
YÖK'ün yapay zeka programları sektörün insan kaynağını yetiştiriyor
Yükseköğretim Kurulunun yapay zeka mühendisliği alanındaki adımlarıyla, savunmadan sağlığa kadar pek çok sektörün ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağı yetiştiriliyor.
Yükseköğretim Kurulu, yapay zeka mühendisliği dalında attığı yeni adımlar vasıtasıyla sektörün gereksinim duyduğu insan kaynağını sağlamayı amaçlıyor.
Yükseköğretim Kurulundan (YÖK) yapılan yazılı açıklamaya göre yapay zeka, artık sadece bilişim firmalarının değil; savunma, sağlık, finans, eğitim, üretim ve kamu hizmetleri dahil bütün sektörlerin üretim, karar alma ile hizmet süreçlerini dönüştüren temel unsurlardan biri haline geldi.
Küresel ölçekte şirketler yapay zekayı kullanan değil, onu geliştiren, veriyi anlamlandıran ve gerçek problemlere çözüm üreten mühendisler arıyor. Türkiye'de Yükseköğretim Kurulunun attığı yeni adımlar bu dönüşümün gereksinim duyduğu iş gücünü yetiştiriyor.
Geleceğin meslekleri arasında bulunan yapay zeka mühendisliği, yeni bir mühendislik branşı olmanın ötesinde, ülkenin dijital dönüşümüne yön verecek insan kaynağını oluşturan stratejik programlar arasında yer alıyor.
Öğrenciler daha eğitimleri sürerken savunma sanayisi ve teknoloji firmalarında görev almaya başlıyor. Mezunlar ise ASELSAN, HAVELSAN, TUSAŞ başta olmak üzere Türkiye'nin kritik kurumlarının yanı sıra pek çok farklı alanda yapay zeka tabanlı mühim projelerde çalışıyor.
Akademisyenler yapay zekanın artık tüm sektörlerin ortak teknolojisi olduğu hususunda görüş birliğine varırken, sektör temsilcileri de nitelikli yapay zeka mühendislerine olan talebin her geçen gün arttığını vurguluyor.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Yükseköğretim Kurulu Başkanı Erol Özvar, yükseköğretim programlarının Türkiye'nin istihdam planlaması, iş gücü ihtiyacı, gelecekte öne çıkacak meslekler ve teknolojik dönüşüm dikkate alınarak yeniden planlandığını belirtti.
Özvar, bu kapsamda özellikle yapay zeka ve dijital tabanlı programlar başta olmak üzere yeni programlar açıldığını, yeni kontenjanlar oluşturulduğunu ve üniversitelerin sektörün talep ettiği nitelikli insan kaynağını yetiştirecek şekilde dönüşüm sürecini kararlılıkla sürdürdüğünü ifade etti.
Erol Özvar, geleceğin becerilerini öngören, teknolojik gelişmeleri yakından takip eden ve ülkenin kalkınma önceliklerini esas alan bu yaklaşımın, Türkiye'nin yapay zeka alanındaki rekabet gücünü artıracak mühim adımlardan biri olduğunu vurguladı.
Yapay zeka alanındaki hızlı dönüşümün merkezinde nitelikli insan kaynağının bulunduğunu belirten akademisyenler, Türkiye'nin sahip olduğu güçlü yazılım, savunma sanayisi ve sağlık teknolojileri ekosistemi sayesinde genç mühendislere mühim fırsatlar sunulduğuna dikkati çekiyor.
Hacettepe Üniversitesi Yapay Zeka Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tunca Doğan, yapay zeka mühendislerinin yalnızca algoritma geliştiren kişiler olmadığını, veriyi işleyen, karar destek sistemleri tasarlayan ve üretim süreçlerini dönüştüren mühendisler olarak yetiştirildiğini belirtti.
Öğrencilerin eğitim sürecinde kodlama, algoritma geliştirme, veri işleme ve yapay zeka modelleme gibi alanlarda güçlü bir altyapı kazandığını belirten Doğan, mezunların savunma sanayisinden sağlığa, üretimden finansa kadar çok geniş bir yelpazede çalışma imkanına sahip olduğunu ifade etti.
Hacettepe Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ebru Akçapınar Sezer, yapay zekanın dokunamadığı hiçbir sektör kalmadığına dikkat çekerek sağlıktan savunma sanayisine, eğitimden tarıma, sanayiden turizme kadar çok farklı alanlarda yapay zeka tabanlı çözümler geliştirildiğini kaydetti.
Bu dönüşümün yapay zeka mühendislerine olan ihtiyacı her geçen gün artırdığını ifade eden Sezer, "Yapay Zeka Mühendisliği gençlere yalnızca yüksek istihdam değil aynı zamanda küresel ölçekte çalışma imkanı sunuyor. Bu meslek belirli bir fiziksel mekana bağlı çalışmaya zorlamıyor. Değişen çalışma modellerine uyum sağlayabilen, dünyanın her yerine hizmet üretebilen bir meslek." değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye'nin sadece yapay zeka teknolojilerini kullanan değil geliştiren ülkeler arasında yer alabilmesi için nitelikli insan kaynağının belirleyici olacağını vurgulayan Sezer, "Bizim en değerli hammaddemiz insan. Öğrencilerimizi yalnızca bugünün değil önümüzdeki 30-35 yılın teknolojilerine yön verecek mühendisler olarak yetiştirmeyi hedefliyoruz." ifadelerini kullandı.
ROKETSAN Yapay Zeka Müdürü Bilge Kağan Görür, yapay zekanın artık stratejik bir teknoloji haline geldiğini belirterek, "Yapay zekayı hayatımızın her alanında kullanmaya başladık. Problemlerimiz geleneksel yöntemlerle çözemeyeceğimiz kadar karmaşık hale geliyor. Bu tür durumlarda yapay zeka veriyle çözüm üretebildiğimiz yaklaşımlar sunuyor." ifadelerini kullandı.
Savunma sanayisinde yapay zeka yatırımlarının hızla arttığını vurgulayan Görür, "Özellikle yeni mezunlar için yeni iş alanları oluşmaya başladı. Yerli ve milli yapay zeka çözümleri geliştirmek zorundayız." değerlendirmesinde bulundu.
Yapay zeka ile beraber işe alım kriterlerinin de değiştiğini belirten Görür, şunları kaydetti:
"Artık biraz iş değişti. Bir programlama dilini bilmeyen birisi bile çok hızlı adapte olabiliyor. Onun için biz daha çok sistematik düşünme, analitik düşünme ve problem çözme gibi yetenekleri arıyoruz."
Öğrencilerin üniversite yıllarında gerçek projelerde yer almalarının mühim avantaj sağladığını vurgulayan Görür, mülakatlarda öğrenciliğinde bazı projeleri hayata geçirmiş kişilerin bir adım öne çıktığını anlattı.
Gençlere yüksek teknoloji alanlarına yatırım yapmaları çağrısında bulunan Görür, "ROKETSAN yüksek teknoloji üreten ve bu teknolojiyi ürünlerinde kullanan bir firma. Buna sadece ROKETSAN'ın değil, bütün savunma sanayisinin ihtiyacı var. Öğrencilerimizin de ileride buralarda çalışabileceğini düşünerek yüksek teknolojiye yatırım yapmalarını bekleriz. Öğrenciler bu ülkenin en önemli sermayesi. Belki beş yıl sonra, on yıl sonra bu arkadaşlarla birlikte çalışıyor olacağız." ifadelerini kullandı.
Yapay zeka mühendisliği programlarının uygulama odaklı eğitim anlayışı mezunların kariyerine de doğrudan yansıyor. Daha öğrencilik yıllarında kazandıkları teorik bilgi ve uygulama deneyimini çalışma hayatına taşıyan mezunlar, savunma sanayisi başta olmak üzere Türkiye'nin kritik kurumlarında görev alıyor.
Yapay Zeka Mühendisliği mezunu Muhammed Görkem Kola, mezuniyetinin ardından önce HAVELSAN'da, ardından ASELSAN'da görev aldığını anlattı.
Yapay zeka mühendislerinin yalnızca savunma sanayisinde değil telekomünikasyon, bankacılık, havacılık ve teknoloji firmaları başta olmak üzere veriye dayalı karar alma süreçlerinin bulunduğu çok sayıda sektörde görev alabildiğini belirten Kola, dijital dönüşüm hızlandıkça bu alandaki uzman ihtiyacının da sürekli arttığını ifade etti.
Yapay zeka mühendisliği öğrencileri de bölümü tercih ederken en önemli motivasyonlarının geleceğin teknolojilerini geliştiren ekiplerin içinde yer almak olduğunu ifade ediyor.
Öğrencilerden Yusuf Emir Cömert, eğitim sürecinde TUSAŞ'ta aday mühendis olarak görev aldığını, savunma sanayisinin büyük ölçekli projelerinde çalışma fırsatı bulduğunu belirtti.
Mezuniyet sonrasında da yüksek katma değerli teknolojiler geliştirmeyi hedeflediğini belirten Cömert, yapay zekanın geleceği şekillendirecek en önemli alanlardan biri olduğunu ifade etti.
Nurşah Satılmış, tercih döneminde ailesinin tıp fakültesini istediğini ancak bilinçli şekilde yapay zeka mühendisliğini seçtiğini vurgularken, Arya Zeynep Mete de bölümün sunduğu fırsatların tercihinde belirleyici olduğunu ifade etti.



