
Ekonomide batık kredi sorunu ve yabancı banka raporları
Yüksek faiz ve enflasyonla mücadele sürecindeki daralma, bankalarda batık kredi sorununu görünür kılıyor.
Ekonomide üç yılı aşkın süredir yürütülen programa karşın enflasyondaki düşüş hedeflenen başarıya ulaşamadı. Sürdürülen yüksek faiz politikası ve ekonomideki daralma, bankaların batık kredi sorununun gün yüzüne çıkmasına yol açıyor.
Sanayi ve KOBİ başta olmak üzere özel sektörden gelen şikayetlerin artmasına rağmen faiz oranları düşürülemedi. Bu durumun arkasındaki temel neden enflasyonla mücadeledeki başarısızlık olarak gösterilirken, İran'daki çatışmalar ve enerji maliyetleri de süreci etkiledi. Ancak yanlış politikalar ve uzayan sürecin yanı sıra siyasetteki sertleşme ile yargı kararlarının yönetime güveni sarstığı ve ekonomik sıkıntıları büyüttüğü belirtiliyor.
Gelinen aşamada ekonominin geleceğine dair güvenin azaldığı ve siyasi iktidarın başarısızlığa karşı çaresiz kaldığı algısı güçleniyor. Bu tablo, batık kredi sorununun önümüzdeki dönemde daha da ağırlaşacağına yönelik endişeleri artırıyor. Türk lirasının aşırı değerlenmesi ve döviz baskısından çıkışın zorlaştığına dair algı, yabancı bankaların raporlarına da yansımaya başladı.
Commerzbank tarafından geçen hafta yayımlanan raporda, Türk bankacılık sektöründeki kârlılığın azalması ve sermaye tamponlarının daralmasının TL üzerindeki riskleri tırmandırdığı vurgulandı. Sektördeki kırılganlıkların finansal istikrar ile kur görünümü açısından yakından izlenmesi gerektiği ifade edildi.
Sistemik risk oluşturabilecek bir tehlikenin ön işaretlerinin alındığı, banka kârlılığının düşmeyen enflasyon, varlık değerlerinin aşınması ve artan batık krediler nedeniyle gerilediği kaydediliyor. Bankalar reel sektörden gelen tepkilere rağmen ihtiyatlı davransa da bu zayıflamayı önlemeye yetmedi. Kredilerin batık kategorisine alınmasını engellemek amacıyla uzun süredir yeniden yapılandırma yoluna gidildiği biliniyor.
24 Temmuz verilerine göre tüketici kredilerindeki batık oranı yüzde 5.5'e yükselirken, sıkışıklıktan en çok etkilenen KOBİ'lerin kredilerindeki batık oranı yüzde 3.93 olarak kaydedildi. Bu oranların önümüzdeki aylarda daha da artması bekleniyor. Ekim ayından itibaren yabancı bankaların uyarı raporlarının sayıca çoğalması ve eleştiri dozunun artması öngörülüyor.
Bu süreçte sıcak para girişinin süreceği, yüksek faizin korunacağı ve ekonomi yönetiminin kurlardaki baskıyı sürdüreceği anlaşılıyor. Sorunların sistemik risk boyutuna ulaşması durumunda sıcak para girişlerinin azalabileceği, ancak henüz o noktaya yakın olunmadığı ifade ediliyor.
Tüm sorunların odağında enflasyonun düşürülememesi yer alırken, Temmuz ayı enflasyonunun yüzde 2 civarında gerçekleşmesi bekleniyor. İstanbul Ticaret Odası (İTO) cumartesi günü İstanbul perakende fiyat artışlarını yüzde 2.06 olarak duyururken, yıllık enflasyonun yüzde 35'in üzerinde olduğunu bildirdi. Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) açıklayacağı rakamın yüzde 1.8 ile 1.9 arasında, yıllık enflasyonun ise yüzde 32 veya hemen altında olması bekleniyor.
İran'daki çatışmaların yeniden başlaması, ham petrol fiyatlarının 90 dolar seviyesinde seyretmesi ve Hürmüz geçişine çözüm bulunamaması Ağustos ayı beklentilerini olumsuz etkiliyor. Merkez Bankası Temmuz ayındaki yüksek enflasyonun geçici olduğu görüşünü savunurken, akaryakıt fiyatlarındaki artışların Ağustos rakamlarını olumsuz etkilemesinin kaçınılmaz olduğu vurgulanıyor. Enflasyonla mücadelenin başarılı olamaması ve uzun süren mücadelenin yarattığı yan etkiler durumu ağırlaştırırken, önümüzdeki dönemde batık kredi gibi sıkıntıların büyümesine kesin gözüyle bakılıyor.



