
Avrupa Birliği Kıbrıs müzakerelerine müdahil olmak istiyor
Avrupa Birliği adadaki bölünmeyi çözmek için müzakere süreçlerinde daha aktif rol almak isterken, KKTC dışişleri bakanlığı bu ziyarete olumsuz tepki gösterdi.
Avrupa Birliği, Kıbrıs adasındaki bölünmüş yapıyı ortadan kaldırmak için yürütülen müzakere girişimlerinde daha faal bir konum elde etmeyi hedefliyor. Kıbrıs'ın bir Avrupa Birliği üyesi olması ve adanın kuzey üçte birini askeri kontrolünde tutarak yalnızca kendisinin tanıdığı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) varlığı ile Türkiye'nin birliğe üye adayı konumunda bulunması bu durumu kaçınılmaz kılıyor.
Bununla birlikte, üst düzey bir Avrupa Komisyonu üyesinin gerçekleştirdiği ziyaret perşembe günü KKTC dışişleri bakanlığından olumsuz bir yanıtla karşılandı. Bakanlık, Avrupa Birliği'nin müzakere sürecine müdahale etmeye çalıştığını ve kabul edilebilir bir muhatap olamayacağını vurguladı.
KKTC dışişleri temsilcisi Tahsin Ertugruloglu, Kıbrıslı Türk lider Tufan Erhurman'ın siyasi rakibi konumunda bulunuyor. Ancak Erhurman, Türkiye'den bağımsız bir politika belirleme konusunda oldukça dar bir hareket alanına sahip.
Avrupa Komisyonu uyum ve reformlardan sorumlu kıdemli başkan yardımcısı Raffaele Fitto, perşembe günü adaya ulaştı. Fitto, Güney Kıbrıs Rum Kesimi Lideri Nikos Christodoulides ve Erhurman ile görüşme talep etti; ancak şimdilik yalnızca ilk buluşma kesinleşmiş durumda.
Fitto'nun temaslarının, dokuz yıldır durma noktasına gelen müzakereleri yeniden başlatmaya çabalayan Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres'in ziyaretinin hemen sonrasına denk gelmesi tesadüf olarak değerlendirilmiyor. Guterres'in, Kıbrıslı Rum ile Kıbrıslı Türk taraflarının ayrı ve eşit statüde olması yönündeki Ankara'nın katı tutumunu kısmen karşılamak amacıyla çok daha gevşek bir konfederasyon modeline yönelmeyi düşündüğü ifade ediliyor.
Konfederasyonun nihai yapısı belirsizliğini korurken, Güney Kıbrıs Rum Kesimi ve Yunanistan 1960-1974 yılları arasında uygulanan, güçlü azınlık temsiline sahip merkezi hükümet düzenini yeniden arzuluyor. Geçmişteki sistemin kırılganlığı Rum kesimi ile Atina'nın beklentileriyle çelişse de, her iki taraf da Ankara'nın 1974 yılından bu yana adada bulunan askeri varlığının kalmasına yönelik talebini kesin bir dille reddediyor.
Avrupa Birliği, Ankara'yı uzun süredir sürdürdüğü tutumundan uzaklaştırmak amacıyla Türkiye ile ilişkileri geliştirme ihtimalini bir teşvik unsuru olarak kullanmayı planlıyor.
Fitto'nun temaslarının somut bir sonuç doğurup doğurmayacağı henüz bilinmiyor. Ancak eylül ayında yapılması öngörülen resmi olmayan görüşmelerin tehlikeye girmemesi için belirli bir ilerlemenin kaydedilmesi gerekiyor.


