
Çocuk Vakfı'ndan çocuk koruma kanunu teklifi uyarısı
Çocuk Vakfı, yeni kanun teklifinin çocuk haklarını ihlal ettiğini belirtti.
Çocuk Vakfı, Türkiye Büyük Millet Meclisi Adalet Komisyonu’nda onaylanan “Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” hakkında önemli uyarılarda bulundu. Vakfın yaptığı açıklamada, teklifin tüm boyutlarıyla ele alınmadığı ve bazı kritik konuların göz ardı edildiği ifade edildi.
Açıklamada, teklifin hazırlanma süreçlerinde “suça sürüklenen çocuk görüşlerinin” alınmadığı, çocuk haklarının “0-18 yaş aralığındaki her bireyin çocuk olduğu” anlayışına ters düştüğü vurgulandı. Ayrıca, “çocuğun yararının önceliği” ilkesine uygun olmadığı ve “Çocuğa Özgü Adalet Anlayışı”nın gerektirdiği kriterlere göre değil, sadece ceza artırımı üzerine odaklanan sınırlı bir perspektiften hazırlandığı belirtildi. Vakıf, çocuk koruma ve çocuk adalet sistemlerinin, çocuk hakları doğrultusunda kapsamlı bir reformla ele alınmadığı takdirde suça sürüklenen çocuk olaylarının artacağını kaydetti.
TEKLİF GERI ÇEKİLMELİ
Vakıf, kanun teklifinin tartışılmasına katkı sağlamak ve aceleyle yasalaşmasının yaratacağı olumsuz etkileri gündeme getirmek amacıyla, danışma kurulu üyelerinin düşüncelerini içeren bir bilgi notu hazırladı. Üyelerin görüş ve önerileri arasında şunlar yer aldı:
Dr. Alaattin Aslan, “Teklif, sorunun bir kısmına (cezalar) müdahale ederken, koruma, önleme ve iyileştirme unsurlarını zayıflatıyor. Cezaların miktarı artırılabilir, ancak asıl önemli olan cezanın infazı sırasında ve sonrasında çocuklara yönelik eğitim, rehabilitasyon ve topluma kazandırma programlarının etkinliğidir. İlk kez suça karışan, eğitim eksikliği olan ve dezavantajlı bölgelerden gelen çocuklar için ceza infazından önce veya sonra mesleki eğitim, spor, sanat ve toplumsal hizmet programlarına katılım zorunlu olmalıdır. Bu durum, suçu ‘üstünlük’ olmaktan çıkarıp, sorumluluk ve angarya olarak tanımlayarak caydırıcılığı artıracak ve çocuklara alternatif yaşam yolları sunacaktır.”
Dr. Deniz Yüceer, “Teklifin genelinde cezaların artırılması, infaz sürelerinin uzatılması ve kapalı infaz kurumlarında kalış sürelerinin artırılması gibi caydırıcılık odaklı düzenlemelerin ön planda olduğu görülüyor. Ancak çocuk suçluluğu, birçok değişkenin etkileşimiyle ortaya çıkan çok boyutlu bir olgudur. Sadece cezai yaptırımların artırılması yeterli değildir; önleyici, koruyucu ve rehabilitasyona yönelik uygulamalarla desteklenmelidir. Özellikle erken çocukluk döneminde sosyal-duygusal becerileri geliştiren eğitim programlarının yaygınlaştırılması, ebeveyn eğitimlerinin güçlendirilmesi ve riski yüksek çocukların erken tespitinde okul-aile-sosyal hizmet işbirliğinin sistematik hale getirilmesi önemlidir.”
Dr. İbrahim Kıbrıs, “Suç işleme durumundaki çocuklar ailelerinden ve toplumsal ortamlarından koparılmamalı, devletin uygun programlarla desteklediği kurumlarda ıslah sürecinde tutulmalıdır. Devlet, gösterişten uzak ve uygulama ile teorinin çelişmediği uyumlu programlarla aile yakınlarını da kapsayan eğitici ıslah çalışmaları gerçekleştirmelidir.”
YASADA NELER VAR?
Yeni teklif kapsamında “suça sürüklenen çocuk” ifadesi, “adli süreçteki çocuk” ifadesiyle değiştirilmektedir. Suça sürüklenen çocuklar için öngörülen cezalar artırılmakta, 15-18 yaş grubundaki suça sürüklenen çocukların bazı suçlar açısından yetişkin olarak kabul edilmeleri sağlanmaktadır. Hapis cezası alan suça sürüklenen çocukların çocuk kapalı infaz kurumlarında kalması kural haline gelirken, çocuk eğitimevlerinde kalmaları istisna olarak belirlenmektedir. Ayrıca, akıl hastalığı ya da bağımlılık gibi durumlar sebebiyle kendisi veya başkaları açısından tehlike oluşturan çocuklar için acil korunma kararı alınabilmesine olanak sağlanmaktadır. Sosyal inceleme raporlarının zorunlu hale getirilmesi de yasanın diğer önemli düzenlemeleri arasında yer almaktadır.

