
Cumartesi Anneleri 1114. haftada Mehmet Ertak'ın akıbetini sordu
Galatasaray Meydanı'nda bir araya gelen Cumartesi Anneleri, 1114. haftada 34 yıl önce gözaltında kaybedilen Mehmet Ertak için adalet çağrısı yaptı ve AİHM kararını hatırlattı.
Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanmasını talep etmek amacıyla Galatasaray Meydanı’nda 1995 yılından bu yana oturma eylemi düzenleyen Cumartesi Anneleri, bu hafta da aynı meydanda buluştu.
Kayıp yakınları 1114. haftadaki eylemlerini, Galatasaray Meydanı'nı çevreleyen polis barikatlarının önünden kamuoyuna duyurdu.
Ertak'ın 4 çocuk babası olduğu, polis tarafından gözaltına alındığı ancak bu işlemin inkâr edildiği ve işkenceye maruz kaldığı yönündeki tanık beyanlarına rağmen herhangi bir soruşturma başlatılmadığı vurgulandı.
2015 yılında öldürülen ve failleri hâlâ belirlenemeyen eski Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi'nin tüm baskılara rağmen başvurduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM), Türkiye’yi yaşam hakkını ihlal ettiği gerekçesiyle oybirliğiyle mahkûm ettiği hatırlatıldı.
Tüm bu kararlara rağmen Mehmet Ertak'ın dosyasının faili meçhul bırakıldığı ifade edildi.
Bu haftaki basın açıklamasını kayıp yakını Oya Ersoy kamuoyuyla paylaştı.
Ersoy okuduğu metinde, "1114. haftamızda, cezasızlık politikası nedeniyle hakikatin karanlıkta bırakıldığı dosyalardan biri olan Mehmet Ertak’ın hikâyesini paylaşıyoruz" dedi.
32 yaşındaki dört çocuk babası Mehmet Ertak'ın Şırnak’ın Rezuk Mezrası’nda yaşadığı ve bölgedeki bir kömür ocağında işçi olarak çalıştığı belirtildi. Ertak'ın daha önce iki kez gözaltına alındığı ve ağır işkence gördükten sonra serbest bırakıldığı aktarıldı.
Mehmet Ertak, aynı işyerinde çalışan üç akrabasıyla birlikte 18 Ağustos 1992 tarihinde işten eve dönerken içinde bulundukları araç kontrol noktasında resmi üniformalı polisler tarafından durduruldu. Kimlik kontrolünün ardından gözaltına alınan Ertak, Şırnak Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Gözaltına alındığına dair tutanak tutulmasına rağmen, emniyete başvuran ailesine böyle bir gözaltı işlemi yapılmadığı söylendi.
Baba İsmail Ertak'ın bunun üzerine savcılığa başvurduğu, üç tanığın Mehmet Ertak’ın gözaltına alındığını, altı tanığın ise onu gözaltında işkence görürken gördüğünü anlattığı ifade edildi. Bazı tanıkların aynı nezarethanede kaldıklarını belirttiği kaydedildi.
Gözaltındakilerden avukat A.D.'nin, Mehmet Ertak ile beş gün aynı nezarethanede tutulduğunu ve kendisine işkence edildiğini beyan ettiği bildirildi. Yaşananların soru önergeleriyle TBMM gündemine taşındığı ancak ailenin tüm tanıklara ve belgelere karşın her başvurusunda inkârla karşılaştığı ifade edildi.
1997 yılında JİTEM personeli Murat İpek'in kamuoyuna da yansıyan itiraflarında, Mehmet Ertak’ı Şırnak Emniyet Müdürü Necati Altuntaş ile Terörle Mücadele Şube Müdürü Mehmet Kaplan’ın emriyle öldürüp gömdüklerini söylediği aktarıldı. İpek ayrıca gerçekleştirilen infazların dönemin OHAL Valisi Ünal Erkan’ın bilgisi dâhilinde yapıldığını açıkladı.
İç hukuk yollarından sonuç alamayan ailenin AİHM’e başvurduğu belirtildi. Ancak başvuruyu hazırlayan Avukat Tahir Elçi’nin bürosunun polis tarafından basıldığı, dava dosyalarına el konulduğu ve gözaltına alınan Tahir Elçi'nin işkenceye maruz bırakıldığı ifade edildi. Tüm baskı ve tehditlere rağmen AİHM başvurusunun gerçekleştirildiği vurgulandı.
AİHM'in, dosyadaki delillerin Mehmet Ertak’ın gözaltına alındığını, işkence sonucu yaşamını yitirdiğini ve ölümünden devletin sorumlu olduğunu hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde ortaya koyduğunu belirlediği aktarıldı. Mahkemenin, Türkiye’yi yaşam hakkını ihlal ettiği gerekçesiyle oybirliğiyle mahkûm ettiği bilgisi paylaşıldı (Ertak/Türkiye, 09.05.2000, Başvuru No: 20764/92).
Mehmet Ertak’ın gözaltında kaybedilişinin 34. yılında adli ve siyasi makamlar bir kez daha göreve çağrıldı. Açıklamada, gözaltında kaybetme olaylarıyla ilgili etkili soruşturma ve kovuşturma yürütme yükümlülüğünün yerine getirilmesi istendi.
Kayıp yakınları, kaç yıl geçerse geçsin Mehmet Ertak ve tüm kayıplar için adalet istemekten ve devletin evrensel hukuk kuralları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceklerini belirtti.



