
Galata Köprüsü'nün tarihi: 1500 yıllık hayalden yangına
İstanbul'un iki yakasını birleştirme hayali 6. yüzyıla dayanırken, Haliç'e kurulan köprülerin tarihi Bizans'tan Osmanlı'ya uzanan projeler ve yangınlarla şekillendi.
6. yüzyılda İstanbul'da hüküm süren kadim imparatorluk, Fatih Sultan Mehmet tarafından şehir fethedilene kadar dünyanın en güçlü devletleri arasında yer alıyordu. Ayasofya'nın inşasını emreden ve dünyanın en büyük ibadethanesini tarihi yarımadaya diken I. Justinianus, dönemin pek çok eserinin de hayata geçmesini sağlamıştı. Bu yapılar arasında Haliç üzerindeki ilk köprü de bulunuyordu. Günümüzde Eminönü ile Karaköy'ü birbirine bağlayan Galata Köprüsü'nün o dönemdeki adı 'Aghios Khalinikos Köprüsü' idi. Yeri tam olarak bilinmese de 12 kemerden oluşan bu taş köprünün Eyüp-Sütlüce arasında yer aldığı tahmin ediliyordu.
Fatih Sultan Mehmet İstanbul'u fethettikten sonra Haliç'i geçmek amacıyla demir halkalarla birbirine bağlanan ve üzerine kalın kalaslar çakılan dev fıçılardan oluşan bir köprü yaptırmıştı. Ayvansaray-Kasımpaşa arasındaki bu mobil köprü, öncelikli olarak orduların kullanımı için inşa edilmişti. Bölgeye ilk kalıcı köprüyü kurma planları 1502-1503 yıllarında konuşulurken, Galata'yı sular altında bırakacak 'Küçük Kıyamet'e ve 1509 depremine en fazla 7 yıl kalmıştı. Fatih bu hayalini gerçekleştirememiş olsa da, Sultan II. Bayezid Haliç'i süsleyecek bu köprü için Leonardo da Vinci'den bir tasarım istemişti. Ancak da Vinci'nin sunduğu teklif padişahı memnun etmeyince bu düşünce asırlar sonrasına kadar rafa kaldırılmıştı.
İstanbul'un iki yakasını birleştirme fikri tarih boyunca liderlerin en önemli hayallerinden biri olmaya devam etti. I. Justinianus'un ilk taş köprüsü depremlerin kurbanı olurken, Osmanlı döneminde de benzer hayaller kuruldu. Fatih Sultan Mehmet'in ardından tahta çıkan II. Bayezid de Haliç'e İstanbul'a yakışacak heybette bir köprü inşa edilmesini arzuluyordu. Bu amaçla dünyaca ünlü mimar Leonardo da Vinci'den proje talep edilmiş, İtalyan mimar Altın Boynuz için tek açıklıklı, 240 metre uzunluğunda ve 24 metre genişliğinde bir köprü tasarlamıştı. Sık depremlerle sarsılan İstanbul için bu tasarımın fazla cesur bulunması padişahın projeyi reddetmesine yol açmıştı. Söz konusu köprü inşa edilseydi, o dönem dünyadaki en uzun köprü unvanını alacaktı. Öte yandan İtalyan sanatçı Mikelanj da İstanbul'a köprü yapılması için davet edilmiş, fakat bu teklifi geri çevirmişti.
Kanuni Sultan Süleyman döneminde dünyaca ünlü mimar Mimar Sinan'ın Haliç'e bir köprü inşa edip edemeyeceği ihtimali gündeme gelmişti. Sinan bu konuda çok istekli olabilirdi ancak kendisine resmi bir teklif yapılmamış ve bu yönde bir proje üretmemişti. Mimar Sinan'ın hayatını kaybetmesinin ardından Altın Boynuz'u geçecek köprü düşüncesi 19. yüzyıla kadar askıda kaldı.
Da Vinci'nin tasarımından yaklaşık 350 yıl sonra Haliç ilk modern köprüsüne kavuştu. İlk modern Galata Köprüsü, 1845 yılında Sultan Abdülmecid'in annesi Bezm-i Alem Valide Sultan tarafından inşa ettirildi. Haliç'teki diğer köprülere kıyasla uzun süre, 18 yıl kullanılan yapıya Cisr-i Cedid, Valide Köprüsü, Yeni Köprü, Büyük Köprü, Yeni Cami Köprüsü ve günümüzde yüzlerce güvercine ev sahipliği yapması nedeniyle Güvercinli Köprü isimleri verildi. Köprünün Karaköy girişinde Sultan Abdülmecid Han tarafından yaptırıldığını belirten ve Şinasi kaleme aldığı bir beyit bulunuyordu. Yapının üzerinden ilk geçen isim Sultan olurken, altından geçen ilk gemi ise Fransız kaptan Magnan'ın kullandığı Cygne gemisi oldu. İlk üç gün geçişin ücretsiz olduğu köprüde, 25 Ekim 1845'te Denizcilik Bakanlığı tarafından 'mürüriye' adı verilen geçiş ücreti alınmaya başlandı. Zamanla bu köprünün yerine üç yeni köprü daha inşa edildi. İkinci köprü Sultan Abdülaziz tarafından yaptırılırken, üçüncüsü İngiliz firması G. Wells'e ihale edildi. Bu üçüncü köprü 1912 yılına kadar hizmet verdikten sonra Haliç'in daha üst kısımlarına çekildi.
1912 yılında Almanlar tarafından inşa edilen ve 1992 yılında yanana kadar kullanılan Tarihi Galata Köprüsü şehre hizmet vermeyi sürdürdü. Nedeni tam olarak aydınlatılamayan bir sebepten ötürü 16 Mayıs 1992 tarihinde çıkan yangın, İstanbullulara 2 yıldan uzun sürecek bir ulaşım çilesi yaşattı. Galata Köprüsü, alt kısmında yer alan bir lokantada başlayan alevlerin etkisiyle büyük zarar görerek kullanılamaz hale geldi. Uzmanların 3 saatte söndürdüğü yangının ardından yapılan incelemelerde köprünün 'geri dönülemez hasarlar' aldığı tespit edildi. Bu durum yeni bir köprünün inşasını zorunlu kıldı ve İstanbul 7'nci veya 8'inci kez Galata Köprüsü'nden mahrum kaldı. Günümüzde kullanılan Galata Köprüsü 1994 yılında tamamen hizmete açıldı ancak bu tarihe kadar yaşanan gemi kazaları ve inşaat firmalarının taahhütlerini geciktirmesi yapım sürecini uzattı.
Kent trafiğinde kritik bir rol oynayan Galata Köprüsü'nün yangından birkaç ay sonra açılması planlansa da, süreç öngörüldüğü gibi ilerlemedi. Proje yüklenici firma ile belediye tatmin edici açıklamalar yapamazken, bu süreçte Pendik vapurunun köprüye çarparak 4 şeridi kullanılamaz hale getirmesi işleri daha da zorlaştırdı. Tarihi köprünün sökülen parçaları Ayvansaray-Hasköy arasına çekildi. Uzun yıllar burada kalan parçaların su sirkülasyonunu engellemesi çevre tepkilerine neden olurken, kirli ve kötü kokan Haliç zor bir süreçten geçiyordu. Sürekli revize edilen projeler ve Yeni Cami ayağının yapımındaki gecikmeler nedeniyle yeni Galata Köprüsü yangından ancak 2 yıl sonra tamamlanabildi. Ne var ki köprü ilerleyen dönemde de gemi kazalarına sahne oldu. Bir yangın 145 yıllık tarihi kül ederken, yeni yapı da modern yaşamın getirdiği risklerden kaçamadı.
Tarihi köprünün parçaları, Haliç'in kuzeyindeki trafik yoğunluğuna alternatif bir rota olarak uzun süre değerlendirildi. Tarihi Galata Köprüsünün parçalarının son durumuna ilişkin detaylara göre; Ayvansaray-Hasköy arasına çekilen yapının parçalara ayrıldığı biliniyor. 2021 yılı itibarıyla köprünün bir parçasının Balat'ta bir köşede, diğer parçalarının ise Hasköy ve Tuzla tersanelerinde bulunduğu kaydedildi. Yaşanan yangın 145 yıllık geçmişi tamamen ortadan kaldırırken, 1500 yıllık Haliç köprüsü hayali Eminönü ile Karaköy arasında yaşamaya devam ediyor.



