
Yunanistan'da halkın ABD ve Rusya algısı Avrupa'dan ayrışıyor
Kathimerini'nin yayımladığı ankete göre Yunanistan'da halkın ABD'yi en büyük tehdit, Rusya'yı ise en güvenilir müttefik olarak görme eğilimi diğer Avrupa ülkelerinden farklılık gösteriyor.
Avrupa ve Orta Doğu'daki uluslararası krizler derinleşirken ve Avro-Atlantik güvenlik mimarisi baskı altında kalırken, Yunan vatandaşlarının Avrupa Birliği içindeki müttefik ve tehdit algısı diğer Avrupalılardan belirgin şekilde ayrışıyor. Yunanistan'da halk, ABD'yi Avrupa'ya yönelik en büyük tehdit olarak görme eğiliminde diğer tüm Avrupalıların önünde yer alırken, Rusya'yı AB'nin en güvenilir müttefiki olarak değerlendirenlerin oranında da ilk sırada bulunuyor.
Kathimerini gazetesinin özel olarak yayımladığı 'Polling Europe' çapraz Avrupa anketine göre, AB vatandaşlarının yüzde 45'i Rusya'yı Avrupa'nın en büyük tehdidi olarak tanımlarken, yüzde 21'i ABD'yi ve yüzde 12'si Çin'i işaret ediyor.
"Güney Avrupa'da daha pragmatik ve çok kutuplu bir yaklaşım şekilleniyor; ittifaklar yalnızca ABD-Rusya ayrımı üzerinden değil, ekonomik çıkarlar, tarihi deneyim ve bölgesel öncelikler ışığında değerlendiriliyor"
Buna karşın Yunanistan'da katılımcıların yüzde 31'i ABD'yi en büyük tehdit olarak sıralarken, yalnızca yüzde 29'u Rusya'yı bir tehdit olarak görüyor. Benzer bir tablo Güney Avrupa'nın diğer kesimlerinde de görülüyor; İspanya'daki katılımcıların yüzde 30'u ve İtalya'dakilerin yüzde 26'sı ABD'yi tehlike olarak değerlendiriyor. Coğrafi yakınlığın da etkisiyle Orta ve Kuzey Avrupa'da ise Rusya baskın şekilde bir numaralı tehdit olarak algılanıyor; bu oran Macaristan'da yüzde 68, Hollanda'da yüzde 64 ve Polonya'da yüzde 50 düzeyinde seyrediyor.
Yunanistan'da Polonya anketlerini yürüten Prorata'nın bilimsel direktörü Angelos Seriatos, "Yunanistan, Karşılıklı Savunma İşbirliği Anlaşması'nın yenilenmesi, Suda üssünün modernize edilmesi, Dedeağaç'ın geliştirilmesi ve enerji sektöründeki yakın işbirliğiyle ABD ile stratejik ortaklığını önemli ölçüde güçlendirmiş olsa da kamuoyu daha karmaşık bir tablo ortaya koyuyor" diyor.
Seriatos'a göre bu bulgular, iki farklı bakış açısının bir arada var olmasını yansıtıyor.
"Devlet stratejisi düzeyinde Yunanistan, Batı güvenlik mimarisi içindeki konumunu yükseltti ve Doğu Akdeniz'de ABD'nin en önemli stratejik ortaklarından biri haline geldi. Ancak toplumsal düzeyde; metapolitefsi döneminin (junta sonrası dönem) tarihi anti-Amerikancılığı, Rusya ile kurulan kültürel ve dini bağlar ile Türkiye'nin (Rusya'nın değil) istikrarlı bir şekilde Yunan ulusal güvenliğine yönelik başlıca tehdit olarak algılanması geçmişe göre çok daha zayıf olsa da etkisini sürdürmeye devam ediyor."
Avrupa Birliği'nin müttefikinin hangi ülke olduğu sorulduğunda, hem Yunanistan'da hem de genel olarak AB'de en yaygın yanıt "hiçbiri" oldu. Ancak Yunan katılımcılar arasında görüşler daha fazla bölündü: Yüzde 24'ü ABD'yi, yüzde 20'si Rusya'yı ve yüzde 14'ü Çin'i müttefik olarak belirledi. Araştırmaya göre Yunanistan, Rusya'yı müttefik olarak gören katılımcı oranında açık ara en yüksek paya sahip ülke konumunda.
Dezavantajlılar
Trakya Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü Yardımcı Doçenti ve Makedonya Üniversitesi Araştırma Enstitüsü Kamuoyu Araştırma Birimi Direktörü Giorgos Siakas, "Yunanistan'daki Rusya yanlısı duygu büyük ölçüde kalıplaşmış durumda ve tarihin biraz kafa karıştırıcı bir anlayışından kaynaklanıyor" diyor.
Siakas, "Bu durum aynı zamanda dezavantajlıların kültürü dediğimiz şeyle de bağlantılı. Yunanistan'ın gelişmelerin merkezinde değil de çevre kesimde yer alan bir ülke olduğu algısı, pek çok kişinin Rusya'yı alternatif bir güç olarak görmesine yol açıyor" ifadelerini kullaniyor.
Buna karşılık, Yunanistan'ın ABD ile ilişkilerinin kimin iktidarda olduğuna bağlı olarak büyük dalgalanmalar gösterdiğini, günümüzdeki anti-Amerikancılığın ise gerçek bir siyasi kavram olmaktan çıkıp folklorik bir fenomene dönüşerek yumuşadığını ekliyor.
Siakas, Yunanlıların uluslararası tehditler ve fırsatlar konusunda kalıplaşmış görüşlere sahip olma eğiliminde olduğunu belirtiyor.
"Ülke olarak mağduriyet zihniyetine sahibiz ve siyasi elitler bundan sorumlu. Örneğin borç krizi yıllarında hiçbir hükümet hayata geçirilen önlemlerin sorumluluğunu üstlenmedi; her şey kimlikleri zaman içinde değişen yabancı güçlerin suçu olarak çerçevelendi. Uluslararası ittifaklar nihayetinde bir ülkenin ne elde etmek istediğine bağlıdır ve biz bunu çok sık bilmiyoruz. İttifaklara odaklanmadan önce ulusal kimlik sorununun çözülmesi gerekiyor."
Kuzey ve Güney
Seriatos, anketin ayrıca Avrupa genelinde birleşik bir jeopolitik kültürün eksikliğine dikkat çektiğini vurguluyor.
"Doğu Avrupa'da belirgin şekilde daha Atlantikçi bir güvenlik perspektifi hakim; Rusya temel tehdit, ABD ise ana güvenlik garantörü olarak görülüyor. Batı ve Kuzey Avrupa'da ise Rusya'nın bir tehdit olarak kabul edildiği, ancak transatlantik ilişkinin yanı sıra Avrupa'nın kendi savunma kapasitelerinin de güçlendirilmesi gerektiği bir stratejik özerklik modeli ortaya çıkıyor. Güney Avrupa'da ise daha pragmatik ve çok kutuplu bir yaklaşım şekilleniyor; ittifaklar yalnızca ABD-Rusya ayrımı üzerinden değil, ekonomik çıkarlar, tarihi deneyim ve bölgesel öncelikler ışığında değerlendiriliyor."







