İHD'den çerçeve yasa değerlendirmesi: Sürece katkı sunacağız
İnsan Hakları Derneği, Meclis'e sunulan kanun teklifini olumlu bulduklarını ancak bazı maddelerin düzeltilmesi gerektiğini açıkladı.
İnsan Hakları Derneği (İHD), "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi" hakkındaki görüşlerini paylaştı. Dernek tarafından yapılan açıklamada, barış yolundaki çabalara ve sürece katkı sunmaya devam edileceği vurgulandı.
İHD'nin sosyal medya hesabından yayımlanan yazılı açıklamada, Kürt meselesinin demokratik yollarla çözümü yönündeki müzakere sürecinin büyük bir dikkatle izlendiği ve kalıcı toplumsal barış umudu yaratan gelişmelerden heyecan duyulduğu ifade edildi. Söz konusu kanun teklifinin, sorunun şiddet içermeyen ve demokratik yöntemlerle çözülmesi adına önemli bir başlangıç olduğu belirtilirken, sürecin başarısının ancak evrensel insan hakları standartlarını ve demokratik dönüşümü esas alan bir programla mümkün olacağı kaydedildi.
Kamuoyunda çerçeve yasa olarak bilinen, silahsızlanma ve demokratik katılımı amaçlayan yasal düzenleme 5 Ağustos 2026 tarihinde yaklaşık 360 milletvekilinin imzasıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne (TBMM) sunulmuştu. Tasarıda sürecin ruhuna uymayan ve uygulamada sıkıntılar yaratabileceği düşünülen hususlara dair öneriler kamuoyuyla paylaşıldı.
Teklifin 1. maddesinde, Milli Güvenlik Kurulu'nun yapacağı tespitin zamana yayılmadan en fazla 1 ay gibi makul bir sürede ivedilikle gerçekleştirilmesinin sürecin hızlanmasını sağlayacağı aktarıldı.
Kanun teklifinin 3. ve 6. maddelerinde yer alan, örgüt militanları arasında suç türü ve suç tarihi temelinde yapılan kategorik ayrımın beklentileri karşılamadığı belirtildi. Bu yasanın Kürt meselesinin yol açtığı bütün yargılama ve mahkûmiyetleri ortadan kaldırmasının, silahsızlanma ve toplumsal barış sürecine ivme kazandıracağı savunuldu.
Teklifin 2. maddesiyle kapsam dışı bırakılan "kasten öldürme suçu failleri" tasnifinin hem kategorik ayrım hem de yargı içtihatları açısından sorunlu olduğu ifade edildi. Silah kullanılmadan da bu suçun işlenebileceği veya teşebbüs aşamasında TCK 302. maddeye göre hüküm kurulabileceği hatırlatılarak, bu muğlaklığın ölümle sonuçlanmayan öldürmeye teşebbüs şeklinde düzenlenerek giderilmesi istendi.
Teklifin 3, 6 ve 7. maddelerinde yer alan yargılama ve mahkûmiyet kararlarının ertelenme süresi ile 2 ila 3 yıllık siyaset yasağı gibi hak yoksunluklarının siyasi katılıma engel oluşturduğu belirtildi. Silahın yerine ikame edilmek istenen siyasi faaliyetlerin kısıtlanmasının kabul edilemez olduğu, halihazırda denetim altında tutulan kişilerin siyasi faaliyetlerinin engellenmesinin gereksiz bir düzenleme olduğu ifade edildi.
TBMM bünyesinde kurulacak "İzleme Komisyonu"nun siyasi katılıma açık olması, sivil toplum temsilcileri ile çatışma çözümünde uzman kişilerin komisyonda yer almasının toplumsal inanç ve güveni artıracağı kaydedildi.
Yasadan yararlanmak için başvuru şartının silahlı militanlar yönünden makul olduğu, ancak yurt dışında bulunanlar ve cezaevindeki tutuklular için bir gerekçesi bulunmadığı belirtilerek, bu kişiler için işlemlerin başvuru beklenmeksizin resen yapılması önerildi.
Fikirleri nedeniyle görevlerine son verilen Barış Akademisyenleri ile irtibat ve iltisak gerekçesiyle kamudan ihraç edilen personelin yasa kapsamı dışında bırakılmasının adalet duygusunu sarstığı, bu kişilerin de kapsama alınması gerektiği ifade edildi.
2024 yılının ekim ayında başlayan sürecin nihai bir toplumsal barışa ulaşması adına, sağduyulu bir yaklaşımla hazırlanan görüş ve önerilerin TBMM Adalet Komisyonu ve Genel Kurulu'ndaki görüşmelerde dikkate alınmasının sürecin ruhuna uygun olacağı bildirildi. Açıklama, İHD'nin barış yolunda çaba harcamaya ve sürece katkı sunmaya devam edeceği vurgusuyla tamamlandı.
Konunun geçmişi:5 Ağustos 2026'da Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi TBMM'ye sunulmuştu.






