
Almanca öğretmenlerinden TBMM ve MEB'e çağrı
Türkiye'nin dört bir yanından yüzlerce Almanca öğretmeni, ikinci yabancı dil eğitiminin güçlendirilmesi talebiyle TBMM ve MEB'e rapor sundu.
Türkiye'nin dört bir yanından gelen yüzlerce Almanca öğretmeni, ikinci yabancı dil eğitiminin daha güçlü bir yapıya kavuşması amacıyla kapsamlı bir rapor hazırlayarak Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Milli Eğitim Bakanlığı’na iletti. Hazırlanan raporda, Almanca dersinin liselerde yeniden ortak ders statüsüne kavuşturulması, çoklu yabancı dil modelinin ülke genelinde yaygınlaştırılması ve ikinci yabancı dil eğitiminde kesintisiz bir sürdürülebilirliğin sağlanması talep edildi.
Raporda, Almancanın Türkiye’nin ticaret, sanayi, bilim, teknoloji ve yükseköğretim alanlarındaki uluslararası hedefleri bakımından stratejik bir konuma sahip olduğu özellikle vurgulandı. Metinde, "Ancak son yıllarda ortaöğretim kurumlarında Almanca dersinin ortak ders statüsünden çıkarılarak seçmeli ders havuzunda yer alması, ikinci yabancı dil öğretiminin sürdürülebilirliğini olumsuz etkilemiştir. Bu durum yalnızca Almanca öğretmenlerini değil; öğrencilerimizin ikinci yabancı dil öğrenme imkânlarını, eğitimde fırsat eşitliğini ve mevcut insan kaynağının etkin kullanımını da doğrudan etkilemektedir" ifadelerine yer verildi.
Öğretmenler, Almanca derslerinin tekrar zorunlu ortak ders kapsamına alınmasını, kadrosunda Almanca öğretmeni bulunan okullarda bu derslerin mutlaka açılmasını ve ders saatlerinin artırılmasını talep etti. Sunulan raporda, bu önerilerin hayata geçirilmesi durumunda öğrenciler açısından doğacak olumlu kazanımlar maddeler halinde sıralandı:
- Öğrencilerin ikinci yabancı dil öğrenme hakkına erişimi güçlenecektir.
- İlkokuldan liseye uzanan ikinci yabancı dil eğitiminde süreklilik sağlanacaktır.
- İletişim temelli yabancı dil öğretimi desteklenerek öğrencilerin dinleme, konuşma, okuma ve yazma becerileri daha güçlü şekilde gelişecektir.
- Öğrencilerin uluslararası değişim programları, burs olanakları ve yükseköğretim fırsatlarından yararlanma potansiyeli artacaktır.
- Kültürlerarası iletişim becerileri ve küresel farkındalık düzeyleri gelişecektir.
FIRSAT KAYBEDİLİYOR
Almanca öğretmeni Beyhan Arıcı, Almancanın son yıllarda eğitim sisteminde yapılan yapısal değişiklikler yüzünden ciddi bir gerileme yaşadığına dikkat çekti. Arıcı, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Milli Eğitim Bakanlığının uygulamaya koyduğu çoklu yabancı dil eğitim modeli (ÇYDEM), ikinci yabancı dil öğretimini güçlendirmeyi amaçlayan önemli bir adım olarak görülse de uygulama halen oldukça sınırlı bir kapsamda yürütülüyor. Bugün Türkiye genelinde yalnızca 1025 ortaokul bu model kapsamında eğitim verebiliyor. Modelin uygulanabilmesi için belirlenen fiziki ve idari şartlar nedeniyle çok sayıda okul programa dahil olamıyor. Programa alınan okullar ise bu koşulları sürdüremedikleri takdirde model kapsamından çıkarılabiliyor. Bu durum, ikinci yabancı dil eğitiminin ülke genelinde yaygın ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşmasını zorlaştırıyor.
Geçmiş yıllarda ortak ders olarak okutulan Almanca, yapılan program değişiklikleriyle seçmeli ders statüsüne alındı. Böylece Almanca dersinin açılması büyük ölçüde okul yönetimlerinin planlamasına ve öğrenci tercihine bağlı hale geldi. Sonuç olarak birçok lisede Almanca dersi hiç açılmıyor ya da çok sınırlı sayıda açılıyor.”
ASIL SORUN
Birçok lisede Almanca dersinin ya hiç açılmadığını ya da çok sınırlı sayıda kaldığını anlatan Arıcı, "Bu durum, ortaokulda Almanca öğrenen öğrencilerin liseye geçtiklerinde eğitimlerini sürdürememelerine neden oluyor. Dil öğretiminin temel ilkelerinden biri olan dikey süreklilik sağlanamadığı için öğrencilerin yıllar içinde kazandıkları dil becerileri önemli ölçüde zayıflıyor. Almanca derslerinin seçmeli hale gelmesi yalnızca öğrencileri değil, öğretmenleri de doğrudan etkiliyor. Ders açılmayan okullarda Almanca öğretmenleri zaman zaman kendi alanları dışında görevlendiriliyor, norm fazlası durumuna düşüyor veya birden fazla okul arasında görevlendirilmek zorunda kalıyor" dedi.
ÜÇ İSTEK
Almanca öğretmenlerinin konuya ilişkin üç temel isteği ise şu başlıklar altında toplandı:
- Almancanın liselerde yeniden ortak ders olarak değerlendirilmesi,
- Ortaokulda başlayan Almanca eğitiminin lisede de devam ederek dikey sürekliliğin sağlanması,
- Dört temel dil becerisini geliştirebilecek düzeyde ders saatlerinin artırılması.



