
Holguin: Kıbrıs’ta yeni süreç zaman sınırlı olmalı
BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Holguin, açık uçlu müzakere döneminin kapandığını belirterek yeni sürecin sonuç odaklı ve zaman sınırlı olması gerektiğini vurguladı.
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin, Kıbrıs sorununda açık uçlu ve sonuçsuz müzakere döneminin geride kalması gerektiğini ifade etti. BM'nin geçmiş müzakere yakınlaşmalarını gelecekteki sürecin ortak zemini olarak korumaya çalıştığını belirten Holguin, yeni bir 5+1 toplantısı öncesinde güven artırıcı önlemler, yöntem ve özlü konularda yeterli hazırlık yapılmasının şart olduğunu dile getirdi. Başarının yalnızca müzakerelerin yeniden başlaması olmadığını belirten Holguín, nihai anlaşmayı hedefleyen zaman sınırlı, hesap verebilir ve siyasi taahhüde dayalı bir sürecin kurulmasının önemine dikkat çekti.
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in temsilcisi olarak değerlendirmelerde bulunan Holguin, yeni bir müzakere sürecinin geçmişteki gibi süremeyeceğini, tarafların parametreleri baştan belli bir çerçevede anlaşması gerektiğini söyledi. BM'nin son aylarda geçmiş yakınlaşmaları derleyen bir çalışma yürüttüğünü aktaran Holguin, bu yakınlaşmaların yeniden madde madde müzakere edilmek yerine ortak zemin olarak korunması gerektiğini kaydetti. Guterres'in yeterli hazırlık yapılmadan yeni bir genişletilmiş 5+1 toplantısı düzenlemek istemediğini belirten Holguin, güven artırıcı önlemler ve yöntem konusunda mesafe alınmamasının başarısızlık riskini artıracağını vurguladı.
Guterres'in görev süresinin sonuna yaklaşırken sürecin son oyununu belirlemeye çalıştığı yönündeki değerlendirmelere değinen Holguin, Genel Sekreter'in 10 yıldır Kıbrıslıların anlaşmaya varma olasılığını artırmak için çalıştığını belirtti. Çözüm arayışının bitmediğini, ancak asıl sorumluluğun Kıbrıslılara ait olduğunu söyleyen Holguín, açık sıralaması ve somut önerisi olmayan bir sürecin başarısızlık taşıyacağını ifade etti. Esas değişmesi gereken unsurun Kıbrıslıların mevcut gerçekleri algılama biçimi olduğunu dile getiren Holguin, tarafların önlerinde somut bir müzakere çerçevesi görmeleri halinde kurallarla müzakereye girmenin daha kolay olacağını kaydetti.
İki tarafın kamuoyundaki pozisyonları uzak olmasına rağmen BM'nin neden fırsattan söz ettiğine ilişkin soruya yanıt veren Holguin, liderlerle yaptığı görüşmelerde çözümün temel başlıklarını konuşma istekliliği gördüğünü belirtti. Yönetişim, mülkiyet, toprak, güvenlik, garantiler ve Avrupa Birliği'nin rolü gibi temel unsurların tartışılabileceğine dair işaretler bulunduğunu söyleyen Holguín, bunun Crans-Montana'dan bu yana görülmeyen bir gelişme olduğunu ifade etti. Liderlerin yüz yüze görüşmelerini teşvik ettiğini belirten Holguin, sivil toplum ve gençlerle temaslarında bölünmüşlüğü sona erdirecek bir çözüm isteği gözlemlediğini aktardı.
Kıbrıs müzakerelerinde asıl meselenin çözüm başlıklarının bilinmesi değil, yeniden nasıl başlanacağının belirlenmesi olduğunu ifade eden Holguin, tarafların eski zihniyetle müzakere yürütmesinin gerçekçi olmadığını söyledi. Bütün tarafların özün ne olduğunu bildiğini belirten Holguin, üzerinde çalıştıkları konunun yöntem olduğunu ve amaçlarının tarafların önceden belirlenmiş çerçevede masaya başlamasını sağlamak olduğunu kaydetti.
Geçmiş yakınlaşmaların satır satır yeniden müzakere edilmeyeceğini vurgulayan Holguin, bunların tek tek açılmasının zaman kaybına yol açacağını belirtti. BM'nin yaklaşımının bu yakınlaşmaları ortak zemin olarak muhafaza etmek olduğunu anlatan Holguin, yakınlaşma ile anlaşma arasında fark bulunduğunu ve her şey üzerinde anlaşılmadan hiçbir şeyin kabul edilmiş sayılmayacağını ifade etti. Son aylarda BM kayıtlarına dayalı bir yakınlaşmalar belgesi üzerinde çalıştıklarını da sözlerine ekledi.
Güven artırıcı önlemlerin sembolik adımlar olmadığını, gelecekteki siyasi düzenin işleyebilirliğini sınayan pratik araçlar olduğunu söyleyen Holguin; geçiş noktası açılması, gençlik komitesi, çocukların vatandaşlık sorunları, mayın temizliği ve yenilenebilir enerji projelerinin önemine işaret etti. Bu girişimlerin iş birliği alışkanlıkları oluşturduğunu belirten Holguin, önlemlerin paralel ilerlemesinin yeni bir 5+1 toplantısının önünü açabileceğini ve bunun vazgeçilmez bir koşul olduğunu kaydetti.
Güven artırıcı önlemlerin kabulü konusundaki tartışmalara değinen Holguin, sürecin bir taraf kabul etti diğeri reddetti şeklinde sunulmasının doğru olmadığını, kavramsal mutabakat olmasına rağmen sorunun uygulama aşamasında çıktığını belirtti. Suçlama arayışının pozisyonları sertleştirdiğini ifade eden Holguín, tarafların suçlu aramak yerine çözüme odaklanmasını istediğini kaydetti.
Avrupa Birliği'nin rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Holguin, yeni girişimin tarafları masaya getirmesi halinde Türkiye ile AB arasındaki olumlu adımların Kıbrıs sorununa da fayda sağlayacağını belirtti. BM'nin Türkiye-AB ilişkilerinin tarafı olmayacağını vurgulayan Holguín, bir anlaşma sağlanması halinde AB'nin teknik, siyasi ve mali desteğinin vazgeçilmez hale geleceğini ifade etti.
Kıbrıs'taki görevi boyunca kendisini en çok sessiz etkileşim ve iş birliğinin şaşırttığını söyleyen Holguín, teknik komitelerde çalışan Rum ve Türkleri, geçiş noktalarını kullanan gençleri örnek gösterdi. Günlük temasların ilişkileri dönüştürebileceğini belirten Holguin, ortak hedeflerin görülmesi gerektiğini kaydetti.
Başarının hesap verebilirliğe dayalı, zaman sınırlı ve nihai anlaşmaya ulaşma taahhüdü içeren siyasi müzakere süreci kurmak olduğunu belirten Holguín, liderlerin ortak bir gelecek ile bölünmüşlüğün uzun vadeli yönetimi arasında bir seçimle karşılaşacağını ifade etti. Kıbrıs Türk tarafında federal çözüm platformuyla seçim kazanmış bir liderlik bulunduğunu, BM Genel Sekreteri ve Güvenlik Konseyi'nin desteğinin sürdüğünü hatırlatan Holguin, bu fırsat penceresinin açık kalacağının varsayılmaması gerektiği uyarısında bulundu.







