27 Temmuz 2026 Pazartesi
Gundemnabzi
Ahmed eş-Şara'dan Suriye'nin yeni dönemi ve dış politika açıklamaları

Ahmed eş-Şara'dan Suriye'nin yeni dönemi ve dış politika açıklamaları

Suriye'nin yeni yol haritasını açıklayan Ahmed eş-Şara, Al Jazeera'ye konuk oldu. Şara, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yaptırımların kaldırılmasındaki arabuluculuğuna değindi.

Politika Servisiİlk yayın: Güncelleme:

Suriye'nin yeni yol haritasını duyuran Ahmed eş-Şara önemli değerlendirmelerde bulundu. Al Jazeera televizyonunun konuğu olan Şara, İsrail ile güvenlik anlaşmasından bölgesel dengelere, ABD yaptırımlarının kaldırılması sürecinden Rusya ile ilişkilere kadar birçok başlığı ele aldı. Şara, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Suriye'ye yönelik yaptırımların kaldırılması için bizzat arabuluculuk yaptığını ve ABD nezdinde devreye girdiğini ifade etti.

ABD Başkanı Donald Trump'ın yaptırımların kaldırılması sürecinde kritik bir rol üstlendiğini belirten Şara, Suudi Arabistan'ın da bu süreçte girişimlerde bulunduğunu söyledi. Yaptırımların büyük bölümünün devrik Beşşar Esed rejiminin işlediği suçlardan kaynaklandığını dile getiren Şara, eski rejimden kurtulan halkın aynı kısıtlamalara maruz kalmaya devam etmesinin mantıklı olmadığını belirtti. Sezar Yasası'nın yanı sıra Suriye'nin 1979'dan beri yer aldığı "teröre destek veren devletler" listesinden çıkarılmasının da büyük önem taşıdığını vurgulayan Şara, Trump yönetiminin bu yönde adımlar attığını kaydetti. Sürecin ABD Dışişleri Bakanlığı ve Kongre nezdinde devam ettiğini, itiraz süresinin tamamlanmasının ardından kararın yürürlüğe gireceğini aktardı.

Rusya ile temasların rejiminin devrilmesinden aylar önce başladığını anlatan Şara, ilişkilerin karşılıklı çıkarlara dayalı olarak yeniden şekillendiğini söyledi. Rus askeri üsleri konusunda görüşmeler yaptıklarını belirten Şara, çok sayıdaki üssün tek bir çatı altında toplanmasında mutabakata varıldığını, Hımeymim Hava Üssü ile Tartus'taki bazı tesislerin geleceğine yönelik müzakerelerin sürdüğünü ifade etti. Rusya'nın ilişkisinin eski rejimle değil Suriye devletiyle olduğunu vurgulayan Şara, Sovyetler Birliği dönemine uzanan tarihi bağlara dikkat çekti.

Lübnan'ın güvenliği ve istikrarının Suriye'yi doğrudan etkilediğini belirten Şara, iki ülke arasında stratejik çıkar ilişkisi olduğunu kaydetti. Lübnan'ın uzun süredir İsrail tehdidi ile iç savaş riski arasında kaldığına işaret eden Şara, Lübnan hükümeti ile istikrara katkı sağlayacak çözümler aradıklarını belirtti. Devlet dışındaki silahlı yapıların bölgede sorun yarattığını savunan Şara, savaş ve barış kararının yalnızca devletlerin elinde olması gerektiğini ifade etti. Hizbullah'ın Suriye'deki savaşta rol oynadığını ve silahlı yapısını koruduğunu öne süren Şara, çözümün devlet kurumlarının güçlendirilmesinden geçtiğini, Suriye'nin askeri müdahale düşünmediğini ancak Lübnan'a destek olabileceğini belirtti.

İsrail ile yürütülen güvenlik görüşmelerine de değinen Şara, Lübnan ile İsrail arasındaki müzakerelerin farklı bir süreç olduğunu, bölgede kalıcı güvenlik düzenlemeleri oluşturmayı hedeflediklerini söyledi. Güvenlik anlaşmalarının başarılı olması halinde daha kapsamlı bir barış sürecinin gündeme gelebileceğini belirten Şara, bunun Suriye'nin işgal altındaki Golan Tepeleri üzerindeki haklarından vazgeçeceği anlamına gelmediğini, aşamalı ilerlemenin mümkün olduğunu vurguladı.

İran ile İsrail arasındaki gerilimin bölgesel savaşa dönüşme riskine dikkat çeken Şara, Suriye'nin Arap Birliği çerçevesindeki ortak kararların bir parçası olacağını ve bölgesel istikrarın öncelikleri arasında yer aldığını kaydetti. Irak ile ilişkilerin olumlu ilerlediğini, Şam'ın resmi devlet kurumlarıyla ilişki kurmayı esas aldığını belirten Şara, geçmişteki gelişmelerin mezhepsel çatışma olarak gösterilmeye çalışılmasının gerçekçi olmadığını ifade etti.

Körfez ülkeleriyle ilişkilerin çok iyi düzeyde olduğunu aktaran Şara; Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri başta olmak üzere Körfez sermayesinin ülkenin yeniden inşasına ilgi gösterdiğini söyledi. Enerji, havalimanları, gayrimenkul ve turizm sektörlerinde yatırımların başladığını, Şam, Halep, Lazkiye ve Tartus'ta büyük projelerin planlandığını belirten Şara, Kerkük-Baniyas hattı üzerinden Irak petrolünün taşınmasına yönelik projelerin de gündemde olduğunu bildirdi.

Kürt toplumunun ülkenin asli unsurlarından biri olduğunu vurgulayan Şara, eski rejim döneminde haklarından mahrum bırakılan Kürtlerin vatandaşlık haklarının iade edildiğini, kültürel hakların tanındığını ve Nevruz'un resmi bayram ilan edildiğini hatırlattı. "Kürtlerle SDG farklı konular" diyen Şara, YPG ile yapılan anlaşmaların uygulanmasında zaman zaman sorunlar yaşansa da son mutabakatın daha güçlü bir zemine sahip olduğunu belirtti. Suriyelileri yeni çatışmalara sürükleyecek seçeneklerden kaçınılması gerektiğini ifade etti.

Demokratikleşme sürecinde halkın yönetime katılımını artırmayı hedeflediklerini söyleyen Şara, Suriye'nin kendi koşullarına uygun siyasi modeli oluşturacağını belirtti. Halkın yöneticilerini ve yasaları belirlemede söz sahibi olması gerektiğini kaydeden Şara, Halk Meclisinin ilk oturumlarının başlamasının bu yönde atılmış önemli bir adım olduğunu dile getirdi. Siyasi sistemin şekillendirilmesinin tek bir kişinin kararına bağlı olmadığını, Meclis üyeleri ve toplumun farklı kesimlerinin katkılarının önemli olduğunu sözlerine ekledi.

Kaynak: Türkiye Gazetesi

İlgili Haberler