Türk Kızılay, gençlerle iklim elçisi temalı kamp düzenledi
Türk Kızılay, Heybeliada'da düzenlediği Gençlik Kampı'nda lise öğrencilerini iklim değişikliği konusunda bilinçlendirdi. 75 kız öğrenci, çeşitli etkinliklerle sürdürülebilir yaşamı öğrendi.

Türk Kızılay, Heybeliada'da düzenlediği Gençlik Kampı ile Türkiye genelinden lise öğrencilerini bir araya getirdi. 10-16 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirilen kamp, iklim değişikliği ve sürdürülebilir yaşam konularında farkındalık oluşturmaya yönelikti. Bu yıl 'İklim Elçileri' temasıyla düzenlenen kampa, Malatya, Elazığ, Tekirdağ ve Edirne'den 75 kız öğrenci katıldı.
Kamp boyunca katılımcılara sürdürülebilir yaşam, geri dönüşüm ve atık yönetimi gibi konularda eğitim verildi. Öğrenciler, doğayla iç içe etkinlikler sayesinde öğrendiklerini günlük yaşamlarına taşımaya teşvik edildi. Ayrıca, ilk defa tarım faaliyetleri de programa dahil edildi.
Gençler, ekim, üretim ve hasat süreçlerine katılarak doğayla daha güçlü bir bağ kurdular. Burada yetiştirilen ürünler kamp mutfağında kullanıldı. Drama, müzik, spor ve macera istasyonlarında yapılan çeşitli etkinliklerle öğrenciler, yeteneklerini sergiledi ve iletişim becerilerini geliştirdi.
Macera parkurunda yer alan aktiviteler, ekip çalışmasının önemini deneyimleme fırsatı sundu. Bu etkinlikler, aynı zamanda gönüllülük kültürünü ve toplumsal dayanışma bilincini pekiştirmeyi hedefliyordu. Türk Kızılay Heybeliada Gençlik Kampı Müdürü Ahmet Ergin, kampların amacı hakkında bilgi verdi.
Eğlenceli bir yaz geçirmeyi amaçladıklarını belirten Ergin, görsel sanatlar, drama, halk oyunları ve çeşitli spor branşlarında eğitimler verdiklerini ifade etti. Bu faaliyetlerle Kızılay'ın ilkeleri doğrultusunda yeni kazanımlar elde etmeyi hedeflediklerini vurguladı. Ergin, bu yılki kampın teması olan 'İklim Elçileri'nin önemine değinerek, iklim değişikliği ve kuraklığın artık yalnızca teorik kavramlar olmadığını, orman yangınları gibi olaylarla öğrencilerin daha hazırlıklı olmalarının hedeflendiğini aktardı.
Katılımcılar, sürdürülebilir yaşam ve ekosistemle ilgili eğitimler alırken, kamp alanında geri dönüşüm uygulamaları da yapıldı. Ergin, öğrencilerin doğa dostu olmayı öğrendiklerini ve evde en küçük atığın bile ayrıştırılmasının kampın önemli göstergelerinden biri olduğunu vurguladı. 'Hedefimiz değişimin evde başlamasıdır.
Çocukların, okulda arkadaşlarına örnek olması bizim için büyük bir kazanım,' dedi. Kampın, farklı bölgelerden gelen öğrencileri bir araya getirdiğini ve bu sayede birbirlerinin kültürlerini tanıdıklarını belirten Ergin, kamp sonunda kurulan dostlukların en büyük kazanımlar arasında yer aldığını ifade etti.
Kızılay kamplarının 90 yıllık bir geçmişe sahip olduğunu ve Heybeliada'daki tesisin 2008'den beri hizmet verdiğini açıkladı. Kampta katılan öğrencilerin, Milli Eğitim Bakanlığı ile yapılan protokol kapsamında belirlendiğini de söyleyen Ergin, öncelikli hedef kitlenin dezavantajlı gruplar olduğunu ifade etti.
Kampın sonunda olumlu geri dönüşler aldıklarını belirten Ergin, bu deneyimin gönüllülükten toplumsal sorumluluk üstlenmeye kadar birçok alanda etkili olduğunu sözlerine ekledi. Kampa katılan 12. sınıf öğrencisi Eylül Aktaş, Kızılay'ın yalnızca afetlerde değil günlük hayatta da ihtiyaç sahiplerine destek olduğunu gördüğünü açıkladı.
Ayrıca, sabah sporunun günlük yaşamına olumlu katkı sağladığını, halk oyunlarına olan ilgisinin arttığını belirtti. Kampa katılan öğrenci, iklim değişikliği konusunun kendisini en çok endişelendirdiğini ifade etti. Elazığ'dan gelen 12. sınıf öğrencisi Hazal Demirtaş, Kızılay'ı daha önce yalnızca kan bağışı araçları ile tanıdığını, kampın ardından çok daha kapsamlı faaliyetler yürüttüklerini gördüğünü söyledi.
Gönüllülüğün sadece bir unvan değil, yapılan işlere gönül vermeyi gerektirdiğini dile getirdi. Demirtaş, iklim değişikliğinin artık bir gelecek senaryosu olmaktan çıktığını, yaşanan olayların kendisini endişelendirdiğini belirtti. Farklı şehirlerden gelen öğrencilerin bir arada bulunmasının kültürel zenginlik olduğunu vurguladı. Elazığ'dan gelen başka bir öğrenci Melek Deniz de kampta daha öz güvenli ve girişken hale geldiğini ifade etti.
İklim değişikliği sebebiyle canlı türlerinin yok olmasının kendisini en çok endişelendiren konu olduğunu söyledi. Kampın başlangıcında kimseyle tanışamadığı için endişelendiğini ancak kısa sürede arkadaşlıklar kurduğunu belirtti.







