Küresel batarya kapasitesi güneş enerjisini akşam saatlerine taşıyor
Enerji düşünce kuruluşu Ember raporuna göre, bu yıl 459 gigavatsaat yeni batarya kapasitesinin devreye alınması ve günlük üretimin yüzde 34'ünün kaydırılması bekleniyor.

Enerji düşünce kuruluşu Ember, güneş enerjisi ve batarya depolama sistemlerine ilişkin son raporunu yayımladı. Güneş enerjisindeki hızlı büyüme sürüyor. Artan batarya kapasitesi, gündüz üretilen elektriğin güneşsiz saatlere taşınmasında önemli rol oynuyor. Rapora göre, dünya genelinde bu yıl 459 gigavatsaat yeni batarya kapasitesinin devreye alınması bekleniyor. Bu miktar, 2025'te eklenen 307 gigavatsaatlik kapasiteye kıyasla yüzde 50 artışa işaret ediyor.
Ember'in hesaplamasına göre, bu yıl kurulan yeni bataryalar günlük güneş enerjisi üretiminin yüzde 34'ünü akşam saatlerine kaydırabilir. Bu oran 2025'te yüzde 18 düzeyindeydi. Söz konusu oran 2021'de ise yüzde 4 seviyesinde bulunuyordu. Raporda, yüzde 34'lük oranın teorik bir üst sınır olduğu belirtiliyor. Uygulamada tüm bataryalar güneş elektriğini güneşsiz saatlere taşımak amacıyla kullanılmıyor. Bazı sistemler ise yeterince kullanılmıyor. Bataryaların potansiyellerinden tam yararlanılması için iyi bir piyasa tasarımı gerekiyor.
Bataryaların önem kazanmasında güneş enerjisi üretiminin gün içindeki dağılımı etkili oluyor. Güneş enerjisinin küresel elektrik üretimindeki payı yılın ilk yarısında yüzde 10'u aştı. Pay rekor seviyeye ulaştı. Küresel güneş üretimi arttı. Üretim 2023'ün ilk yarısındaki 769 teravatsaatten 2026'nın aynı döneminde 1564 teravatsaate yükseldi.
Ember'in hesaplamasına göre, 2026'nın ilk yarısındaki ortalama bir günde güneş enerjisi 11.00-14.00 saatlerinde küresel elektrik talebinin yüzde 25'inden fazlasını karşılıyor. Öte yandan 20.00-05.00 saatlerinde doğrudan güneş üretiminin payı sıfıra yaklaşıyor. Bu durum bataryaların önemini artırıyor. Gündüz saatlerindeki üretim depolanıyor. Depolanan enerji talebin devam ettiği güneşsiz saatlerde kullanılıyor.
Batarya yatırımlarındaki hızlanmayı destekleyen gelişmeler arasında depolama maliyetlerindeki düşüş öne çıkıyor. Lityum demir fosfat teknolojisindeki gelişmeler etkili oldu. Batarya depolama sistemlerinin küresel ortalama kurulum maliyeti 2010'da kilovatsaat başına 2 bin 634 dolar seviyesindeydi. Bu maliyet 2025'te 140 dolara kadar geriledi.
Maliyetler 15 yılda yüzde 95 azaldı. Bataryaların performans, güvenlik ve çevrim ömründe de gelişme kaydedildi. Ember, bu gelişmelerle batarya depolamanın ekonomik ve ölçeklenebilir bir araç haline geldiğini belirtti. Sistemler gündüz güneşten üretilen elektriği güneşsiz saatlere taşıyor. Güneş ve batarya sistemlerinin birlikte kurulması yaygınlaşıyor. Dünya genelinde 2025'te devreye alınan yeni büyük ölçekli güneş enerjisi kapasitesinin yaklaşık dörtte biri batarya sistemleriyle kuruldu.
Batarya kapasitesinin hızla arttığı bazı pazarlarda güneş enerjisi ve bataryaların akşam saatlerindeki elektrik talebindeki payı yükseliyor. Bulgaristan ve Şili küresel ölçekte öne çıktı. İki ülke 2025'te günlük yeni güneş enerjisi üretimlerinin üçte ikisinden fazlasını güneşin olmadığı saatlere kaydırabilecek kapasite kurdu. Bu oran Bulgaristan'da yüzde 77 oldu. Şili'de ise yüzde 76 olarak gerçekleşti. Avustralya yüzde 60 oranla onları takip etti.
ABD'de güneş enerjisinin yoğun üretildiği Kaliforniya eyaletinde yılın ilk yarısında ortalama bir günde güneş ve bataryalar 19.00-21.00 saatlerinde elektrik talebinin dörtte birinden fazlasını karşıladı. Şili ve Bulgaristan'da 2023'ün ilk yarısında akşam saatlerinde güneş enerjisinin katkısı yok denecek kadar azdı. Bu yılın ilk yarısında ise bataryalar 19.00-21.00 saatlerinde elektrik talebinin Şili'de yüzde 10'undan fazlasını karşıladı. Bulgaristan'da ise bu oran yüzde 24'e ulaştı.
Raporda, batarya yatırımlarındaki artışın tek başına yeterli olmadığı vurgulanıyor. Depolama sistemlerinin enerji arbitrajı, yan hizmetler ve kapasite ödemeleri gibi farklı gelir kaynaklarına erişebilmesi gerekiyor. Piyasa tasarımı büyük önem taşıyor. Ember'e göre, güneş enerjisindeki bir sonraki büyüme aşamasında bataryaların ne kadar hızlı devreye alınacağı belirleyici olacak. Sistemlerin elektrik şebekelerine etkin entegrasyonu da kritik rol oynayacak.







