3 Ağustos 2026 PazartesiUSD 47,54EUR 54,86
Gundemnabzi
Son Dakika
Sadakatsizlik bir gecede ortaya çıkmıyor

Sadakatsizlik bir gecede ortaya çıkmıyor

Sadakatsizlik, duygusal bağın zayıflamasıyla gelişen uzun bir süreçtir.

Yaşam Servisiİlk yayın:

İlişkiler genellikle aniden sona ermez. Uzmanlar, sadakatsizliğin de anlık bir durum olmadığını, çiftler arasındaki duygusal bağın zamanla zayıflamasının bir sonucu olarak ortaya çıktığını belirtiyor. Psikoloji ve Eğitim Bilimleri Fakültesi'nde kıdemli klinik psikolog olan Gabriela Marc, Adevărul gazetesine yaptığı açıklamada, bir erkeğin aldatmadan önce zihninde yaşadığı değişimleri ve ilişkilerin nasıl adım adım yıprandığını aktardı.

Sexual and Relationship Therapy dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre, bazı kişiler ilişkilerinde sorun yaşadıklarında çözüm ararken, bazılarının sadakatsizliğe daha sıcak baktığı tespit edildi. Hindistan'da 303 yetişkin üzerinde yapılan çalışmada, katılımcıların ilişki memnuniyeti, sadakatsizliğe yönelik tutumları ve sosyoseksüel eğilimleri değerlendirildi. Araştırmanın sonucunda, ilişki memnuniyetsizliğinin doğrudan aldatmaya yol açmadığı belirtildi. Çalışma, katılımcıların aldatmaya yönelik bakış açılarını inceledi, gerçek davranışları değil. Bu nedenle elde edilen sonuçlar, neden-sonuç ilişkisini değil, değişkenler arasındaki bağlantıyı gösteriyor.

Gabriela Marc, birçok kişinin aşkı güvenli ve değişmeyecek bir limana ulaşmak olarak gördüğünü, ancak hayatın doğasının bunun tersine işlediğini ifade ediyor. "İnsanlar yaşadıkları her deneyimle değişir. Sevinçler, kayıplar, başarılar ve başarısızlıklar kimliğimizi dönüştürür. Bugün yanımızda olan kişi, yıllar önce tanıştığımız kişi değildir. Asıl önemli olan, ilişkinin bu değişime nasıl uyum sağladığıdır" diyen Marc, çiftlerin birbirini keşfetmeyi bırakmasının ilişkinin en büyük kırılma noktalarından biri olduğunu aktarıyor.

Uzman, yakınlığın çoğu zaman büyük kavgalarla değil, fark edilmesi zor küçük değişimlerin birikmesiyle kaybolduğunu belirtiyor. İlk zamanlarda partnerler birbirini dikkatle dinlerken ve merak ederken, zamanla bu ilginin yerini "onu zaten tanıyorum" düşüncesi alıyor. Böylece hayranlık yerini alışkanlığa, merak ise kayıtsızlığa bırakıyor.

Marc, çiftler arasındaki duygusal mesafenin çoğu zaman dramatik olaylarla değil, günlük hayatın temposu içinde sessizce büyüdüğünü ifade ediyor. İş yoğunluğu, yorgunluk ve sorumluluklar nedeniyle birlikte vakit geçirmenin yeterli olduğu düşünülüyor. Ancak aynı evi, aynı masayı ve aynı yatağı paylaşan iki kişi zamanla birbirinin iç dünyasına yabancılaşabiliyor. Bu süreçte yalnızlık da farklı bir biçime bürünüyor. Kişi, partneri yanında olmasına rağmen artık gerçekten görülmediğini ve anlaşılmadığını hissedebiliyor.

Sadakatsizlik ise üçüncü bir kişinin ortaya çıkmasıyla başlamıyor. Gabriela Marc, birçok çiftte sadakatsizlikten çok önce duygusal kopuşun başladığını belirtiyor. Partnerin korkularını, hayallerini, hayal kırıklıklarını ve yaşadığı değişimleri merak etmeyi bıraktığımız an ilişkinin zayıflamaya başladığını ifade ediyor. Bu nedenle aldatma, uzun süredir devam eden bir sürecin yalnızca görünen kısmını oluşturuyor.

Araştırma, ilişkisinden memnun olmayan herkesin aldatmadığını da ortaya koyuyor. Bilim insanları, belirleyici unsurun kişinin bağlılık gerektirmeyen cinsel ilişkiye yönelik tutumu olduğunu vurguluyor. Bu fikre daha sıcak bakan kişiler, ilişkilerinde sorun yaşadıklarında sadakatsizliği daha kabul edilebilir bir seçenek olarak değerlendiriyor. Ayrıca erkeklerin, kadınlara kıyasla bağlanma gerektirmeyen ilişkilere daha olumlu yaklaştığı ve ilişki krizlerinde aldatmayı düşünmeye daha eğilimli olduğu tespit edildi. Ancak araştırmacılar, bu sonuçların yalnızca istatistiksel eğilimleri gösterdiğini vurguluyor. Aldatmayı kabul edilebilir görmek, kişinin bunu gerçekleştireceği anlamına gelmiyor.

Gabriela Marc, insanlar yeni birine ilgi duyduklarında aslında çoğu zaman yeni kişiye değil, uzun süredir bastırdıkları ihtiyaçlara yöneldiklerini belirtiyor. Uzman, birçok kişinin yeni bir ilişki sayesinde yeniden güldüğünü, merak duygusunu hatırladığını veya eskisi gibi hissetmeye başladığını, ancak bunun çoğu zaman yeni partnerden ziyade, uzun süredir ihmal edilen benlikle ilgili olduğunu ifade ediyor. Bu nedenle partner değiştirmenin her zaman sorunu çözmediğini söyleyen Marc, kişinin kendi içindeki eksiklikleri fark etmediği sürece aynı döngünün farklı ilişkilerde tekrar edebileceğini aktarıyor.

Aldatmanın psikolojisini anlamanın bu davranışı mazur göstermediğini vurgulayan Marc, sadakatsizliğin çiftlerin yaşayabileceği en ağır güven krizlerinden biri olduğunu belirtiyor. Aldatılan kişi çoğu zaman dünyasının anlamını kaybettiğini hissediyor ve bu acıyı anlamak ya da açıklamak, aldatan kişinin sorumluluğunu ortadan kaldırmıyor. Gerçek sadakat, yalnızca ilişkiye üçüncü bir kişinin girmemesi anlamına gelmiyor. Marc, sadakatin partneri yeniden tanımaya istekli olmak, merakı canlı tutmak ve birbirinin iç dünyasına ilgi göstermeye devam etmek anlamına geldiğini ifade ediyor. "Aşk belki de aynı kalmayı değil, değişirken birbirimizi yeniden bulmaktan vazgeçmemeyi gerektiriyor. Gerçek sadakat de tam burada başlıyor" değerlendirmesinde bulunuyor.

Kaynak: Sözcü

Aynı Saatlerde Yayınlananlar→ Tüm arşiv

İlgili Haberler