
London'da Göbeklitepe'den uzanan dijital sergi açıldı
DEM Müzecilik’in 'Timewalk' projesi, Londra'da antik medeniyetleri teknolojiyle buluşturdu.
Deneyim müzeciliği, klasik sergileme biçimlerinden farklı olarak ziyaretçileri anlatının tam içine çekiyor. Salondaki dört duvara, zemine ve bazen tavana yansıtılan görüntüler sayesinde izleyiciler, ister oturarak ister yürüyerek hareketli hikâyeleri takip edebiliyor. Kulaklıklar eşliğinde gerçekleşen bu yolculuk, özenle hazırlandığında tarihi mirası ve arkeolojiyi anlamayı çok daha kolay hale getiriyor.
İngiltere'nin başkenti Londra'da, insanlık tarihine ışık tutan arkeolojik miras bu dijital müzecilik anlayışıyla izleyicilerin beğenisine sunuldu. Ayasofya Tarih ve Deneyim Müzesi ile Efes Deneyim Müzeleri’ne imza atan DEM Müzecilik, yeni projesi 'Timewalk' ile antik medeniyetleri atmosferleri ve insan hikâyeleriyle yeniden canlandırıyor.
Türkiye’den Göbeklitepe ile başlayan bu deneyim; Babil, Antik Mısır, Maya ve Rapa Nui gibi tarihe iz bırakmış medeniyetleri kapsıyor. Nesneleri doğrudan sergilemek yerine ziyaretçiye çok duyulu bir atmosfer sunan bu yapım, Londra’da bu ölçekte ve beş ayrı uygarlığı tek çatı altında toplama özelliği taşıyan ilk proje konumunda.
Serginin Londra lansmanı, beş yıla yayılacak küresel bir kültür ihracı planının ilk adımı olarak hayata geçirildi. Yaklaşık 19 aylık hazırlık sürecinin ardından kurulan sergi, zamanla yeni uygarlıkların eklenmesiyle 21 medeniyetlik dev bir anlatıya dönüşecek. Paylaşılan yol haritasına göre projenin ikinci durağı 2027 baharında İtalya'nın başkenti Roma olacak ve bu konuda İtalyan kültür bakanlığı tarafından görüşmeler başlatıldı. Roma'nın ardından ise rota Japonya ve ABD'ye çevrilecek; ABD projesi için Timewalk kurgusunun bölgenin tarihsel yapısına uyarlanması yönünde çalışmalar sürüyor.
Tarihçiler, kuratörler, senaristler, 3D sanatçıları ve teknoloji uzmanlarından oluşan 250 kişilik uluslararası bir ekibin iki yılı aşkın süredir üzerinde çalıştığı proje, eğlenerek öğrenme ilkesini merkezine alıyor. Beş yıllık süreçte okul turlarıyla sergiyi ziyaret etmesi beklenen öğrenciler, Göbeklitepe ve Çatalhöyük başta olmak üzere pek çok medeniyeti yakından tanıma fırsatı bulacak.
Ziyaretçiler sergiye renkleri değişen, zaman tünelini andıran etkileyici bir alandan giriş yapıyor. Bu bölümde antik medeniyetlerin sembolleri ve kalıntı örnekleri sütunlarda yer alıyor. Girişte verilen kulaklık cihazları ilgili sütunlara yaklaştırıldığında eserlerin hikâyeleri dinlenebiliyor. Öykülendirmeler Türkçe olarak sanatçılar Selçuk Yöntem ve Devrim Yakut tarafından seslendirilirken, o döneme ait kıyafetlerle dolaşan oyuncular atmosferi güçlendiriyor. Her odayla birlikte dünyanın farklı noktalarındaki yaşam biçimlerine tanıklık ediliyor.
DEM Müzecilik Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Uğur Esin vizyonlarını, klasik müzeciliğe duyulan saygıyı ileri teknolojiyle birleştirerek Anadolu'nun ve insanlığın ortak mirasını geleceğe taşıyan kalıcı bir kültür köprüsü kurmak şeklinde özetliyor. Esin, projeye bir anda gelmediklerini, Ayasofya ve Efes projelerinden bu yana büyüyen 7-8 yıllık kemik bir ekiple küresel açılımı başardıklarını ve bu işe ticari olmaktan ziyade romantik baktıklarını ifade ediyor.
DEM Müzecilik CEO’su Eda Bildiricioğlu ise kurdukları yüksek operasyonel standartların İngiliz sektör temsilcilerince şaşkınlık ve takdirle karşılandığını belirtiyor. Sergide 25 farklı dilde sesli rehber sunulurken, çocukların tarihsel anlatıyla bağ kurabilmesi amacıyla özel bir çocuk dili modülü de kullanılıyor.
Serginin açılışında Mısır, Babil, Maya ve Rapa Nui anlatımlarına danışmanlık yapan yabancı akademisyenler de hazır bulundu. Türkiye'den ise Göbeklitepe ve Karahantepe Kazı Başkanı Prof. Dr. Necmi Karul etkinlikte yer aldı. Taş Tepeler Projesi verilerinin insanlık tarihine dair kabulleri değiştirdiğini vurgulayan Karul, geçmişin derin mirasını teknolojiyle buluşturan bu gösterinin bilimsel birikimi yeni nesillere aktarmak adına çok kıymetli bir adım olduğunu dile getirdi.



