29 Temmuz 2026 Çarşamba
Gundemnabzi

Lipödemde diyet ve egzersize rağmen bacaklar incelmemesi uyarıcı

Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ali Baran Budak, lipödemin kadınlarda sık görüldüğünü ve obeziteyle karıştırıldığını belirtti.

Sağlık Servisiİlk yayın:

Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ali Baran Budak lipödem hastalığına dikkat çekti. Uzman özellikle kadınlarda görülen bu rahatsızlığın çoğu zaman obeziteyle karıştırıldığını ifade etti. Diyet ve egzersize rağmen bacaklardaki kalınlaşmanın devam etmesinin önemli bir belirti olduğunu vurguladı. Erken tanı ve kişiye özel tedavi yaklaşımlarının hastaların yaşam kalitesini artırabileceğini söyledi.

Prof. Dr. Ali Baran Budak şu değerlendirmede bulundu: "Son yıllarda farkındalığı giderek artan lipödem, yalnızca estetik bir görünüm sorunu değil; ağrıya, hareket kısıtlılığına ve yaşam kalitesinde belirgin düşüşe neden olabilen kronik ve ilerleyici bir hastalık olarak öne çıkıyor. Özellikle kadınlarda görülen bu hastalık, çoğu zaman kilo problemi veya obezite ile karıştırıldığı için tanıda gecikmelere yol açabiliyor."

Uzman hormonal değişimlerin hastalığı tetikleyebildiğini belirtti. Prof. Dr. Ali Baran Budak "Lipödem; bacaklarda, kalçalarda ve bazı hastalarda kollarda simetrik yağ dokusu artışıyla karakterize kronik ve ilerleyici bir hastalıktır. Hastalık genellikle ergenlik, gebelik veya menopoz gibi hormonal değişim dönemlerinde ortaya çıkar ya da belirgin hale gelir. Aile öyküsünün sık görülmesi ise genetik yatkınlığın önemli rol oynadığını düşündürmektedir" dedi.

Prof. Dr. Budak lipödemin obezite olmadığını vurguladı. "Obezitede yağ dokusu tüm vücutta artarken lipödemde yağlanma belirli bölgelerde yoğunlaşır. Hastalar diyet ve düzenli egzersizle kilo vermelerine rağmen özellikle bacaklarında incelme sağlayamaz. 'Kilo veriyorum ama bacaklarım incelmiyor' şikâyeti, lipödem açısından önemli bir uyarıcı olabilir" ifadelerini kullandı.

Uzman ağrı ve kolay morarmanın önemli belirtiler arasında yer aldığını söyledi. Simetrik bacak kalınlaşması, dokunmakla ağrı, kolay morarma, gün sonunda artan ağırlık hissi, hareket sırasında rahatsızlık ve diyet ile egzersize rağmen düzelmeyen bölgesel yağlanmanın en sık görülen belirtiler olduğunu belirtti. Bu yakınmaların zamanla ilerleyerek günlük yaşamı ciddi şekilde etkileyebileceğini ifade etti.

Prof. Dr. Budak lipödem ile lenfödemin farklı hastalıklar olduğunu altını çizdi. "Lipödem bir yağ dokusu hastalığıdır. Lenfödem ise lenf sıvısının dokularda birikmesi sonucu gelişir. Lipödemde ayaklar genellikle etkilenmezken, lenfödemde ayak ve ayak parmaklarında da şişlik görülür. İleri evrelerde iki hastalık birlikte bulunabilir" dedi.

Tanı için ayrıntılı hasta öyküsü ve fizik muayenenin yeterli olduğunu belirten uzman, gerekli görülen hastalarda Doppler ultrasonografi gibi yöntemlerle toplardamar hastalıkları ve diğer dolaşım bozukluklarının dışlanabildiğini ifade etti.

Tedavinin hastalığın evresi, klinik bulguları ve hastanın bireysel ihtiyaçlarına göre planlandığını vurgulayan Prof. Dr. Ali Baran Budak, tedavi öncesinde yapılan ayrıntılı doku değerlendirmesinin başarıda önemli rol oynadığını söyledi.

Prof. Dr. Ali Baran Budak şöyle devam etti: "Her hastada yağ dokusunun dağılımı, yoğunluğu ve etkilenen bölgeler farklılık gösterir. Bu nedenle tedavi öncesinde oluşturulan cilt altı doku haritalaması ve lipödem odaklarının ayrıntılı şekilde belirlenmesi, uygulanacak tedavinin doğru planlanmasını sağlar. Böylece tedavi hastanın anatomik yapısına ve hastalığın yaygınlığına göre şekillendirilir."

Uzman tedavide sağlıklı beslenme, kilo kontrolü, düzenli egzersiz, kompresyon tedavileri, manuel lenf drenajı, fizyoterapi uygulamaları ve ağrı yönetiminin temel yaklaşımlar olduğunu belirtti. Uygun hastalarda lazer lipoliz uygulamalarının da kişiye özel planlama doğrultusunda değerlendirilebildiğini ifade etti.

Prof. Dr. Ali Baran Budak lipödem tedavisinde yeni cihaz ve yöntemlerin geliştirildiğini söyledi. Tedavi seçiminde bilimsel kanıtların esas alınması gerektiğini vurguladı. "Bu alanda sürekli yeni cihazlar ve tedavi yöntemleri geliştiriliyor. Hastalar kimi zaman farklı cihazlarla çok sayıda seans uygulama görüyor ancak memnuniyet oranları kişiden kişiye değişebiliyor. Bu nedenle tedaviyi tek bir cihaz ya da tek bir yönteme indirgemek doğru bir yaklaşım değildir. Benim önceliğim, kanıta dayalı tıp çerçevesinde etkinliği bilimsel çalışmalarla desteklenmiş ve uluslararası kabul görmüş güncel tedavi yaklaşımlarını yakından takip etmektir. Gerek kullanılan teknolojiler, gerek destekleyici tedaviler, gerekse manuel uygulamalar sürekli gelişiyor. Bu değişimi yakından izleyerek her hastanın klinik bulgularına, doku yapısına ve ihtiyaçlarına uygun, kişiselleştirilmiş bir tedavi planı oluşturuyoruz" dedi.

Prof. Dr. Budak erken tanının önemine dikkat çekti. "Özellikle diyet ve egzersize rağmen bacaklarında incelme olmayan, kolay moraran, ağrı hisseden ve gün sonunda bacaklarında belirgin ağırlık yaşayan kadınların vakit kaybetmeden değerlendirilmesi gerekir. Erken dönemde başlayan doğru tedavi, hastalığın ilerlemesini yavaşlatırken yaşam kalitesinin korunmasına da önemli katkı sağlar" dedi.

Kaynak: Mynet Haber

İlgili Haberler