitaptan 1 milyon kitaba kadar toplu satın alma yapmasına yardımcı oluyor ve müşterilerin kimliğini gizli tutabileceğini belirtiyor.

Yapay zeka şirketlerinin kitap satın alımları bazı kitapçılar için ekonomik fırsat oluştururken bazıları için endişe kaynağı oldu. 404 Media’nın aktardığı örnekte, küçük bir kitapçı normal şartlarda haftada yaklaşık 20 kitap satarken bir anda yüzlerce kitap satmaya başladı. Kitapların rastgele seçilmesi, hepsinin ISBN numarası bulunması ve siparişlerin olağan müşteri davranışlarına benzememesi dikkat çekti. Kitapçı, müşterilerin büyük ihtimalle yapay zeka laboratuvarları olduğunu düşündü. Bu durum ekonomik olarak eski stokların eritilmesini ve depolama maliyetlerinin azalmasını sağlasa da durumu karmaşık hale getirdi.

Yapay zeka şirketlerinin fiziksel kitaplara yönelmesi yalnızca ABD’de değil, Avrupa’daki ikinci el ve antika kitap piyasalarında da büyük hareketlilik oluşturdu. Kitapçıların aktardığı bilgilere göre, özellikle Kanada merkezli Zoom Books isimli şirket üzerinden gerçekleştirilen alımlar dikkat çekti. Taleplerin çok büyük miktarda kitap içermesi ve belirli dönemlerde yayımlanmış eserlere odaklanması, alımların endüstriyel ölçekte gerçekleştirildiği iddialarını güçlendirdi. Satın alınan kitapların doğrudan son kullanıcıya gitmediği, önce Almanya’daki geçici depolara gönderildiği, daha sonra Kanada ve ABD’ye taşındığı bildirildi.

Yapay zeka şirketlerinin telifli eserleri kullanması mahkeme salonlarının yanı sıra kültür dünyasında da tepki oluşturdu. Binlerce yazar, yapay zeka sistemlerinin eserlerini izinsiz kullanmasını protesto etmek amacıyla sembolik bir çalışma yayımladı. Bu Kitabı Çalmayın adı verilen boş kitap projesi, aslında fiziksel olarak boş olsa da güçlü bir mesaj taşıyordu. Yazarlar bu kampanyayla eserlerin izinsiz kullanılmasına, insan emeğinin değersizleştirilmesine ve yapay zekanın eğitim verilerinin nasıl toplandığına dikkat çekmeye çalıştı.

Turkuaz Sahaf’ın sahibi, yazar, editör ve yayıncı Emin Nedret İşli, Batı basınında yer alan haberlerin belirsizlik içerdiğine dikkat çekerek, Batı’daki haberlerde yalnızca yapay zeka şirketlerinin toplu kitap alımları yaptığı, bazı sahafların bir gecede binlerce kitap sattığı ve bu kitapların tarandıktan sonra yok edildiği iddialarının yer aldığını belirtti. Şirketlerin hangi ölçütlerle hareket ettiğinin netleşmediğini ifade eden İşli, bu malzemenin neye göre toplandığını tam olarak çözemediklerini kaydetti.

Türkiye’deki sahaflara yapay zeka şirketlerinden toplu kitap alımı yönünde doğrulanmış bir talep ulaşmadığını belirten Emin Nedret İşli, Sahaflar Birliği Derneği Başkanı olarak İstanbul’daki ve Türkiye'nin farklı şehirlerindeki meslektaşlarıyla sürekli iletişim halinde olduğunu vurguladı. İşli, herhangi bir Batılı şirketin Türkiye’deki sahaflardan yüksek miktarda kitap siparişi verdiği, bu kitapların yurt dışına sevk edildiği ya da bu yönde sistematik bir alım yapıldığına ilişkin ellerinde herhangi bir bilgi olmadığını aktardı. Söz konusu sürecin daha çok Batı’da, Amerika ve Kanada merkezli yapay zeka şirketleri ile sahaflar arasında geliştiğini ifade eden İşli, sahaflık sektörünün her iki coğrafyada da ekonomik daralma yaşadığını, yapay zeka alımlarının gerçek ve sürdürülebilir olması halinde yeni fırsatlar doğurabileceğini dile getirdi.

Yapay zekanın kitapları veri kaynağı olarak kullanmasının sahaflık kültürünü ve nadir eserlerin geleceğini nasıl etkileyeceğini değerlendiren Emin Nedret İşli, yapay zeka firmalarının kitaplardaki bilgileri tarayıp sunmasının büyük kolaylık sağlayacağını ancak kitaba duyulan ilgiyi azaltabileceğini söyledi. Araştırmacıların eskiden sahaflara başvurduğunu, PDF gibi dijital kopyaların yaygınlaşmasıyla fiziksel satışların azaldığını belirten İşli, yapay zekanın bu süreci daha da artırabileceğini kaydetti. Buna rağmen fiziksel kitaba ve koleksiyona duyulan ilginin tamamen ortadan kalkmayacağını, Türkiye’de bu kesimin sayısının azımsanmayacak düzeyde olduğunu ifade etti.

Bilişim Uzmanı Osman Demircan, insan tarafından yazılmış eserlerin yapay zekanın öğrenme sürecinde internetteki ham verilerden çok daha değerli olduğunu belirtti. Kitapların editoryal süreçlerden geçmesi, belirli bir olay örgüsüne sahip olması ve insan duygularını güçlü şekilde yansıtması nedeniyle yapay zeka eğitiminde özel bir yere sahip olduğunu vurgulayan Demircan, 2022 yılı öncesinde yazılmış kitapların yapay zeka sistemleri açısından halüsinasyon sorununa karşı daha değerli hale geldiğini dile getirdi. Sürdürülebilirlik açısından fiziksel mirasların yok edilmesinin ciddi bir problem yarattığını söyleyen Demircan, eserlerin zarar görmeden dijitalleştirilmesine yönelik teknolojilerin geliştirilmesi gerektiğini ifade etti.

Anthropic ile yazarlar arasındaki dava sonunda tarihi bir anlaşmaya varıldı. Çeşitli haber ajanslarının haberlerine göre, ABD’nin Kaliforniya eyaletindeki bir federal yargıç, yapay zeka şirketi Anthropic’in yazarların eserlerini Claude’un eğitiminde izinsiz kullandığı iddiasıyla açılan toplu dava kapsamında vardığı 1,5 milyar dolarlık uzlaşmayı onayladı. San Francisco’daki ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin verdiği kararla, ABD telif hakkı davaları tarihindeki en büyük uzlaşma olarak kayıtlara geçen anlaşmayı kesinleştirdi ve yetersiz olduğu yönündeki itirazları reddetti. Yargıç Alsup, daha önce Anthropic’in Claude’un eğitimi sırasında eserlerden yararlanmasının adil kullanım sayılabileceğine hükmetmiş, ancak şirketin 7 milyondan fazla korsan kitabı merkezi kütüphane sisteminde saklamasının telif hakkı ihlali oluşturduğuna karar vermişti. Uzlaşmaya bazı yazarlar itiraz etse de mahkeme avukatlara talep edilen ücretin ödenmesine karar verdi. Bazı yazarlar ise uzlaşmaya katılmayarak ayrı davalar açmayı tercih etti.

Bilişim Hukuku Uzmanı Avukat Sefa Karcıoğlu, ABD’de görülen Anthropic davasının telif hakları bakımından emsal niteliği taşıdığını belirterek, kararın eser sahiplerinin haklarını güçlendiren önemli bir dönüm noktası olduğunu söyledi. Yapay zeka şirketlerinin eğitim sürecini savunma olarak öne sürdüğünü ancak Amerikan yargısının eser sahiplerinin haklarının ihlal edildiğini kabul ederek 1,5 milyar dolarlık tazminata hükmettiğini vurgulayan Karcıoğlu, bu durumun ciddi hukuki sonuçlar doğuracağını ifade etti. Sefa Karcıoğlu, ABD ve Avrupa Birliği hukukunda telif haklarının öncelikli olduğunu, veri madenciliği faaliyetlerinin telifli eserleri sınırsız kullanma hakkı vermediğini belirtti.

Türkiye’deki duruma da değinen Sefa Karcıoğlu, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında eser sahiplerinin haklarının korunduğunu, yapay zeka şirketlerinin de Türkiye’de faaliyet gösterdikleri ölçüde Türk hukukuna uymak zorunda olduğunu kaydetti. İzinsiz çoğaltma ve kullanım durumunda mahkemeden toplatma, imha ve durdurma tedbirleri istenebileceğini belirten Karcıoğlu, eser sahiplerinin manevi haklarının da ihlal edilebildiğine dikkat çekti ve Türkiye'de yapay zeka alanında kapsamlı bir hukuki düzeneğe ihtiyaç duyulduğunu belirtti.

Önümüzdeki yıllarda bu tartışmanın yalnızca kitaplarla sınırlı kalmayacağı, haberler, görseller, müzikler ve akademik çalışmaların da benzer hukuki süreçlerin konusu olacağı ifade ediliyor. Dijital yayıncılar, Google gibi yapıların internet içeriklerinden yararlandığını ancak haber platformlarına yeterli trafik sağlamadığını savunuyor. Bu durumun reklam gelirleriyle ayakta duran bağımsız haber kuruluşlarını zorlayabileceği belirtiliyor. Bu nedenle Reddit, Reuters, Politico, USA Today, The Economist ve People gibi önde gelen içerik üreticileri, içeriklerinin yapay zeka modellerinde kullanımı konusunda sıkı kontrol mekanizmaları oluşturmayı değerlendiriyor.

Ayasofya-i Kebîr Câmi-i Şerîfi’nin yeniden ibadete açılış yıl dönümünde kültürel mirasın korunmasına katkı sunacak prestijli bir eser okuyucuyla buluştu. Demirören Yayınları tarafından hazırlanan koleksiyon eseri Fethin Mührü: Ayasofya-i Kebîr Câmi-i Şerîfi, Ayasofya’nın geçmişini bilimsel kaynaklar, özgün fotoğraflar, tarihi gravürler ve arşiv belgeleri eşliğinde kayıt altına alıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın takdim yazısının yer aldığı eser, hazırlanış sürecini ve ortaya çıkış hikâyesini de paylaşıyor. Eserde ayrıca Demirören Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Meltem Demirören’in sunuş yazısı da bulunuyor. Türkçe, İngilizce ve Arapça olarak hazırlanan seçkin eser, Ayasofya'nın Bizans’tan Osmanlı’ya ve Cumhuriyet’ten günümüze uzanan yolculuğunu mimari, sanat tarihi ve kültürel miras perspektifiyle ele alıyor.

Kaynak: Hürriyet

İlgili Haberler