
Çimen: Yayın devam etmeseydi Türkiye ağır bedel öderdi
Abdulhalik Çimen, 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Turkuvaz Medya'ya yönelik saldırı planlarını ve Cumhurbaşkanlığı açıklamalarının yayınlanmasını anlattı.
15 Temmuz 2016 gecesi FETÖ'cü darbeciler milletin sesini kesmek ve bilgi akışını kontrol altına almak istedi. Çimen, yayınlar devam etmeseydi Türkiye'nin ağır bir bedel ödeyebileceğini söyledi.
Kitabın çıkış noktasını iki esasa dayandırdığını belirtti. Birincisi, kendi yaptıklarını anlatmayan insanın hikâyesinin başkaları tarafından tahrif edilebileceği gerçeğiydi. İkincisi ise bir milletin yaşadığı acıları ne kadar süre hatırladığı sorusuydu. Çimen, gördüklerini ve yaşadıklarını tarihe not düşmek gerektiğini ifade etti. Unutulan her acının farklı biçimlerde yeniden karşımıza çıkabileceğini söyledi. Türkiye'nin yakın tarihinde darbeler, muhtıralar, vesayet girişimleri ve 15 Temmuz gibi ağır sınavlardan geçtiğini hatırlattı.
Çimen, tüm askeri müdahaleleri aynı zincirin halkaları olarak değerlendirdi. İsimlerin, dönemlerin ve yöntemlerin değiştiğini ancak zihniyetin büyük ölçüde aynı kaldığını kaydetti. 27 Mayıs'ta tank kullanan anlayışla 28 Şubat'ta brifing veren anlayışın ve 15 Temmuz'da savaş uçaklarını milletin üzerine süren zihniyetin ortak noktasının güç halkta değil bizde anlayış olduğunu belirtti. Kitapta darbeleri aynı cuntacı aklın farklı dönemlerde aldığı biçimler olarak değerlendirdiğini söyledi.
Kitabı hazırlarken en çok etkilendiği bölüm 15 Temmuz gecesini yeniden yazmak oldu. Yıllar sonra belgeleri incelemek, telsiz konuşmalarını dinlemek ve darbecilerin hedef listelerini görmek kendisini o geceye geri götürdüğünü anlattı. Turkuvaz Medya'nın hedef alındığını gösteren kayıtlar üzerinde çalışırken farklı duygular yaşadığını belirtti. Belgelerde sadece bir yayın kuruluşuna saldırı planı değil, milletin haber alma hakkını susturma ve çalışanları öldürme girişimi olduğunu söyledi.
Yanınıza alabildiğiniz kadar mühimmat alın. Direnen olursa ezilecek, vurulacak' talimatları yer alıyordu.
Çimen, o geceyi başarı olarak değil vatan için yapılan bir görev olarak gördüğünü söyledi. Kaçmadıklarını ve ölümüne direndiklerini belirtti. Muhabirinden kameramanına, teknik ekibinden yönetmenine kadar herkesin 'Yayın devam etmeli' dediğini anlattı. Ekranın kararmasının milletin sesinin kısılması demek olduğunu bildiklerini ifade etti.
Serhat Albayrak'ın 15 Temmuz gecesi sürecin merkezinde yer aldığını, temaslar kurduğunu ve medya cephesindeki koordinasyonu yönettiğini söyledi. Matbaaların kesintisiz çalışmasını sağladığını, gazetelerin basılması için organizasyon kurduğunu ve Turkuvaz Dağıtım'ı devreye soktuğunu belirtti. Gazetelerin Türkiye'nin dört bir yanına ulaştırılması için alternatif dağıtım kanallarını da kullandığını anlattı.
Saat 00.03'te bu konuşmayı Türkiye ve dünyaya ulaştıran ilk kanal olduklarını belirtti.
Milli medyanın Cumhurbaşkanının açıklamalarını halka ulaştırmaması durumunda durumun çok vahim olabileceğini ifade etti. 15 Temmuz'un medyanın da asıl hedeflerden biri olduğunu gösterdiğini belirtti. Diğer darbe dönemlerinde medyanın büyük bölümünün darbecilerle işbirliği yaptığını ancak bu sefer tam tersinin yaşandığını söyledi.



